'İnfaz'ın tanığı anlatıyor

İlçe ayakta
Kızıltepe'de, 31 yaşındaki Ahmet Kaymaz ile 12 yaşındaki oğlu Uğur'un polisçe öldürülmesi ilçeyi karıştırdı. Uğur'un öğretmeni ve ailenin komşusu Ahmet Tekin dahil tanıklar, baba-oğulun 'eylem hazırlığındaki teröristler' olduğu açıklamasını yalanlıyor.
'Önce tarama'
Tekin'in, diğer komşularınkiyle örtüşen anlatımı şöyle: "Önce uzun bir tarama, beş dakika sonra beş-altı silah sesi geldi. 'Teslim ol' çağrısı duymadım. Uğur'un öğrencim olduğunu söyleyince defalarca, 'Emin misin?' diye sordular. 150 kadar polis vardı."
'Büyük gibi'ymiş
Tekin, "Uğur'u iki saat önce diğer çocuklarla oynarken görmüştüm. 'Bu küçük çocuk bu silahı taşıyabilir mi?' dediğimde, 'Karanlıkta koca adam gibiydi' karşılığı geldi" dedi. Savcılık soruşturmasının yanı sıra iki de mülkiye müfettişi incelemede bulunacak.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Mardin Kızıltepe'de geçen pazar günü bir baba ile 12 yaşındaki oğlunun öldürülmesiyle ilgili olarak resmi makamlar 'eylem hazırlığındaki teröristler' açıklamasını yaparken tanıkların anlatımı yargısız infaz iddialarını güçlendiriyor. İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) resmi makamlar ve tanıklarla görüşerek hazırladığı raporda yargısız infaza işaret edildi. Uğur Kaymaz'ın öğretmeni ve komşusu Ahmet Tekin, İHD heyetine, "Önce uzun bir tarama, 5 dakika sonra da beş altı kez silah sesi geldi. 'Teslim ol' çağrısı duymadım. Polislere Uğur'un öğrencim olduğunu söyleyince, panikle defalarca 'Emin misin' diye sordular" dedi. İnfaz iddialarıyla ilgili resmi makamlar suskunluğunu korurken adli soruşturmanın yanı sıra idari soruşturma da başlatıldı.
Kızıltepe'de TIR şoförü 31 yaşındaki Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz, 21 Kasım Pazar günü 16.30 sıralarında bir polis operasyonunda öldürüldü. Turgut Özal Mahallesi, 2227 Sokak girişindeki 4 numaralı evin önünde meydana gelen olayda, yakınlarının verdiği bilgiye göre Irak'a nakliyecilik yapan Ahmet Kaymaz, oğlu Uğur ile ertesi gün yola çıkacağı için evinin önündeki kamyonuna eşyalarını yerleştirmek istedi. Kaymaz ve oğlu evden çıktıktan kısa süre sonra da silah sesleri duyuldu.
Anadolu Ajansı, vali Temel Koçaklar'ın açıklamalarına dayandırarak geçtiği ilk haberinde, 'jandarma karakoluna saldıran teröristlerle çıkan çatışmada, iki kişinin öldürüldüğünü' duyurdu. Bu haberin ardından, yine Koçaklar'ın açıklamasından oluşturulan ikinci ajans haberinde ise karakol baskınından söz edilmezken, 'şüphe üzerine dur ihtarında bulunulan iki teröristin öldürüldüğü' kaydedildi. Açıklam da teröristlerin üzerinde iki Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, iki el bombası, altı şarjör, çok sayıda dolu fişek bulunduğu ve teröristlerin Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü binalarına eylem hazırlığı içerisinde olduğu da ileri sürüldü.
Öğrencisini teşhis etti
Öğretmen Ahmet Tekin, operasyon sırasında gördüklerini şöyle anlattı: "Akşam 16.30 sıralarıydı. Önce uzun süreli tarama şeklinde silah sesleri duydum. Hemen ardından Makbule Kaymaz ile kayınvalidesi Emine Kaymaz bizim eve geldi. Aramızda ufak bir duvar var. Kocası sürekli seyahatte olduğundan, bir şeyden korktular mı bize gelirlerdi. İçeri girdi, konuşamıyordu. Kürtçe olarak sadece, 'Ahmet, Uğur, silah, yol' diyordu. İlk silah seslerini duyduktan 5 dakika sonra, bu kez beş-altı kez tek atımlık silah sesi geldi. 'Teslim ol' çağrısı duymadım. 10 dakika sonra kapı çaldı. İki sivil polis bana, 'Komşunun evini arayacağız' deyip, gözlemci olarak bulunmamı istedi. Emine Kaymaz ile gittim. 10 dakika arama yapıldı. Silah filan bulunduğunu görmedim. O sırada savcı geldi, 'Dışarıda iki ceset var. Bak bakalım teşhis edebilecek misin' dedi. Dışarı çıktım."
Önce öğrencisini gördüğünü söyleyen Tekin şöyle devam etti: Kamyonun ön tarafında Uğur'u gördüm, kanlar içindeydi. Yanında uzun namlulu bir silah vardı. Savcı ve polislere, öğrencim olduğunu, adının Uğur olduğunu söyledim. Şaşırdılar, 'Emin misin' diye sordular. 5/C sınıfı öğrencisi olduğunu söyleyince, polisler telaşlandı. Birkaç kez daha emin olup olmadığımı sordular. Daha sonra kamyonun kapısının yanında Ahmet Kaymaz'ın cesedini gördüm. Onun da yanında bir silah vardı. Onun Uğur'un babası olduğunu, kamyonculuk yaptığını söyledim. Yine şaşırdılar. Bunun üzerine savcı, 112 Hızır Acil Servis görevlilerine müdahale edip etmediklerini sordu. Onlar da, 'Ancak ön taraftakinin nabzına bakabildik. Polisler daha fazlasına izin vermedi' dedi. Uğur'un da, babasının da ayağında terlik vardı. Savcı daha sonra evimizdeki Makbule Kaymaz ile görüştü. Kocasının işini sordu. Kamyoncu olduğu, yol hazırlığı yaptığı cevabı alınca, nereye gideceğini sordu. Makbule Kaymaz İskenderun deyince de, 'Terlikle mi İskenderun'a gidecekti?' dedi. O da, 'Eşyalarını yüklüyordu, yemekten sonra gidecekti' dedi. Olay yerinde 150 kadar polis vardı. Polislere ne olduğunu sordum, çatışma çıktığını söylediler. Ben de, ölenleri tanıdığımı, birinin öğrencim olduğunu, iki saat önce kapının önünde diğer çocuklarla oynarken gördüğümü söyledim. 'Bu küçücük çocuk bu silahı taşıyabilir mi?' dediğimde, 'Karanlıkta koca adam gibiydi' karşılığını verdiler."
'Oğlumun diz üstü oturduğunu gördüm'
Makbule Kaymaz, kocasının olayın ertesi günü yük almaya gideceği İskenderun için hazırlık yaptığını anlatarak şunları söyledi: "Akşam 16.30'ta sofrayı hazırlamıştım. Eşim de kamyona yerleştirmek üzere battaniye, yatak gibi eşyalarını Uğur ile alarak sokağa çıktı. Eşyaları kamyona bırakıp gelecek, yemek yiyeceklerdi. Onlar çıktıktan kısa süre sonra silah sesleri duyuldu. Evde üç çocuğum ve kayınvalidem vardı. Korktuk, aynı zamanda akrabamız olan yan komşunun avlusuna geçtik. Bu esnada, oğlum Uğur'un kamyonun önünde diz çökertilmiş şekilde, boynu yere eğik olarak oturtulduğunu gördüm. Karanlıktı, ama üzerinde beyaz pantolon olduğundan onu fark ettim. Korktum ve komşumuzun evine girdik. Sonra yine silah sesleri geldi."
Kızıltepe'de kamyonculuk yapan Beşir Özkılıç da İHD heyetine pazartesi günü Ahmet Kaymaz'la birlikte İskenderun'a gideceklarini söyledi.
Kaymaz ailesinin avukatı da olan İHD Mardin Şube Başkanı Hüseyin Cangir, kendileriyle konuşan görgü tanıklarının, can güvenliği endişesiyle kimliklerini açıklamak istemediklerini söyledi. Bazı tanıkların olayı evlerinin penceresinden gördüğünü belirten Cangir şöyle devam etti: "Görgü tanıkları 5 dakika arayla iki kez silah sesleri duyduklarını söylediler. Elektriklerin kesik olması nedeniyle polislerin cesetlerin bulunduğu yeri projektörlerle aydınlattığını görmüşler. Kanlar içinde yatıyorlarmış ve silah görememişler. Zaten polisler bağırarak, 'Bunların üzerinde bir şey yok, temiz' demişler. Bu konuşmalardan sonra projektörler söndürülmüş, beş dakika kadar sonra tekrar aydınlatıldığında ise cesetlerin yanında uzun namlulu silahlar varmış. Can güvenlikleri sağlanırsa mahkemede de konuşacaklar."
Kaymaz ailesinin 'kasten adam öldürme' iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu belirten avukat Hüseyin Cangir, adli soruşturmanın sürdüğünü, İçişleri Bakanlığı'nın da idari soruşturma başlatarak iki mülkiye müfettişini görevlendirdiğini söyledi. Cangir, Ahmet Kaymaz'ın olaydan iki gün önce bürosuna uğradığını belirterek, "1993 yılında köylerinin boşaltılıp yakılmasıyla ilgili zararının karşılanması için 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanmasına İlişkin Yasa uyarınca başvuru yapmak için vekâlet verdi. Irak'a gideceğini ve bir an önce işlemleri başlatmamı istedi" dedi. Cangir, müvekkilinin iddia edildiği gibi PKK hükümlüsü olmadığını, yardım yataklık suçlamasıyla açılan davadan beraat ettiğini söyledi.
Vali: Artık açıklama yapmam
Vali Temel Koçaklar, "Ben hiçbir ajans muhabirine yazılı-sözlü beyanat vermedim. Bu konuda tek açıklama var, o da arkadaşlarımız tarafından kaleme alındı (AA'nın ikinci haberinde yer alan 'dur' ihtarına uyulmaması sonucu çıkan çatışmada iki teröristin ölü olarak ele geçirildiği yönündeki açıklama). Konu adli safhada olduğu için, ne söylesem yanlış anlaşılır. Artık açıklama yapmayacağım" dedi.
'İstenilse zarar verilmeyebilirdi'
Kızıltepe Cumhuriyet Savcısı Özlem Pınar Haktanır Akkoç ile görüşen İHD'nin hazırladığı raporda, güvenlik görevlilerinin siper olarak kullandığı kamyon ve bahçe duvarında çatışma izini andıracak mermi izine rastlanılmadığı belirtilerek, "Otopsi raporunun incelenmesinde Uğur Kaymaz'ın sağ ve sol eline dört, sırt bölgesinden dokuz olmak üzere toplam 13 adet merminin isabet ettiği, dokuz mermi yarasında yakın atış izlenimi doğuran barut izi görüldü. Ahmet Kaymaz'ın da uyluk ve sol eline iki, göğüs kısmına dört, sırt bölgesine iki olmak üzere sekiz adet mermi isabet ettiği, tüm yaralarında yakın atış izlenimi doğuran barut izi görüldü. İsabet eden ilk atışlar sonrasında, bedenlerinin aldığı yeni posizyona göre aynı yönlü atış sonucu olma ihtimalinin yüksek olduğu saptandı" denildi. Raporda, açık bir alan olan olay yerinde, istenilse bu kişilerin zarar verilmeden yakalanabileceği belirtildi.
Savcı: Sadece izleneceklerdi
Kızıltepe Savcısı Özlem Pınar Haktanır Akkoç, olaydan bir gün önce güvenlik güçlerinin, bir istihbarat sonucu evi bilgisi dahilinde izlemeye aldığını belirterek şunları söyledi: "Bu evde yasadışı örgüt üyesi silahlı militanların silahlı eylem hazırlığı yaptığı bildirilmişti. Ancak evde aynı zamanda bir ailenin yaşadığı ve çocukların da olabileceği ihtimaline binaen, eve yönelik herhangi bir operasyon yapılmasını istemedik. Pazar günü de süren izleme, benim bilgim dahilindeydi. Olay günü evden iki şahsın çıktığı tespit ediliyor. Ancak dur ihtarına silahla karşılık verilmesi üzerine çıkan çatışmada, iki şahıs da olay yerinde yaşamını yitiriyor."
Öldürülenlerin, olay yerindeki caddeden her gün geçen askeri bir servis aracına eylem hazırlığında olduklarını düşündüklerini belirten Akkoç, "Olayı her yönden soruşturuyoruz. Kaymaz ve eşinin örgüt bağlantıları olup olmadığı, güvenlik güçlerinin silah kullanma yetkilerinin aşılıp aşılmadığını da inceliyoruz. Delillerin incelemesini polis laboratuvarında değil, İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda yaptırıyoruz" dedi.