İnsafsızca yolsuzluk

Genelkurmay Savcılığı, Özel Kuvvetler Komutanlığı Kışlası'nın inşaatındaki yolsuzluğu, 'izan ve insafın ötesinde' diye tanımladı. İddianamede ilginç saptamalar var: Zeminin yüzde 90'ı kaya, ama 'Su var' denilerek keşif bedeli yüzde 280 artırılmış.
Diğer bulgular şöyle: Müteahhit yavaş çalışan idarenin proje onaylamasını beklemeden imalatları bitirmiş. İmalat projeye değil, proje imalata uyarlanmaya çalışılmış. Mevzuat harici sübjektif prensipler geliştirilmiş. İşlemler kamu adına endişe verici.
Haber: TOLGA AKINER / Arşivi

ANKARA - Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın, Gölbaşı/Oğulbey'deki Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) kışlasının inşaatında devletin 132 trilyon lira zarara uğratıldığı gerekçesiyle aralarında albayların da bulunduğu 39 sanıklı dava iddianamesinde askeri savcı, yolsuzluğu 'İzan ve insafın ötesinde' şeklinde tanımladı.
'Keşif bedeli yüzde 280 artırıldı'
İddianamede, ÖKK 1. kısım tamamlama inşaatı 2. ihale ile ilgili bölümde; 9 Ağustos 1995'te sanık Ali Osman Özmen'in şirketine verilen ihalenin DSİ 5. Bölge Müdürlüğü'ne yaptırılan zemin etüdü neticesinde zemin emniyet gerilemesinin düşük olduğu ve zeminde yoğun bir yeraltı suyu bulunduğu gerekçesiyle 850 milyar TL olan birinci keşif bedelinin yüzde 280 artırıldığı belirtildi. Bu kısmın da mevcut sözleşme dahilinde Özmen A.Ş.'ye yaptırıldığı vurgulanan iddianamede, "İşin bir an önce bitirilip hizmete açılabilmesi ve sözde Hazine menfaatleri gözetilerek dönemin müsteşar ve bakanına arz edilmiş ve 12 Ekim 1997 tarihli bakan onayı alınmıştır" denildi.
'Proje imalata uydurulmuş'
İddianamenin ÖKK inşaatlarındaki yolsuzluk ve usulsüzlük alanlarıyla ilgili bölümünde birliğin konuş sahası olarak Gölbaşı-Oğulbey mevkisinin seçildiği anımsatılarak, şöyle denildi: "Zemin klası yüzde 90 kaya olarak belirlenmişken sözde zeminden su çıktığı gerekçesiyle katlamalı mukayeseli keşif artışlarıyla zemin iyileştirme adı altında yapılan imalatlar her türlü izan ve insafın ötesindedir. Şunu teslim etmek gerekir ki; tesisi bir an önce birliğin kullanımına açma planları ve gayretleri imalatın önde gitmesine yol açmıştır.
Müteahhit yavaş çalışan idarenin proje onaylamasını beklemeden imalatları bitirmiştir. Bu yüzden 'imalat projeye değil, proje imalata uydurulmaya' çalışılmıştır. Projesi veya idarenin yazılı onayı olmadan başlanıp bitirilmiş bir imalat için mevzuatta öngörülmeyen sübjektif nitelikte prensipler geliştirilmeye çalışılmıştır."
İddianamede Oğulbey gibi önemli bir projede, arazinin seçimi, ödeneklerin planlanması, tesis ihtiyaçlarının ve önceliklerinin belirlenmesi, imalatların kontrolü ve kabulü işlemlerinde profesyonel bir yönetim anlayışının egemen olması gerektiği vurgulandı. Ancak, "Şaşırtıcı ve kamu adına endişe verici işlemlerin hiç de böyle olmadığı yapılan soruşturmayla görülmüştür" denildi. Projede iyi şeyler olduğuna da değinilen iddianamede, şöyle devam edildi:
'Neden-sonuç aldatmacası'
"Müteahhit Ali Osman Özmen kendisine hedef olarak gösterilen '2000'li yılların en modern garnizonunu yapacaksın' şeklindeki üst komutanlık direktiflerini hayata geçirmeye gayret etmiştir. Ne zaman ki menfaatle proje onaylatılmış, kanun dolanılmaya çalışılmış, sahte evrakla ederinden fazlaya lüks ithal imalatlar yapılmış ve gerçekdışı raporlarla katlamalı keşif artışları alınmışsa bu durum yasal himayeden uzak tutularak suç isnadına konu olmuşlardır.
Ayrıca, teknolojinin yanı sıra garnizonun büyüklüğünün keşif artışına gerekçe yapılması da ilginç bir neden-sonuç aldatmacasıdır. Garnizonun büyüklüğü keşif artışının nedeni değil, sonucudur."