İnşallah silahlar susar

İnşallah silahlar susar
İnşallah silahlar susar
Kılıçdaroğlu, sürecin geleceği hakkında "Öngörümü değil temennimi söyleyebilirim. İnşallah silahlar susar, terör biter" dedi.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu , AK Parti’yi kamuoyunda ‘CHP sürece karşı, engel oluyor’ algısını yaymakla suçlarken, “CHP’de ‘sorun çözülmesin’ diyen mi var? Hiçbir CHP’li ismin ağzından böyle bir çözüm çıkmadı” dedi. Kılıçdaroğlu, halihazırda hükümetin devam ettirdiği sürecin geleceği hakkındaki öngörüsünü sorunca, “Öngörümü değil temennimi söyleyebilirim. İnşallah silahlar susar, terör biter” yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, CHP’nin TBMM’de AK Parti tarafından sahiplenilen önergeyi kendi üslubuyla yeniden vermeye hazırlandıklarını, ayrıca ‘Demokratik Türkiye’ manifestosu açıklayacaklarını anlattı.

Masaya yumruk vurulmuş

CHP’nin çözüm sürecine ilişkin tavrı günlerdir tartışılıyor. Kılıçdaroğlu partinin çizgisini ortaya koysa da CHP içinden gelen farklı açıklamalar, CHP’nin çözüm süreci konusunda ‘yönsüz’ olduğu izlenimi yaratıyor. Son üç günde atılan bazı adımlar, Kılıçdaroğlu’nun masaya yumruğunu vurduğunu ve bundan sonra daha net bir tavır izleyeceğimizi ortaya koyuyor. Bunu nereden mi anlıyorum? Parti kulislerinde Gülseren Onanç’ın istifası ve Dilek Akagün Yılmaz’ın disipline sevk süreciyle ilgili konuşulanlardan. Şöyle ki Onanç’ın istifasına giden temel kırılma noktası, Onanç’ın Genel Başkan’ın ‘TV programına çıkmayın’ talimatına rağmen bir yayına katılması. Kılıçdaroğlu, otoritesini sorgulayan bu davranışı affetmemiş ve Onanç’ın istifasını istemiş. Dilek Akagün Yılmaz’ın disipline gidişinde de bizzat Kılıçdaroğlu’nun katı tutumu etkili olmuş. Parti içi tartışmalara ve karşılıklı eleştirilere hiçbir zaman müdahale etmeyen, hatta ‘demokrasinin gereği’ olarak gören Kılıçdaroğlu, Yılmaz’ın Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’na ‘CIA ajanı’ demesini hakaret olarak görmüş ve hoşgörü göstermemiş. Kılıçdaroğlu’nun bu tavrı dikkate alınırsa Disiplin Kurulu’ndan Yılmaz’la ilgili çıkacak kararın ağır olması kaçınılmaz görünüyor. Kılıçdaroğlu’nun bu kararlılığını kurmaylarından dinledikten sonra kendisiyle konuşma fırsatı buldum. Çözüm süreci konusunda CHP’den basına yansıyan görüş ayrılıklarını hatırlatıp, partinin görüşünün ne olduğunu sordum.

CHP manifesto açıklayacak

Kılıçdaroğlu öncelikle CHP’li hiçbir ismin ağzından bugüne dek ‘Sorun çözülmesin’ sözünün çıkmadığına dikkat çekti ve “Bundan sonra da çıkmayacak. Biz hükümete kredi bile açtık, ‘nasıl istersen öyle çöz’ dedik” ifadesini kullandı. Partisinin Türkiye’nin demokratikleşmesi, bu kapsamda da Kürt sorununun çözümüyle ilgili manifesto hazırlığı yaptığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, manifestonun ipuçlarını TBMM’deki grup toplantısında verdiğini anlattı. Kılıçdaroğlu şu bilgileri verdi: “Orada açıkladığım 16 ilkeyi daha da detaylandıracağız. Türkiye’nin demokratikleşmesi için atılması gerekenleri ortaya koyduk. Bunlar, sorunun sonlandırılması, sürecin geliştirilmesi, ileri götürülmesi için çok önemli. Bununla ilgili yasa tekliflerimiz zaten Meclis’te. ‘Bunları sonuçlandıralım’ diyoruz.” Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin kamuoyuna ‘CHP sürece karşı, engel oluyor’ gibi bir manzara yaymaya çalıştığına inanıyor. “Bu doğru değil. Biz neye engel olduk?” diyen Kılıçdaroğlu, “TBMM’de kendi önerinizden imzaları çektiniz” demem üzerine de şunu söyledi: “Bizim öneriyi istismar etmek istediler, ettirmedik. Bu oyunların herkes farkına varmalı. Sezgin (Tanrıkulu) Bey önergeyi yeniden vermek için çalışma başlattı. (CHP’nin çözüm süreci konusunda bölündüğüne, bir grubun sürece destek için topladığı iddia edilen) İmza toplama işi bununla ilgilidir. Bizim öneri, terörün sonlandırılmasıyla ilgili herkesin katkı vermesi, öneriler sunmasıyla ilgiliydi. AKP ise TBMM’yi taraf yapıyor.”

Neyi destekleyeceğiz?

Kılıçdaroğlu’na sözü dolandırmadan şu soruyu sordum; “Siz çözüm önerilerini toplayalım ama ilerleyen bir süreç var. İmralı - MİT görüşmeleri ile Kandil trafiği var. PKK çekilmeye hazırlanıyor. âkil adamlar çalışmalarına başladılar. Bu sürece neden katkı vermiyorsunuz?”
Yanıtı çok netti: “Bunları biz de basından izliyoruz. Bilmediğimiz bir konuda nasıl katkı verebiliriz? Kim istemez terör sonlansın. Ancak onların istediği ‘soru sormayacaksın, her şeyi kabul edeceksin’ tarzı bir destek. Sadece ‘destekliyoruz’ diyeceksiniz. Destek vermeyince suçlu olacaksınız. Ben bilmiyorum ki neyi destekleyeceğimi...” Kılıçdaroğlu’na PKK’nın silah bırakması için devam eden sürecin geleceğine ilişkin öngörüsünü de sordum. Öngörü söylemesinin mümkün olmadığını ama temennisini söyleyebileceğini ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “İnşallah silahlar susar, terör sonlanır...” 

Ciddi fay hatları oluşur 

CHP’nin sorunun hukuk zemininde çözülmesini istediğini, ancak hükümetin hukuk zemininden çıktığını savunan Kılıçdaroğlu, korktuğu ve ‘tehlikeli’ bulduğu ihtimali şu sözlerle anlattı: “Olay bitmezse RTE (Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ı kastediyor) Batı’ya bundan sonra ‘PKK terör örgütüdür’ diye anlatamaz. Beni korkutan temel unsur hayal kırıklığıdır. Sürecin soğukkanlı götürülmesi önemli. Aksi takdirde maliyeti çok yüksek olur. Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı olarak bunu söylemek zorundayım. (Süreç olumlu sonuçlanmazsa) Toplumda ciddi fay hatları oluşur.
Herkesin sorumlu olması lazım. Sürecin başarıya ulaşması için herkesin, özellikle de iktidar partisinin çok dikkatli olması lazım. Biz bu noktada sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve üstümüze düşeni yerine getiriyoruz.”