'İnsan hakları ertelenmez'

Örgütlerden hükümete

İnsan hakları örgütleri, 'işkenceye sıfır tolerans' sloganını yineleyen hükümeti uyarıyor. TİHV: İnsan hakları AB gündeme geldiğinde anımsanıyor. Bu faydacılıktan vazgeçilsin. Devlet insan hakları alanından çekilsin. İHD: Polise verilen yeni yetkiler haklara kısıtlama getirdi. Mazlum Der: Türban konusunda adım atılsın.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

ANKARA - 60. hükümetin 'işkenceye sıfır tolerans' vaadini yeterli bulmayan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), hükümete kendi hazırladığı 'İnsan Hakları Gündemi' raporunu sunmaya hazırlanıyor.
TİHV, Devlet Bakanı Cemil Çiçek'e sunulacak raporda insan hakları alanındaki 'geri gidişi' durduracak adımlar atılmasını istedi. TİHV Başkanı Yavuz Önen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu hükümet programındaki 'işkenceye sıfır tolerans' ve 'İnsan hakları ihlallerinin üzerine büyük bir kararlılıkla gidilecek' vaatlerinin kendileri için yeterli olmadığını, aynı kararlılığı uygulamada beklediklerini ifade ederken, rapor özetle şöyle:

  • İnsan hakları, AB'yle ilişkilere göre öncelikli konu olmuş ya da unutulmuştur. Bu göstermelik ve faydacı tarz değiştirilmeli. Devlet, İnsan Hakları Başkanlığı, İl ve İlçe İnsan Hakları kurulları oluşturarak, 'İnsan hakları alanında bir şey yapmak gerekiyorsa onu da devlet yapar' yaklaşımıyla, bu alanı resmileştirme girişiminde bulunmuştur. Bu kurumların bir işe yaramadığı kabul edilmeli ve devlet insan hakları alanını yönetme girişiminden vazgeçmeli.
  • Devletin insan haklarıyla ilişkisi bağımsız ve yansız ulusal kurumlar aracılığıyla düzenlenmeli. Ulusal İnsan Hakları Kurumu'nun oluşmasına olanak verilmeli, BM İşkenceye Karşı Sözleşme'nin eki Seçmeli Protokol onaylanmalı.
  • Kürt halkının sesine kulak verilmeli. Kürt kimliğinin inkârı üzerine kurulu devlet yaklaşımı terk edilmeli, Kürt sorununun barış ortamında konuşulması ve ortak bir dil oluşturulması için çaba harcanmalı.
  • Siyaset, terörle mücadele söylemi ve silahlı güçlerin gölgesinden kurtarılmalı.
  • İşsizliği kökten çözecek bölgeye dönüş güvenliği ve olanakları yaratılmalı.
  • Türkiye'de farklı etnik gruplar, din ve vicdan farklılıkları kabul edilmeli.
  • Kamu çalışanlarının grevli ve toplu sözleşmeli hakları yasalaştırılmalı.
  • Daha fazla gecikmeden devlet katında da bir yüzleşme süreci örgütlenmeli. Geçmiş soruşturulmalı, sorgulanmalı. Mağdurlar geç de olsa kucaklanmalı.
  • 2004 AB zirvesinde Türkiye tam üyelik sürecine şartlı da olsa vize aldıktan sonra eskiye geri dönüş gündeme geldi. TCK'nın 301. maddesi uygulanarak ifade özgürlüğü baskı altına alındı.
  • Gözaltı rejimi OHAL koşullarının da gerisinde. Polis Yetki ve Selahiyetleri Kanunu değişikliğiyle polislerin yetkileri savcılık düzeyine çıkarıldı, duraksamadan ateşli silah kullanma mümkün kılındı.
  • İşkence vakalarında artışlar ve gözaltı yerlerinde ve cezaevlerinde ölümler olmuştur. Bu geriye gidiş durdurulmalı, sivil toplumla ve insan hakları örgütleriyle yeni bir demoratikleşme programı hazırlanmalı.
  • Cezaevlerinde tecrit uygulaması sürüyor. Yeni bir cezaevleri anlayışı gelişmeli.
    Önen: Kaygılıyız
    Önen, Radikal'e yaptığı açıklamada 59. hükümetin de 'işkenceye sıfır tolerans' vaadinde bulunduğunu anımsatarak "Ancak bu vaat kâğıt üzerinde kaldı" dedi. Önen şunları söyledi: "İşkenceye sıfır tolerans anlayışını uygulamada göremedik. Devlet görevlilerinin aşırı şiddet kullanmasının önüne geçilmedi. Sorumluların yargı önüne çıkarılması engellendi. Yine mi böyle olacak diye kaygılarımız var. Çıkarılan Polis ve Yetki Selahiyetleri Kanunu kaygılarımızın haklılığını ortaya komuştur."
    Hükümet programı ne diyor?
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu programda yer alan insan haklarıyla ilgili bölüm şöyle:
    "Demokrasinin ve hukuk devletinin nihai amacı, bütün temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak, insanların korku ve endişeden uzak olarak güven içinde yaşamalarını sağlamaktır.
    Temel hak ve özgürlükler konusunda ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtilen esaslar uygulanacak, özellikle Kopenhag siyasi kriterlerine tam uyum sağlanacaktır.
    'Sıfır tolerans' anlayışıyla işkence, kayıp, gözaltında ölüm, faili meçhul cinayet gibi demokratik hukuk devletinde kabul edilemez insan hakları ihlallerinin üzerine, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da büyük bir kararlılıkla gidilecektir.
    Hükümetimiz, demokrasinin daha da kökleşmesi için sivil toplumun güçlenmesini ve etkili bir kamuoyu denetimini gerekli görmektedir.
    Hükümetimiz, çoğulcu ve katılımcı demokratik siyasal sürecin sivil toplum örgütlerine daha fazla açılması ve siyasal karar alma süreçlerinde ilgili toplum kesimlerinin görüş ve önerilerini almaya devam edecektir."
    Örgütler vaatleri inandırıcı bulmadı
    İnsan hakları örgütleri, hükümetin insan hakları programını değerlendirdi. İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Reyhan Yalçındağ, AKP hükümetlerin hep 'işkenceye sıfır tolerans' söylemini dile getirdiğini ancak uygulamanın "işkenceciye tolerans" şeklinde olduğunu öne sürdü ve beklentilerini şöyle sıraladı:
  • 'İşkenceye sıfır tolerans' yaklaşımı AKP iktidarlarında 'işkenceciye tolerans'a dönüştü. Bunun önüne geçilmeli. Sorumlular hakkında açılan idari ve adli soruşturmaların zamana yayılmadan sonuç vermesi sağlanmalı.
  • Anayasa çalışmalarına insan hakları örgütleri katılmalı.
  • Düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki bütün maddeler kaldırılmalı. TCK'da düşünceyi suç sayan sadece 301. değil, 215.,216. gibi maddeler de kaldırılmalı.
  • Polis Yetki ve Selahiyetleri Kanunu'yla getirilen sınırlamaların tamamı kaldırılmalı.
  • Terörle Mücadele Yasası'nda şiddet içermeyen barışçıl gösterilerin suç sayılmasından vazgeçilmeli.
  • Kürt sorununun çözümü konusunda tam anlamıyla Kopenhang kriterleri uygulanmalı. Kürtlerin kültürel ve kimlik hakları anayasal güvence altına alınmalı.
  • Kadın sığınma evlerinin sayısı artılarak bu mekânlar iyileştirilmeli.
    Türban için adım atılmalı
    MAZLUM-DER Genel Başkanı Halit Çelik ise AKP hükümetinin insan hakları alanında bazı iyi niyetli adımlar attığını ancak uygulamada başarılı olmadığını söyledi. Çelik taleplerini şöyle sıraladı:
  • İnsan hakları ihlallerini azaltma yönünde çalışmalar var ise de uygulamada bazı aksaklıklar olduğunu biliniyor. Uygulamaya dönük çalışmaların hızlandırılması gerekir. Polis Yetki ve Selahiyetleri Kanunu'nda yapılan değişikliklerle verilen yetkiler ihlallere neden olmakta. Bu yasa kaldırılmalı.
  • Düşünce özgürlüğünün önündeki diğer engeller kaldırılmalı.
  • İnsan hakları örgütleri görmezden gelinilmemeli. Anayasa değişikliklerinde bu örgütlerin görüşü alınmalı.
  • Dini görünüm gerekçeli ayrımcılık ve kısıtlılık hem çalışma hayatında hem eğitimde devam ediyor. Hükümet kurumsal mutakabat beklentisinden vazgeçerek bu alandaki yasağı kaldırmalı.