İnsan hayatı ikinci planda mı?

'Ceza soruşturması mı, insan hayatı mı önce gelir?', 'Bir suç sonucu ölen kişinin organları, savcının izni olmadan bir hastaya nakledilebilir mi, edilemez mi?' Adli vakalarda savcının izni olmadan yapılan organ naklinin suç oluşturup oluşturmayacağı...
Haber: NEŞET KARADAĞ / Arşivi

ADANA - 'Ceza soruşturması mı, insan hayatı mı önce gelir?', 'Bir suç sonucu ölen kişinin organları, savcının izni olmadan bir hastaya nakledilebilir mi, edilemez mi?' Adli vakalarda savcının izni olmadan yapılan organ naklinin suç oluşturup oluşturmayacağı konusunda Danıştay 'Suç oluşturur' derken, Yüksek Sağlık Şûrası bunun 'etik kurallarına aykırı olmadığı' görüşünde.
'Hayat mı, hukuk mu' tartışması, iki cinayet iki dava merkezinde gelişti. Malatya Başsavcılığı, geçen yıl ateşli silah yaralanması sonucu ölen Münevver Genç'in organlarını savcılığın izni olmaksızın aldıkları gerekçesiyle, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri Vedat Kırımlıoğlu, Cüneyt Karaalp, Cengiz Ara, Gökhan Söğütlü, Mehmet Yılmaz ve Burak Işık hakkında soruşturma için üniversiteden izin istedi. Üniversite yönetimi 10 Ekim 2006'da bu istemi reddetti.
Danıştay: Görevi kötüye kullanmak
Dosyanın gittiği Danıştay 1. Dairesi ise savcıdan izin almaksızın, sadece aile yakınlarından izin alınarak organ nakli yapılmasının suç oluşturduğu kararına vardı. Kararda, doktorların, Organ ve Doku Alınması Hakkında Kanun ile TCK'nın 'Kanuna aykırı organ alınması' hükümleriyle 'Görevi kötüye kullanmak' suçundan yargılanması gerektiği vurgulandı. Genç'in ölümünün adli olarak soruşturulması gereken bir olay olduğu belirtilen kararda şöyle denildi:
"Savcının bu konudaki suç unsurlarını araştırması gerekir. Bu önemli işlevi nedeniyle ceza soruşturmasının, diğer kamusal yükümlülüklere göre öncelik taşıyacağı tartışmasızdır."
Şûra savcıyı suçladı
Danıştay'ın bu kararına karşılık, Adana'da cinayet kurbanı 19 yaşındaki Hünkar Gök'ün organlarını savcıyı beklemeden alıp iki hastaya nakleden doktor örnekleri var. Başkent Üniversitesi Hastanesi Adana Merkez Müdürü Dr. Mustafa Turgut Noyan, doktorlar Sedat Yıldırım ve Tarık Zafer Nursal, iki yıl önce 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkındaki Kanun'un 15'inci maddesi uyarınca dörder yıl hapis cezası istemiyle Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmıştı. Mahkeme karar için Yüksek Sağlık Şûrası'ndan görüş istemişti. Dosyayı inceleyen şûra, doktorları haklı bulmuştu:
"Tıbbi ölüm halinin gerçekleştiği, ölümün alınan organlara bağlı olmadığı, ölen kişinin babası tarafından organ nakline izin verildiği, bunun
üzerine 2238 sayılı kanuna uygun olarak alınan organlardan dalağın organ naklinde doku tiplemesi için, böbreklerin uygun hastalara kullanıldığı, savcıdan kaynaklanan zaman kaybından dolayı karaciğerin kullanılamaz hale geldiği cihetleriyle Mustafa Turgut Noyan, Sedat Yıldırım, Tarık Zafer Nursal hakkında 2238 sayılı kanun hükmü ve etik kurallarına aykırı bir fiilin olmadığına şûramızca oy birliğiyle karara varıldı."
Rapor doğrultusunda doktorlar beraat etmişti.
Öneri: Yönetmelik çıkarılsın
Ancak Danıştay'ın Malatya'daki izinsiz organ nakli hakkındaki son kararı adli vakalarda organ nakli tartışmasını yeniden başlattı. Danıştay'ın bu kararı doğrultusunda Malatya'da altı doktor hakkında açılacak davanın sonucu merakla beklenirken, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı ve Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, organ naklinin ölümden kısa süre sonra yapılması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Hancı, "Adli vakalarda organ nakli sırasında karışıklığın giderilmesi için bu konuda bir yönetmelik çıkarılmalı" önerisinde bulundu.