'İnsanlık dışı muamelelere maruz kaldık'

Engin Çeber’in 6 Ekim 2008’de kaleme aldığı mektubu düzeltme yapmaksızın yayımlıyoruz. Mektubun son birkaç satırındaki eksikliklik Radikal’den kaynaklanmıyor. Mektup şöyle:

“Merhabalar

Size bu dilekçeyi Metris T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu: 2 Nolu B- 8’inden yazıyorum.
Gerekçe: Ben ve özgür KARAKAYA - Cihan GÜL - AYSU BAYKAL 4 kişi 28.09.2008 tarihinde Görevli Memura Direnmek iddiasıyla tutuklanarak o günün akşamı (Metris T Tipi Hapishanesine) getitirildik. ilk geldiğimizde askerin çırıl çıplak soyma saldırısından başlayarak bizlere Özgür karakaya - Cihan Gül - Engin ÇEBER’e sopalarla saldırarak dayatmaları (?) buna öncelik olarak bizi tutuklayan cezaevine getiren görevli Polislerin askere bunlar terörist asker öldürdüler gibi yalan yanlış sözleri askeri ve görevli gardiyanları bize karşı kışkırtmaları sabebiyle askerin arama bahanesiyle saldırmaları, coplarla bu saldırıya başlayarak bizleri içeriye infaz koruma memurlarına teslim ettiler.
O halde işlemlerimizi tamamladıktan sonra karantina denilen yere koydular. Adlilerin arasına. Sabahleyin 30.09.2008’de saat 8.00 sabah sayımında bu seferde gardiyanların saldırısına maruz kaldık. Bunların saldırıları da 2 gün boyunca ayakta sayım vermiyoruz diye saldırıya uğradık. insanlık dışı muamelelere maruz kaldık. Bu saldırılarda sabah 8.00 akşam 8.00 sayımlarında olmak üzere yapıldı.
Bu saldırılar tahta sopalarla vurmalar, ufak demirlerle vurmalar vücudumuzun her tarafına kafamızdan aşağıya soğuk su dökmeler bulaşık sabunu dökme. Sonrasındada sopalarla saldırılara devam etmeleri üçüncü günü de bizleri bir birimizden ayırdılar. her üçümüzü de adli tutukluların kalmış olduğu tanımadığımız insanların yanına koydular. Buradaki yeni geçtiğimiz koğuşlarda sayımı aynı şekilde oturarak veriyoruz. Cuma akşamından beri yeni yerimizdeyiz. Herhangi bir müdahale saldırısı 2 gündür durmuş durumda.
O saldırılarda bizde iz kalan morluklar, izler ağrıları göstere bileceğimiz, tedavi ettirebileceğimiz hiç bir şekilde hastanede revire çıkarılmadık. Cuma sabahı da arkadaşların yanına geçmek için verdiğim dilekçeden de...”