@ismailsaymaz

İranlı kaçakçının ölümüne dair dava yalancı tanıkla kapatıldı

İranlı kaçakçının ölümüne dair dava yalancı tanıkla kapatıldı
İranlı kaçakçının ölümüne dair dava yalancı tanıkla kapatıldı
Van'da iki yıl önce İranlı bir kaçakçının askerlerce açılan ateş sonucu ölmesiyle ilgili davada takipsizlik kararı verildi. Askeri mahkeme bu kararı, yalancı tanıklık yaptığı savcılık tarafından tespit edilen bir 'görgü tanığı'nın ifadesine dayandırdı.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – İranlı kaçakçı Senar Khaledi’yi ateş ederek öldüren askerler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Üstelik askeri mahkeme, kaçakçıyı öldüren jandarmaların yönlendirmesi üzerine yalan beyanda bulunduğu ortaya çıkan bir tanığın ifadesine dayandı. Kararda, bu yalancı tanığın ifadesine istinaden “Kaçakçının köyden ateşlenen bir silah sonucunda ölmüş olabileceği” iddia edildi. Ayrıca şüpheli uzman çavuşun “Havaya ateş ettim” demesi yeterli bulundu. Avukat Mahmut Kaçan, kararı skandal olarak niteleyerek, Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını söyledi.

YALANCI TANIĞIN BEYANI DAYANAK SAYILDI

Jandarma Genel Komutanlığı 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin 16 Ekim’deki kararında, Senar Khaledi’nin öldürülmesi olayında atış mesafesinin belirlenemediği kaydedildi. Çevrede bulunan boş kovanların Uzman Çavuş Tuncay Şahin’in silahından çıkmışsa da şüphelinin, “Havaya ateş ettim” dediği belirtildi. Olay yerinde boş kovan bulunmasının tek başına cinayet delili sayılamayacağı savunulan kararda, “Önemli olanın, maktulün ölümüne sebep olan mermi çekirdeğinin şüphelinin silahından ateşlendiğinin ortaya konulabilmesi olduğu ancak böyle bir tespitin yapılamadığı” belirtildi. Şüpheli askerlerin köy yönünden ateş edildiğini söyledikleri kaydedilirken, köylüler veya diğer askerlerin silahından çıkmış kovanlara ilişkin bir belirleme olmadığı belirtildi. Yalancı tanık Muhammadi’nin “dosya kapsamı itibariyle aksi ortaya konulamayan” ifadesinde, olayda Khaledi’nin yanında olduğunu, cinayetin askerler tarafından işlenmediğini, askerlerin havaya ateş ettiklerini söylediği anlatıldı. Bu nedenle, Klaledi’nin şüpheli Tuncay Şahin veya bir başka asker tarafından öldürüldüğüne ilişkin yeterli delil olmadığı iddiasıyla kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararın yasaya uygun olduğu belirtildi. Bu nedenle itirazların reddedildiği açıklanarak, dosya savcılığa iade edildi.  

Avukat Mahmut Kaçan, “Başından beri yalancı tanık beyanının dosyadan çıkarılmasını istemiştik. İlginç olan şudur: Soruşturma kapsamında görgü tanığı olan köylülerin beyanları dikkate alınmamış, tamamen şüpheli askerler ve yalancı tanığın beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Etkin ve tarafsız bir soruşturma yürütülmemiştir. Yargı maalesef yargısız infazın faillerini koruma yönünde tavır almıştır.” dedi.

YALANCI TANIĞI ASKER BULMUŞTU

Van Saray’a bağlı Kapıköy köyünde 9 Ekim 2013’te, 50 asker kovaladıkları İranlı dört atlı kaçakçıya ateş etmiş ve içlerinden Senar Khaledi vurularak öldürülmüştü. Köylüler, Khaledi’nin askerlerce vurulduğunu söylemişti. Üç ay sonra, 30 Ocak 2014’te savcılığa başvuran “Sirous Muhammadi” adındaki İranlı, tanıklık yapacağını belirterek ifade vermişti. Muhammadi, Khaledi’nin kendi ‘üvey dayısı olduğunu’ savunmuştu. İfade tutanağında, “Rıza oğlu Sara’dan olma” ibaresi dışında yaşı, nüfus ve ikamet bilgileri bulunmayan Muhammadi, kendisinin de o gün kaçakçılar arasında olduğunu, askerlerin ateş etmediğini ileri sürmüş, “Maktulü asker vurmamıştır” demişti.

Khaledi’nin ölümüne ilişkin soruşturma yürüten Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Van Askeri Savcılığı bu ifadeye dayanarak, 19 Kasım 2013’te kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. “Şüpheli” ve “Suç” hanesinin boş bırakıldığı kararda, Khaledi’nin öldürülmesine yol açan merminin askerlere ait silahlardan çıktığına dair tespit yapılamadığı iddia edildi. Muhammadi’nin tanıklığına istinaden, “Kaçakçının köyden ateşlenen bir silah sonucunda ölmüş olabileceği” iddia edildi. “Dava açmaya yeterli delil olmadığı” ileri sürülerek, kovuşturmaya yer olmadığı belirtildi.

Oysa Khaledi’nin öldürülmesine ilişkin Saray Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen soruşturmada, Sirous Muhammadi adlı tanığın yalancı tanıklık yaptığı açığa çıkmıştı. Khaledi’nin eşi ve oğlunun avukatlığını yapan Mahmut Kaçan, bu kişinin ülkesinde eşini öldürdüğü için Türkiye ’ye kaçmış olduğunu ve yakalandığı gün jandarmalarca savcılığa çıkarılarak, yalancı tanıklık yaptırılıp 13 Mart 2014’te salıverildiğini saptamıştı. Bunun üzerine Saray Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma başlatmış, bu kişinin yakalanmasına ilişkin belgeleri jandarmadan istemişti. Jandarma Karakol Komutanı Başçavuş Bülent Yılmaz tarafından savcılığa iki tutanak gönderilmişti. Birbiriyle çelişen iki tutanakta, bu kişinin yakalandığı gün kaçakçı cinayetine ilişkin bilgi sahibi olduğundan hiç söz etmediği anlaşılmıştı. Dokuz aydır kayıp olan Muhammadi, ülkesi İran’da ortaya çıkmıştı. Türkiye’de bir uyuşturucu soruşturmasına adı karışan Muhammadi, tekrar İran’a kaçmıştı. Hakkında, eşini öldürmekten yakalama kararı bulunan Muhammadi tutuklanarak, Xoy Cezaevi’ne konmuştu.

Bu arada Avukat Kaçan, yalancı tanığın beyanıyla kovuşturmaya yer olmadığına hükmeden Van Askeri Savcılığı’nın kararına itiraz etmişti. Kaçan’ın yanı sıra Kolordu Komutanlığı Adli Müşavirliği’nin de itirazda bulunduğu ortaya çıkmıştı. 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Şırnak Askeri Mahkemesi, 23 Aralık 2014’te, soruşturmanın genişletilmesini istemişti. Bu kararda; Khaledi’nin otopsisine ilişkin tutanağın dosyaya dahil edilmesi, mermi atış mesafesinin belirlenmesi, çekirdeğin bulunup bulunmadığının araştırılması, şüpheli Tuncay Şahin’e ait ifadesinin tüm sayfalarının temin edilmesi, Khaledi’nin ölümüyle ilgili Saray Başsavcılığı’nca karar verilip verilmediğinin öğrenilmesi, olay gününe ait 7. Hudut Bölük Komutanlığı’nın telsiz kayıtları ile termal kamera görüntülerinin getirilmesi gerektiğini ifade edilmişti. Bu işlemler tamamlandıktan sonra dava açılıp açılmayacağına karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştı.

SANIĞI DA SAKLADILAR

Öte yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sadece yalancı tanık bulmadığı, savcılıktan failleri gizlediği anlaşılmıştı. Khaledi’nin öldürülmesinden sonra savcılık kaçakçıların kovalandığı sırada görevli askerler ve silahlarının listesini istemişti. Aynı gün verilen yanıtta, 25 askerin görev yaptığı ve 51 el ateş edildiği bildirilmişti. Askerlerden 23’ünün G-3 marka, ikisinin de Yavuz 16 ve Shotgun marka tüfek kullandığı belirtilmişti. Fakat yapılan otopsi ve balistik inceleme sonucunda, Khaledi’yi öldüren silahın 7. Hudut Bölük Komutanlığı’nın envanterine ait AK47 model ve H1375 seri numaralı Kaleşnikof silah olduğu ortaya çıkmıştı. Silahın, askerlerce gönderilen listede yer almadığı ve savcılıktan saklandığı anlaşılmıştı. Silahın da 6. Hudut Alayı 2. Hudut Tabur Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş Tuncay Şahin’e ait olduğu öğrenilmişti. Şahin’in isminin savcılıktan saklandığı belirlenmişti.