'İrtica belgesi' için yeni sorgulamalar olabilir

AKP ve Gülen cemaatiyle mücadele planı içeren kopya belge, Ergenekon savcılarına 'orijinalinin' gönderildiği iddiası üzerine yeniden Türkiye'nin gündemine oturdu. Başbuğ'un 'Kâğıt parçası' dediği belgedeki imzanın Albay Dursun Çiçek'e ait olduğu belirlendi





İSTANBUL - Türkiye’nin gündeminde uzun süre yer alan ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın orijinal belgesinin bir ihbar mektubuyla birlikte Ergenekon savcılığına gönderilmesi gözleri yeniden savcılığa çevrildi. Savcılık kendisine gönderilen belgeyi Adli Tıp’a göndermiş ve “İmza Albay Dursun Çiçek’e aittir” yanıtı almıştı. İhbar mektubundaysa Çiçek’le birlikte başka subayların isimlerinin de yazılı olduğu ve yeni iddialar ortaya atıldığı öne sürülmüştü. Savcılığın iddiaları araştıracağı ve Çiçek’le birlikte adı geçen subayların da ifadesine başvurabileceği belirtildi.

Haziranda gündeme geldi
Genelkurmay Harekât Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Çiçek’in imzasını taşıyan ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ ilk olarak Taraf gazetesinde 12 Haziran’da yayımlandı. Belgenin Ergenekon soruşturması kapsamında haziran ayı başında yapılan operasyonda tutuklanan eski asker avukat Serdar Öztürk’ün ofisindeki aramada ele geçirildiği belirtiliyordu. Genelkurmay Harekât Başkanlığı’nca hazırlandığı ileri sürülen belgede AKP ve Fethullah Gülen cemaatiyle mücadele planının detayları yer alıyordu.
“Laik düzeni yıkıp İslam devleti kurma hayalindeki AKP hükümeti ve Gülen Grubu başta dini oluşumların faaliyetlerine son vermek için çalışılacaktır” denilen ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nda ‘Işık Evleri’nde silah ve mühimmat bulunması sağlanarak Gülen cemaatinin silahlı terör örgütü olarak yargılanması sağlanacağı anlatılıyordu. Ayrıca belgede, medya ve AKP üyeleri kullanılarak parti ve hükümet içerisinde ciddi görüş ayrılıkları ve bölünmüşlük yaşanıyormuş intibası yaratılmaya çalışılacağı, milliyetçi partilerin tabanlarının genişletileceği yönünde plan detaylarının yer aldığı belirtiliyordu.

Genelkurmay reddetti
Kamuoyu belgeyi tartışırken, Genelkurmay Askeri Savcılığı, belgenin içeriğine dair haberlere yayın yasağı koydu.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, belgeyi “kâğıt parçası” diye nitelendirirken, Genelkurmay Askeri Savcılığı 24 Haziran’da belgeyle ilgili soruşturmada şu karırı verdi: “.. anılan belgenin Genelkurmay Başkanlığı’nda hazırlanmadığı, böyle bir belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından ve aslı bulunmayan fotokopi belgede şüpheli Çiçek’e ait olduğuna, bu belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli hakkında delil bulunmadığından, olay ve şüpheli Çiçek’le ilgili kovuşturmaya yer olmadığına, soruşturma dosyasının gereğinin takdir ve ifası için görevli ve yetkili İstanbul Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verilmiştir.” .
Ancak Çiçek Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı ve 30 Haziran’da ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçu nedeniyle tutuklandı. Çiçek ifadesinde belgeyi yazdığı iddiasını reddetti. İmzanın kendisine ait olduğunu ancak bu imzanın 10 yıl önce imzaladığı başka bir belgeden koplayandığını öne sürdü. Farklı imzalar kullandığını anlatan Çiçen üç yıl önce imzasını değiştirdiğini bu nedenle askeri savcılık tarafından yapılan soruşturmada farklı imza attığını’ söyledi. Çiçek 18 saat tutukluluğun ardından ‘delil yetersizliği’ gerekçesiyle tahliye edildi.
Ancak belgeyle ilgili geçen cuma günü önemli bir gelişme yaşandı. Öne sürülen bilgilere göre, belgenin orijinali 30 Eylül’de bir ihbar mektubuyla birlikte Ergenekon savcılarına ulaştırıldı. İhbar mektubunda Çiçek’in planı hazırlayan ekibindeki subayların isimlerinin de tek tek sıralandığı öne sürüldü. Savcılar da ihbar mektubuyla birlikte gelen belgeyi Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Kurumun üç uzmanı 19 Ekim’de bir rapor hazırladı ve kendilerine gelen belgedeki imzanın Dursun Çiçek’in el ürünü olduğunu belirtti.

Savcılar toplandı
Belgenin orijinal olduğu bilgisi cuma günü ortaya çıkınca, aynı gün Ergenekon savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin adliyede bir toplantıda bir araya geldi. Ancak Başsavccı Engin, bunun olağan bir toplantı olduğunu söyledi ve “Bizde bir belge yok. Zaten o soruşturma gizli olarak devam ediyor. Gizli bir soruşturma konusunda benden bir beyan istemezsiniz ve beklemezsiniz” dedi.

Doğrulayan Erdoğan oldu
Önceki gün Antalya’dan Pakistan’a giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hareketinden önce gazetecilerin sorusu üzerine konuyla ilgili şunları söyledi: “Şu anda savcının elinde olan belge ne denli sağlamdır, şu anda adli tıp raporunu bu noktada -bildiğim kadarıyla savcı beye ulaşmış olması lazım- bunu savcı bey nasıl değerlendirecektir, bunu ilgili mahkeme nasıl değerlendirecektir, o onların takdiridir. Bu konuda benim söyleyeceğim herhangi bir şey yoktur. Aslolan doğrular ortaya çıksın, gerçek ortaya çıksın. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devletini hiç kimsenin zan altında bırakmaya hak ve selahiyeti yoktur. Böyle bir şeye de bizler asla aracılık edemeyiz.”
Belgenin orijinalinin elinde bulunduğu savcılığın, ihbar metktubundaki iddiaları ve mektupta yer alan subay isimlerini de incelediği belirtildi. Albay Çiçek ise dün Habertürk gazetesine yaptığı açıklamada “Mahkeme süreci devam ediyor. İftira ve komplolarına devam ediyorlar. İlgi ile izliyorum” dedi.
Çiçek’in avukatı Mustafa Çevik ise önecki gün kendilerine herhangi bir bilgi ve tebligatın gelmediğini belirterek “Savcılıktan çağrılırsak ifade vermeye gideriz” demişti. (Radikal)