İşadamına çağrı

Radikal'in tarihi eserlere dair yayınlarına teşekkür eden Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, işadamlarına çağrıda bulundu: "Paranızı kültüre harcayın."
Mumcu'nun sözleri şöyle: Parası olmakla insan zengin olmaz. Zenginlik, o parayla zenginlere özgü yüksek karakterli işler yapmaya bağlı.
Haber: AHMET KIVANÇ / Arşivi

ANKARA - Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, işadamlarından, kültürel mirasa sahip çıkarak 'para sahibi' değil, 'zengin' olduklarını ispatlamalarını istedi. Mumcu ayrıca, özel ürünler üretmek yerine, insanların doğal yaşamlarını sürdürdüğü özgün ortamlar yaratarak Türkiye'ye zengin turist çekilebileceğini söyledi.
Bakan Mumcu, Radikal'in bir haftadır sürdürdüğü kültürel eserlerle ilgili haberleri için teşekkür etti. Bu haberlerin, hem kültürel mirasın korunması konusunda toplumun dikkatini çektiğini, hem de son yapılan düzenlemeler konusunda ilgili çevrelerin bilgilenmesini sağladığını dile getiren Mumcu, "Toplum artık kültürel mirasa sahip çıkmak adına ne kadar kaynak seferber edecekse, o kadar kaynak seferber edilecektir" dedi. Mumcu, bakanlığında kültürel mirasının korunmasına dönük çalışmaları hakkında bilgi verirken şunları söyledi:
Eşiği atlayın: Kültüre sponsorluklar, kültürel yapıların korunması için çok ciddi teşvikler, hibeler getirdik. İşadamlarımıza sesleniyorum. Parası olmakla insanlar zengin olmaz. Zengin olmak, o parayla zenginlere özgü yüksek karakterli işler yapabilmeye bağlıdır. Tarih boyunca zenginlik böyle ölçüldü. Para sahibi olmakla zengin olmak arasındaki eşiği atlama fırsatı sunuyoruz.
'Ortam yaratılmalı'
İnsansız kültürel miras: Eski anlayışın yol açtığı en önemli sorunlardan biri insansızlaştırma. Kültür mirası varlıklarının yoğun olduğu yerlerde, kültürel mirası koruma zorluklarının yarattığı usanç, insanları, o bölgenin doğal- sosyal dokusundan uzaklaştırıyor. Yerine ya gece yaşamı olmayan bir bölge çıkıyor, ya da yoksul kesimlerin, kente yeni gelenlerin eline terk edilmiş bir kültürel miras gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.
Zengin turist böyle gelir: Projeyle bir yere girerken çok turistikleştiriyoruz. Bu da çözüm değil. Dünyada en çok para harcayan A grubu turistlerin en çok gittiği ülke İtalya ve Fransa. O insanlar oraya turistler için üretilmiş bir ürünü satın almaya gitmiyor. Oradaki insanların zaten yaşamakta olduğu özgün bir şeyi paylaşmak adına gidiyorlar. Paralı turist bekliyorsanız, böyle getirebilirsiniz. Turist için bir şey üretmek değil, kendi insanımız için bir şey üretmeliyiz. Ürettiğiniz her şeye kendi kültür damganızı vurmuyorsanız, en vandal rekabete mahkûm olacaksınız demektir. Vandal rekabetin dışına çıkış ancak özgün, kendisiyle yarışan bir ürünle mümkündür.
2-3 paket sigara parası: Tarihi eserleri yaşatmak için emlak vergisine getirdiğimiz yüzde 10 katkı payı kültür zammı olarak yansıtıldı. Alacağımız katkı payı, piyasa değeri 100 milyar lira olan bir gayrimenkulde 6-9 milyon lira olacak; 2-3 paket sigara parası tutarında. Buradan yaklaşık 200 trilyon liralık kaynak bekliyoruz.
'İlk kez hakkımızı aldık'
Kaynak ürettik: Kültürel mirası turizm altyapısının ayrılmaz parçası olarak değerlendiriyoruz. Bu yaklaşımla turizm arazi tahsisleri ve benzeri yöntemlerle ciddi kaynaklar ürettik. KDV muafiyeti, gelir ve kurumlar vergisi istisnaları, enerji, su teşvikleri, sponsorlara sağlanan teşvikler... Müze ve ören yerlerini daha rasyonel işleterek öncekilerle mukayese edilemeyecek şekilde hiç olmadığı kadar çok geniş finansal imkân yaratıyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) tarihinde ilk defa Vakıfbank'tan hakkını aldı. Yıllar yılı VGM'nin temettü gelirleri Vakıflar Bankası'nda sermaye olarak kullanıldı. Bir kısmı Vakıfbank'tan, bir kısmı kira gelirlerindeki artışlarla VGM'de 250 trilyona yakın bir kaynak oluşturuldu. DÖSİM (Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü) yılda 55-70 milyon dolar kaynak yaratabilecek bir mekanizma. Şimdiye kadar burası siyasilerin işçi alma, seçim çevrelerine kültür merkezi adı altında ucube yapma kaynağı olarak kullanılan bir yerdi. Siyasetin yedek akçesi durumundaydı.
Temel sorun para değil: Temel sorun en azından şimdilik para değil. Şu anda sahip olduğumuz parayı harcayabilecek bir proje yok. Bizim proje dediğimiz defile ya da tanıtma projesi değil, koruma projesi. Koruma projesi yalnızca mimari bir proje değil; hepsi ayrı uzmanlık gerektiren kapsamlı çalışmalardan, aşamalardan geçerek hazırlanıyor. Benim yok dediğim proje de bu.