@ismailsaymaz

Sağcı da solcu da misyonerlik alarmı veriyor
10 bin kişi Hıristiyan oldu, Türkiye korktu

Yedi yılda 344 kişi
Malatya'daki katliamın iklimi elbirliğiyle hazırlanmış. Araştırmacı Mehmet Sait Çakar, 10 bin kişinin Hıristiyanlığa geçtiğini söylüyor. Misyonerlerin çekirdek kadrosu ise 50 kişi. İçişleri Bakanlığı: 1999-2006 yılları arasında din değiştirenlerin sayısı 344.
Ecevit de 'Dikkat' demişti
Rakamlar yüksek değil ancak siyasiler yıllardır kırmızı alarm veriyor. MHP lideri Bahçeli, BBP lideri Yazıcıoğlu ve SP lideri Kutan gibi sağcı liderler misyonerleri en büyük tehdit olarak gösterdi. DSP lideri Bülent Ecevit 2001'de konuyu MGK'ya taşıdı.
Diyanet savaş açtı
Rahşan Ecevit'in "AB sürecinde din elden gidiyor" açıklaması da çok ses getirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı misyonerlik faaliyetlerine savaş açarken, Hıristiyanlığı yaymaya çalışanlar Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde de tehdit unsuru olarak yer aldı.
Haber: TARIK IŞIK / Arşivi
İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

ANKARA / İSTANBUL - Malatya'daki Zirve Yayınevi'ne yapılan kanlı baskınla bir kez daha gündeme gelen misyonerler, yakın zamana kadar sadece kendini 'İslami' olarak tanıtan kesimlerin hedefindeydi. Konuyla ilgili 'şehir efsanesi' niteliğinde çok sayıda iddia ortaya atılmış ve bu iddialar 'saygın' ve 'yetkin' kişilerle kuruluşlarca sahiplenildi. 2001'de Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) bile görüşülen misyonerlerin Hıristiyanlığa kazandırdığı insan sayısı 'en bilimsel araştırma'ya göre 10 bini geçmiyor. İçişleri Bakanlığı'nın 2006 yılı rakamlarına göre, son yedi yılda sadece 338 Müslüman, Hıristiyan oldu. Buna karşın hem solcular, hem İslamcılar, hem de milliyetçiler Türkiye'deki misyonerlik tehlikesinin 'ülkeyi bölecek' boyutta olduğuna inanıyor.
MGK'lık tehlike
Misyonerlik son 10 yılda siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin ve zaman zaman da devlet bağlantılı kurumların gündeminden düşmedi. TBMM kürsüsünden, bu yönde seslendirilen en net tepki, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a aitti. Tantan, Mart 2000'de "İnsanlarımız fakirlikten kaynaklanan tuzak içinde, misyonerlerin kucağına süratle itiliyor" dedi.
MGK'nın 2001 yılında misyonerlik raporunu görüştüğü haberleri yalanlanmadı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında, Kültür Bakanlığı'nın resmi sitesinde tanıtılan kitaplarda misyonerleri hedef haline getirecek ifadelere yer verildi.
Ecevit savaş açtı
Eski başbakanlardan Bülent Ecevit, ölümünden kısa süre önce eşi Rahşan Ecevit ile birlikte misyonerlere savaş açmıştı. Rahşan Ecevit, "AB süreciyle birlikte dinimiz elden gidiyor. Müslümanlığın gerilemesine razı olamam. Yabancıların toprak alımıyla birlikte misyonerlik faaliyetleri arttı. Türkiye'yi bölmenin bir yolu da vatandaşların dinlerini değiştirmelerini teşvik etmekten geçer" gibi yorumlar yapmıştı.
Erdoğan'dan cesur sözler
Başbakan Erdoğan'sa 2005'in Ocak ayında Ecevit'e yanıt verirken, şöyle konuştu: "Kimisi diyecek ki 'Din elden gidiyor', kimisi diyecek ki 'Bu ülkede kiliseler inşa ediliyor', kimisi diyecek ki 'Apartmanların alt katlarında kiliseler yapılıyor.' Sadece Almanya'da binlerce cami ve mescit açılmasına Alman yönetimi müsaade ediyorsa, bu anlayışa bizim de karşılık vermemiz lazım.İnanç hürriyetinden korkma"
Göreve geldiği tarihte Çankaya'da sadece bir kilise bulunduğuna dikkat çeken CHP'li Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz da şunları söylemişti: "Kilise, havra, yani camilerin dışındaki yerler 7'yi buldu. Örneğin Cebeci'de var. Oraya giden, orayı kabul eden adama bir de 250'şer dolar aylık veriyorlar. Yani felaket bir şey bu."
Aynı dönemde MHP olarak misyonerlik meselesini din ve vicdan özgürlüğü olarak görmediklerini vurgulayan Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır da "Türk milliyetçileri, MHP ve ülkülcüler bir siyasi faaliyet olan misyonerlik çalışmalarına meşru zeminlerde, güçleri oranında müsaade etmeyeceklerdir" diye konuştu.
Emniyet Genel Müdürlüğü, MGK'ya iletilmek üzere Şubat 2005'te hazırladığı raporunda, misyonerlerin İstanbul'u üs seçtikleri, Anadolu'ya açıldıkları ve son bir yıl içinde 230 korsan kilise açtıkları iddia edildi. Raporda, tamamı kaçak olan apartman altı kiliselerde toplanıldığı ve işsiz gençlerin hedeflendiği vurgulanıyordu.
Aralık 2006'da Trabzon'da partisinin il kongresinde konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan da şöyle konuşmuştu: "Bir aile istediği halde ilköğretimi bitirmeden çocuğunu Kuran kursuna gönderemiyor. Misyonerlerse, ülkemizde cirit atıyor. Her bir mahalle köşesine kiliseler açılıyor. Kimse bunlara bir şey demiyor."
BBP: Kapı dışarı edilecekler
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Trabzon'da işlenen Rahip Santoro cinayetinden sonra, "Misyonerliğin arkasına baktığınız zaman CIA desteğiyle çalışan kişilerdir" demişti. Geçen pazar düzenlenen BBP'nin kurultayında da partisinin iktidara gelmesi halinde 'Misyonerlerin kapı dışarı edileceği' belirtilmişti.
Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın'a göre misyonerlik, toplumun değerlerini tehdit ediyordu: "Masum bir din tebliği veya din hürriyetini kullanımı olmadığı, aksine tarihi arka planı ve siyasi amaçları olan planlı bir hareket olduğu görülüyor."
Bunun üzerine Diyanet, Çanakkale Zaferi'nin 90. yıldönümünde camilerde misyoner faaliyetlere karşıtı bir hutbe okuttu. Hutbe, Avrupa Birliği ve ABD'de rahatsızlık yarattı. Ayrıca Diyanet, misyonerliğe karşı 'takip komisyonu', 'bilgi bankası' ve imamlardan müteşekkil 'irşat timleri' kurmaya başladı. İçişleri Bakanı Abldülkadir Aksu da 2006'da misyonerlerin izlendiğini açıkladı. Aksu'ya göre misyonerler, yoksul ailelerden ve felaketlerden yararlanıyordu. Aksu'nun açıkladığı rakamlar tehdidin boyutunu gösteriyordu: "Son yedi yılda 344 Müslüman din değiştirmişti. Bunlardan 338'i Hıristiyan, altısı Yahudi oldu."
Güney: Genelkurmay raporu var
TBMM Adalet Komisyonu'nda önceki gün Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri başlamadan önce hükümeti temsil eden Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürü Niyazi Güney, Türkiye'de misyonerlik faaliyetlerinin terör örgütünden daha tehlikeli bir hal aldığını, tıpkı Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerindeki gibi denetimsiz bir şekilde yaygınlaştığını söyledi. Necip Hablemitoğlu cinayetinin bile bu konuyla bağlantılı olduğunu iddia eden Güney, Genelkurmay'ın da bu konuda istihbari raporları bulunduğunu iddia etti.