İşkenceciye iyi halden indirim

Altunbaş davasında yargılanan, işkenceyi itiraf eden ve altı yıldır mahkemeden kaçan Ahmet Baştan'ın cezasında iyi halden indirim yapıldı: 4.5 yıl.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Sanıklarının adresleri bilindiği halde uzun süre yakalanamamaları ve çeşitli engellemeler nedeniyle 13 yılı geride bırakan ve 2006'da zamanaşımı dolacak olan Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Birtan Altunbaş'ın gözaltında işkenceyle öldürülmesi davasında ikinci perde de tamamlandı.
2. Ağır Ceza Mahkemesi, ana davada komiser İbrahim Dedeoğlu ile polis memurları Hasan Cavit Orhan, Süleyman Sinkil ve Sadi Çaylı'yı 4 yıl 5 ay 10'ar gün hapis cezasına mahkûm etmiş, dört polis hakkında beraat kararı vermişti. Bu dava halen Yargıtay'da.
'Başka ölümler olmasın diye'
Mahkeme, yıllarca aranan, ancak yakalanamayan sanık Ahmet Baştan ile Naip Kılıç'ın davalarını ana davadan ayrı yürütüyordu. Bu ek dava da dün sonuçlandı. Duruşmaya sanıklar gelmezken, Altunbaş ailesinin avukatları katıldı. Avukat Oya Aydın, işkenceyle ölümün Adli Tıp raporlarıyla doğrulandığını belirterek, sanıkların cezalandırılmasını istedi. Aydın, şunları söyledi: "Anne Nazmiye Altunbaş biliyor ki bu ceza oğlunu geri getirmeyecek. Ama diğer çocukların işkenceyle ölümünü önleyecek. Baştan, 1998'den beri çağrılmasına rağmen duruşmalara gelmedi, 2001'de adresi tarafımızca belirlenip mahkemeye bildirildiği halde yine yakalanmadı. Mahkemeyi böylece altı yıl oyalayarak kararı geciktiren sanıkların cezasında indirim yapılmasın. Sanıkları adresleri bilindiği halde yakalamayan başta İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü olmak üzere görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulsun."
'Suç bir çok kişinin'
Mahkeme Kılıç'a beraat verirken, Baştan'ı ölümle sonuçlanan işkenceden suçlu buldu. Mahkeme, sanık Baştan'ı önce 'kastı aşan adam öldürme'yle ilgili 452/1. maddesi uyarınca 8 yıl ağır hapse mahkûm etti, sonra ölümün işkence sonucu oluşması nedeniyle TCK 243/2. maddesini işletip cezayı 10 yıl 8 aya çıkardı. Mahkeme, ardından suçun birden çok kişi tarafından işlendiği görüşüyle, gerçek suçlunun faili meçhul kalması hallerinde uygulanan TCK 463. madde uyarınca bu cezada ilk indirimi yaptı. Mahkeme son olarak da iyi hal indirimiyle ilgili 59. maddeyi işletti ve sanığın cezasını sonuçta 4 yıl 5 ay 10 gün olarak belirledi.
Mahkeme, sanıkları yakalamayan yetkililere suç duyurusu talebiyle ilgili ise işlem yapmayıp, müdahil avukatlardan bu başvuruyu kendilerinin yapmasını istedi ve yargılamayı bitirdi.
1 yıl 9 ay yatacak
Polis Baştan, ifadesinde, Emniyet'teki sorgularda 'iz bırakmayan yöntemlere' başvurduklarını itiraf etmişti. Baştan, "Özellikle 'yorma-ayakta tutma' gibi yöntemlerle ifade alıyorduk" demişti.
Mahkemenin 'İşkenceyle öldürme suçu sabit' demesine rağmen verdiği cezanın düşüklüğü, müdahil avukatların tepkisini çekti. Çünkü davada mahkûm edilen polislerin, cezaları Yargıtay'ca onandığında İnfaz Yasası gereği 1 yıl 9 ay hapis yatmaları yeterli olacak.
Bu yüzden verilen cezalar, özellikle düşünce suçlarına cezalarla karşılaştırıldığında işkenceyle etkili mücadele sözlerini de gölgeliyor. İzinsiz gösteriyle suçlanan üniversite gençleri hakkında yalnıza bu suçlardan istenen cezalar çoğu kez 8 yıla kadar çıkıyor. Dünkü kararla zamanaşımı olasılığı tümden ortadan kalkmadı. Yargıtay, kararı bu kez esastan bozduğunda dava, yeniden ele alınacağı için zamanaşımının dolacağı 2006 yılı sınırına dayanabilecek.