İşkencenin gerçeği!

Adalet, eski TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt hakkında hazırladığı işkence fezlekesinde çelişkiye düştü.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Adalet, eski TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt hakkında hazırladığı işkence fezlekesinde çelişkiye düştü. Pişkinsüt ise 'Yetersiz, özrü kabahatinden büyük' dediği Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ü sorumlu tuttu.
'Kapı gibi kanıt'
Ankara Başsavcılığı'nın fezlekesinde Pişkinsüt'e yöneltilen suçlamalar arasında 'Ankara Terörle Mücadele Şubesi'nde işkence yapılıyor imajı yaratmak' da vardı. Oysa, daha geçen hafta Ankara Terörle Mücadele'de görevli biri başkomiser dört polis gözaltına aldıkları Birtan Altınbaş'ı işkencede öldürmek suçundan önce 10 yıl 8'er aya, indirimler sonucu ise 4 yıl 5'er ay hapse mahkûm edilmişti. Hem de başsavcılığın bulunduğu aynı adliyedeki 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde.
Ayrıca, işkence suçundan mahkûm edilen komiser İbrahim Dedeoğlu'nun halen MHP'li Devlet Bakanı Faruk Bal'ın danışmanı olduğu ortaya çıkmıştı. Mahkeme, yıllar süren davada 'yakalanamadıkları' için iki sanık polisle ilgili davayı ise ayırmıştı.
Türk'e ağır suçlamalar
İşkenceyi önlemek ve yapanları cezalandırmak yerine kendisinden hesap sorulmak istenmesini 'korkunç' diye niteleyen Pişkinsüt de, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e yüklendi. Komisyon çalışmalarında karakol ve sorgu odalarında kullanılan birisi 2.5 metre boyundaki filistin askısı dahil, elekrtikli manyeto, falaka olmak üzere işkence aletleri özel düzenekler bulduklarını anımsatan Pişkinsüt, "Bütün bunların hesabı soruldu mu? Bunların hiç sorumlusu yok mu da bunları bulup toplumun önüne koyanlar suçlanıyor?" diye sordu. Sema Pişkinsüt, şunları söyledi:
"Bize niye isim vermediğimiz soruluyor. Urfa'da işkence olayına suçüstü yapıldı. 16 işkenceci daha sonra baskıyla ifadeler, tutanaklar değiştirilip aklandı, üstelik bizim komisyon suçlandı. Bu tam bir yargı skandalıyken bakan buna bir şey demedi. Biz yargılamadan sağlıklı sonuç çıkmayacağı
için isim vermedik. Dinlediğimiz çocuklar 'Bizi öldürürler' dedikleri için onları koruduk, suç mu işledik? 980 civarında dilekçeyi savcılıklara ilettik. Sonuçları nerde, kim mahkûm edildi?
Yargının farklı biçimde kulanılması siyasidir. Bakan 'Biz aletlere ceza vermiyoruz' diyor. Özürü kabahatinden büyük. Ben Adalet Bakanı'nın yeterli olmadığını söylüyorum. Sürekli yanlış yapan bir kişi. Söylediklerinin arkasında duramıyor. Komisyon çalışmalarımız sırasında yaşadığımız sıkıntıları kamuoyu biliyor."
Fezlekede bir de ilginç çakışma ortaya çıktı. Pişkinsüt hakkında fezleke düzenleyen başsavcıvekili Bekir Selçuk, 10 mahkûmun öldüğü Ulucanlar Cezaevi Operasyonu'nu yönetmişti.
İnsan Hakları Komisyonu, mahkûmların birçoğunda ateşli silah dışında darp nedeniyle oluşan yaralar tespit etmiş, sorumlulardan hesap sorulmasını istemişti. Başsavcıvekilinin koordine ettiği savcılar grubu ise, mahkûmlar hakkında bir idam ve toplam 12 bin yıl hapis istemiyle dava açarken, güvenlik kuvvetleri hakkında takipsizlik kararı vermişti.
***
Pişkinsüt'e davet
ANKARA - DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e karşı aday olduğu kurultayın iptal edilmesi için dava açan, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı dönemindeki işkence saptamaları dolayısıyla da dokunulmazlığının kaldırılması istenen Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt, Ecevitlerin aralıklı
olarak partili milletvekilleri ve eşleriyle yaptıkları sohbet toplantısının bugünkü bölümüne katılacak.
Raporlarda yer alan işkenceye uğrayanların adını savcılıklara bildirmediği gerekçesiyle hakkında fezleke hazırlandığı gün Ecevitlerin davetini alan Pişkinsüt, Başbakan Ecevit ve DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit ile kurultaydan sonra ilk kez karşı karşıya gelecek. Pişkinsüt'ün, hakkındaki fezlekenin yanı sıra hükümet uygulamalarına yönelik eleştirilerini dile getireceği belirtildi.
Yönetimle kavgalı
DSP yönetimi ile Aydın Milletvekili SemaPişkinsüt arasında soğukluk TBMM İnsan Hakları Komisyon Başkanlığı'nın MHP'ye verilerek ve kendisinin bu şekilde başkanlık görevinden uzaklaştırılmasıyla başlamıştı. Pişkinsüt karara tepkisini üyesi olduğu başka bir komisyonun toplantılarına katılmayarak 'sessiz protesto' ile göstermişti. Komisyon çalışmalarını askıya alan Pişkinsüt davet edildiği çeşitli illerde konferanslar vermiş, bu konferanslarda hükümetin icraatlarını eleştirmişti.