İşkenceye beraata tutanak delil

İşkenceye beraata tutanak delil
İşkenceye beraata tutanak delil
İstanbul'da, 5 Mart 2009'da Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) üyesi üç genci döven ve 'işkence' savıyla yargılanan sekiz polis memuru hakkında beraate hükmeden İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı: Burun kırıldı, kafa çatladı ama 'sistematik' değil
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

Gençlerden Ufuk Göllü’nün burnu ve Ufuk Özgür Erhan’ın bileği kırıldığı ve kafasında çatlak olduğu, üç gencin tüm vucüdunda darp izleri görüldüğü halde mahkeme , polislerin de ‘hafif şekilde’ yaralandığını gerekçe gösterdi. Polis tutanağını temel kabul eden mahkeme, memura direnildiği için zor kullanma yetkisinin kullanıldığını, değil işkence, yaralama suçunun bile oluşmadığını savundu. Oysa davayı açan Savcı Ali Şafak, karara temel oluşturan polis tutanağını gerçek dışı bularak, ‘işkence’ suçlamasıyla dava açmıştı.

Mahkeme, gerekçeli kararında, polislerin 2911 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nun verdiği yetki doğrultusunda, kimlik gösterilmesine direnilmesi üzerine zor kullandığını kaydederek, “Polis memurlarının kademeli şekilde orantılı güç kullandıkları ve kendilerini savundukları” sonucuna vardı. İşkence suçunun oluşmadığını ileri süren mahkeme, “Görev sırasında yapılan saldırının orantılı güç kullanarak engellenmeye çalışılması nedeniyle yaralama suçu olarak da nitelenemeyeceği” ifade edildi. İşkence için sistemli bir hareketin varlığını gerekli gören mahkeme, “Somut olayda sistemli bir hareketin olmadığı, bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla, bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten bir sebep dolayısıyla fiziki ve manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil unsurunun bulunmadığı”na hükmetti.



SAVCI POLİS TUTANAĞINA İNANMAMIŞTI


Beyoğlu Savcılığı’nın iddianamesine göre sekiz polis memuru 5 Mart 2009’da SDP’li Ufuk Özgün Erhan, İbrahim Doruk Balkan ve Ufuk Göllü’ye kimlik sordu. Polis tutanağına bakılırsa Göllü, “Kimlik göstermiyorum, üzerimi aratmıyorum” derken, iki arkadaşı ‘Kahrolsun faşizm, yaşasın özgürlük mücadelemiz’ diye slogan attı. İddiaya göre Erhan, bir polise yumruk; Göllü de diğer polise kafa attı. Balkan da tekme tokat saldırdı.
Polislerin “Bize saldırdılar” dediği Göllü’nün sağ göz çevresi morardı, burnu kırıldı, kolu, göğsü ve kafasında şişlikler oluştu. Erhan’ın sol bileği kırıldı ve kafasında şişlikler oluştu. Balkan ise hafif şekilde yaralandı. Aynı tutanakta, üç eylemci tarafından dövüldüklerini öne süren polislerinse ‘basit tıbbi müdahaleyle iyileşecek şekilde’ darp gördükleri belirlendi.
Savcı Ali Şafak tutanağı dikkate almayıp polisin “Zor kullanma sınırını aşıp işkenceye varacak şekilde kasten yaralama eylemini gerçekleştirdikleri, müştekilerin kelepçelendikten sonra biber gazı sıkılarak kasten yaralama eylemine devam ettikleri, bu eylemin araç içerisinde sürdüğünü” saptadı. Polislere; Doruk’a yönelik şiddet nedeniyle ‘işkence’ suçundan üç yıldan 12 yıla, Güllü ve Erhan’a uygulanan şiddet nedeniyle de ‘ağırlaştırılmış’ işkence suçunu ikişer kez işledikleri iddiasıyla dokuz yıldan 36 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Beyoğlu 20. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın son duruşması, 21 Aralık 2012’de görüldü ve mahkeme beraate hükmetti.