İşkenceye karşı 'anında görüntü' önlemi

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu işkence ve kötü muamelenin engellenmesi için karakollarda ifade alma işleminin sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesini önerdi



YURDAGÜL ŞİMŞEK 

ANKARA - TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, AB’ye giriş sürecindeki Türkiye’nin, işkence ve kötü muamele iddialarının konuşulduğu bir konumdan kendisini sıyırması gerektiği vurgulayarak, önerilerde bulundu. Komisyon, ifade alma işleminin, sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınmasını istedi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, İstanbul’daki karakollarda işkence ve kötü muamele iddialarını araştırmak üzere oluşturulan alt komisyon raporunda bu iddialara karşı alınması gereken önlemler şöyle yer aldı:
“Toplum, kolluktan görevlerini sadece kanunlara uygun olarak yapmasını değil, ayrıca bunları nezaket ve hoşgörü içerisinde yapmasını da beklemektedir. Kolluğun asli görevlerini yapması toplum ve devlet güvenliği için çok önemlidir. Devletin bireylerin haklarını korurken, bireyleri kendisine düşman edecek uygulamalar yapması, devlet güvenliğini tehdit edecek neticelere götürecektir.
AB’ye giriş sürecinde olan ülkemiz, işkence ve kötü muamele iddialarının konuşulduğu ve gündemi işgal ettiği konumdan kendisini sıyırmalıdır. Kötü muamelenin önlenmesinde, en önemli düzenlemelerden birisi, ifade alma işleminin, sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınmasıdır. Kolluğun her işleminin kayıt altına alındığı bir ortamda, kötü muamele anlamına gelen fiziksel ve psikolojik müdahalelerin yapılması mümkün olmayacaktır. Mümkün olsa bile, failinin tespiti kolay olacaktır.
Ölçüsüz şiddet kullanımı, çoğu kez bir uygulama sorunu olarak görülmekte, ancak bu nedenle doğan insan hakları ihlalleri de sürmektedir. Güvenlik güçlerinin, görevleri gereği zor kullanmaları, gerektiğinde silah kullanmaları ne kadar kaçınılmazsa, gereksiz, ölçüsüz ve keyfi zor kullanmanın önlenmesi de o ölçüde zorunludur.
Şüphesiz hak ihlallerine uğrayanların fazla olması, kolluk kuvvetlerinin uygulamalarını denetleme bağlamında kendilerine önemli kanuni yetkiler tanınmış olan hükümetlerin, mülki amirlerin, savcıların, hâkimlerin, doktorların ve müdafilerin görevlerini tam yapmaması ile doğrudan ilişkilidir. Zira, bu makam ve kişilerin hak ihlallerine karşı takındıkları genel tutumları çok önemlidir. Uygulamada karşılaşılan gereksiz, keyfi zor kullanımını, ölçüsüz silah kullanımını önleyecek önlemler bu yetkililerce alınmalıdır.
Kolluk zor kullanma yetkisini kullanırken ölçülülük ve orantılılık ilkesini gözeterek hareket etmelidir. Örneğin kişiyi etkisiz hale getirmek için ayağından vurmak yeterli olacakken başından vurmak ve öldürmek kanunun kolluğa vermediği bir yetkidir.
Kolluğun kontrolündeki bir kişinin vücudunda meydana gelen yara ve bere izlerinin nasıl meydana geldiğini açıklamak idarenin görevidir. Bundan dolayı kolluk amirleri nezarete alınan kişilerde bu tür yara ve bere izlerinin olup olmadığını bizzat kontrol etmeli ve bu tür emareler var ise nedenlerini araştırıp sorumlular hakkında derhal işlem başlatmalıdır.
Savcılar gayret göstermeli
İşkence ve kötü muamele iddialarının soruşturulmasında soruşturmayı yürüten yetkililer, iddialar konusunda polis veya güvenlik güçleri mensuplarını sorgulamaktan veya ifadelerini almaktan kaçınmamalıdır. Cumhuriyet savcıları, işkence iddiaları ve yaşam hakkı ihlali konusunda adli tıp delilleri de dahil olmak üzere, bağımsız ve teyit edici delilleri elde etmeye çalışmalı ve bu konuda bizzat gayret göstermelidir.