İşkenceyi hem gözaltında hem de yargıda gördüler

Ahmet Turan, Müslüm Turfan ve Dinçer Erduvan dokuz yıl önce, 11 Kasım 1998'de İstanbul'da gözaltına alındı. Dört günlük gözaltı
hayatlarında belki de hiç silinmeyecek yaralar açtı.
Haber: DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

İSTANBUL - Ahmet Turan, Müslüm Turfan ve Dinçer Erduvan dokuz yıl önce, 11 Kasım 1998'de İstanbul'da gözaltına alındı. Dört günlük gözaltı
hayatlarında belki de hiç silinmeyecek yaralar açtı. Savcının karşısına çıkarıldıklarında başlarına geleni şöyle anlattılar: "Bize dayak attılar, kollarımızdan ters olarak askıya astılar, elektrik verdiler, cinsel organımızı sıktılar, basınçlı soğuk su tuttular, saatlerce ayakta beklettiler, psikolojik işkence uyguladılar."
Üç mağdurun sözleri 'polisi karalamaya çalışıyorlar' denilerek geçiştirilebilirdi. Ama anlatılanların doğruluğu vücutlarında iz olarak kalmıştı ve doktor raporuyla belgelenmişti. Mağdurların avukatları 15 Kasım 1998'de polisler hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcılığına suç duyurusunda bulundu.
Tanıdık isim Okuducu
Başlangıçta DGM suç duyurusunu dikkate almadı. Bunun üzerine mağdurlar işkencenin izlerini bir kez de İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan rapor alarak belgeledi. Bu rapordan sonra işlemler başlatıldı. Açılan dosyada Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli Mahmut Yıldız, Şeref Bayrakçı, Mehmet Hallaç ve Ahmet Okuducu isimli polisler sanık olarak görülüyordu. Ahmet Okuducu adı tanıdıktı, çünkü sendikacı Süleyman Yeter'in gözaltında öldürülmesi davasında da onun ismi vardı. DGM savcılığı dosyayı açtıktan sonra dokuz ay boyunca hiçbir işlem yapmadan bekletti. Dosya 21 Temmuz 1999'da soruşturmayı yürütmekle görevli Fatih Savcısı'na gönderildi. Dava Haziran 2000'de açılabildi. Polis memuru Okuducu yakalanamadığı için dosyası ayrıldı. Diğer üç sanık polisinse 'işkence yapmak' suçlamasıyla 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına karar verildi.
'Rahşan affı' bekleyişi
Bir hafta sonra ilk incelemesini yapan mahkeme dört ay sonraya kasım ayına duruşma günü verdi. Yargılama sürerken, mahkeme bu kez de suçun kamuoyunda 'Rahşan affı' olarak bilinen Şartlı Salıverme ve Davaların Ertelenmesi Kanunu' kapsamına girip girmeyeceğini saptamak için Anayasa Mahkemesi'nin kararını bekledi. Af kapsamına girmeyince yargılama devam etti.
26 Mart 2003'teki duruşmada mahkeme doktor raporlarının asıllarını istedi. 10 duruşma böyle geçti. Raporların asılları hiç gelmedi. Mahkeme
Haziran 2004'teki duruşmada raporları istemekten vazgeçti. Bu süreçte 1.5 yıl akıp gitmişti. Hazirandaki duruşmada sanık avukatı davayı bıraktı. Mahkemede üç duruşma boyunca sanıkların yeni avukatını bekledi. Altı yılın sonunda 30 Eylül 2004'teki son duruşmada sanıklar beraat etti.
Yargıtay beraatı bozdu
Mağdur avukatları beraat kararını 14 Ekim 2005'te temyiz etti. Yargıtay Savcısı'nın 30 Ekim 2005'te açıkladığı görüşün taraflara tebliği
beş buçuk ay sürdü. Zaman daralınca mağdur avukatları 17 Mart 2006'da dilekçe göndererek, dosyanın 15 Mayıs 2006'da zamanaşımına gireceğini ve bir an önce ele alınmasını istedi.
24 Nisan 2006'da kararını veren Yüksek Mahkeme, raporlarla işkencenin kanıtlandığını belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu. Yerel mahkeme ilk duruşma tarihi olarak 12 Aralık 2006'ya gün verdi. Duruşma günü de dava zaman-aşımından düştü. Ahmet Turan, Müslüm Turfan ve Dinçer Erduvan gördükleri işkenceyle kaldı.