İstanbul için dram vakti...

Tüp yok, yemek de yok
Tunay Saldıray, 150 milyon lira maaşla tekstil atölyesinde çalışıyor. Ancak maaş alamıyor. Evde tüp olmadığı için 11 yaşındaki oğlu Emre ile birlikte Eyüp'teki iftar çadırına gelmişler. Ailesi Emre'yi karnı doysun diye yatılı ve parasız bir Kuran kursuna gönderecek.
Yarısı sahura kalsın
Yemek kuyruğunda bekleyenlerden biri de 68 yaşındaki Nazile Kurum. Üç çocuğunu aylardır görmüyor. Karnını doyurabilmek için semt pazarlarından sebze ve meyve artıkları topluyor. İftar çadırından aldığı yemeğin bir kısmını yiyor kalanını ise sahur için saklıyor.
'Çocuklarım aç'
Yedi çocuklu Erol Yama'nın geçim kaynağı ise çadırın dışındaki çöplükten içine yemeklerin konduğu alimünyum tabldot tepsilerini toplamak. Tepsilerin kilosunu bir milyona satan Yama "Çocuklarımın karnını doyuramıyorum. Yalnızca birini okutabiliyorum'' diyor.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye bu ramazanı, iftar alışverişleri ve zengin sofralarla değil, fiyatı 500 bin lira olan pide ve yoksulluk manzaralarına eklenen iftar çadırlarıyla yaşıyor. Binlerce yoksul orucunu, saatlerce sıra beklenen iftar çadırlarında açıyor. Çadırda sahursuz oruç tutanlar, dağıtılan yemeğin yarısını sahura saklayanlar var.
Topun patlamasına yarım saat kala, Eyüp Belediyesi iftar çadırının önünde sıra uzuyor. Hava kararmak üzere, yağmur çiseliyor.
Ama binlerce insanın, orucunu bir tabak sıcak yemekle açabilmesi için tek adresi, iftar çadırı.
İzdihama karşı görev yapan zabıtaların çağrısıyla 45 dakikadır çadırın önünde bekleyen beş kişi, içeri alınıyor. İlk beş kişinin içinde 34 yaşındaki Tunay Saldıray ile 11 yaşındaki oğlu Emre var. Tek kullanımlık tabldot tepside dağıtılan yemekle çadırdaki yerlerini alıyorlar. Emre, merakla poşeti aralayıp tepsiye bakıyor. Bugün mönü tavuk, pilav ve tatlıdan oluşuyor.
Okul yerine Kuran kursu
Tunay Saldıray, bir konfeksiyon atölyesinde 150 milyon lira maaşla çalışıyor. Gaziosmanpaşa Küçükköy'deki iki odalı evine 60 milyon lira kira ödüyor. İki yaşındaki kızı Ayşegül ile eşi evde. 'Ayşegül üşür, hasta olur' diye onlar gelmemiş. Evde tüp olmadığı için iftar çadırına gelmişler. Saldıray, "Tüp olsa yine bir şeyler bulup, pişirirdik. Ancak maaşları vermedikleri için tüp de alamadık. Hem burada dağıtılan yemekler bizim eve girmeyeli, yıl oldu" diyor.
İki gün önce sahursuz oruç tuttuklarını anlatıyor. Geçen sahurda ise ekmek, zeytin, salça yemişler. Zam istemek gibi bir şansı bile olmadığını söyleyen Saldıray, "Her gün 15 kişi gelip, iş istiyor. Hemen yerine başka işçi gelir. Anlayacağın mecburuz, bu paraya çalışmaya" diye anlatıyor. Üstelik sigortası da yok. Tek güvencesi yeşil kart.
Ancak yoksulluğun çocukları vuran yüzü çok daha çarpıcı. Emre'nin okul hayatı, 4. sınıfta sona ermiş. Bu sene okula başlayamayan Emre, ücretsiz olması nedeniyle yatılı Kuran kursuna gidecek. Tunay Saldıray,
"Çarem yok. Masrafına yetişmem imkânsız. Bir ayakkabı 20 milyon lira. Kuran kursu yatılı, ücretsiz. Bari karnı doysun" diyor. Emre'nin cevabı kısa, "Okula gitmek istiyorum".
Yaşlı ve yoksul
İftar sırasında 68 yaşındaki Nazile Kurum, ayakta beklemekten yorgun, üşüyor. Üstelik hasta.
Eyüp'te yalnız yaşadığı vakıflara ait evde 20 milyon lira kira vererek yaşıyor. Ancak beş aydır kirayı ödeyemediğini söylüyor. Eşini 25 yıl önce kaybetmiş. Üç çocuğunu aylardır görmüyor. Önünde uzun bir sıra var. İftara ise sadece 20 dakika kaldı. Yemek kalmamasından endişeli. İki gün önce geç geldiğini, yemek alamadığı için aç kaldığını anlatıyor. 10 dakika sonra yemeğini
alıp rahatlıyor, bir masanın kenarına ilişiyor. Bir kişinin karnını doyurmasına yetmeyen yemeğin yarısını yiyecek, her gün yaptığı gibi yarısını sahurda yemek üzere torbaya saracak.
Ama onun dahil olduğu tek yoksulluk manzarası bu değil. Semt pazarında sebze, meyve atıklarını toplayanların arasında da yer alıyor. "Bir fırıncı var. Allah razı olsun, bayatlayan ekmekleri bana veriyor. Ekmekleri ıslatıp, yumuşatıp yiyorum" diyor.
Bir süre sonra yemek bitiyor. Yemek alamayanlar, boyunları bükük, çadırın önünden ayrılıyor.
İftar çadırında kulaklar top sesinde. Top sesi duyuluyor. Ardından Eyüp Sultan Camii'nden ezan sesi yükseliyor. İnsanların birbirine 'Allah kabul etsin' deyişi bir uğultu yaratıyor. Biraz önceki sohbetlerin yerini sessizlik alıyor.
Orucunu açanlardan biri de 47 yaşındaki Sabriye Taşdemir. Şoför eşinin hasta olduğunu, çalışamadığını anlatıyor. Taşdemir, "Bu sene kömür yardımı alamadık. Battaniye altında soğukta yaşıyoruz. Komşuların yardımıyla ya da aşevlerinden yemek alarak yaşıyoruz. Sigorta yok. Tedavi olamıyoruz" diyor.
'Sevap' diye gelenler
İftar çadırının yoksul olmayan ziyaretçileri de oluyor. Çok sayıda insan, Eyüp Sultan Camii'nin yanındaki iftar çadırında iftar açmanın daha büyük sevap olduğunu düşünerek buraya geliyor. Hayriye Kargı, Eyüp'teki iftar çadırının kutsal olduğunu düşünenlerden. Beş çocuğuyla birlikte Eyüp Sultan Camii'ni ziyarete geldiklerini anlatan Kargı, "Burası kutsal. Özellikle iftara kadar burada kaldık. İlk defa iftar çadırına geliyoruz" diyor.
Çadırın dışında da başka bir yoksulluk manzarası yaşanıyor. 41 yaşındaki Erol Yama, çöpe atılan yumuşak alüminyum tabldot tepsileri topluyor. Tepsilerin kilosu bir milyon, günde yedi milyon lira kazanıyor. Bir iş kazası sonucu dökümcülüğü bırakan Yama, "Onlarca kuruma yardım için başvurdum. Yedi çocuğumun karnını doyuramıyorum. Sadece bir tanesini okutabiliyorum. Diğerleri bana yardım ediyor. Çöplerden teneke, alüminyum toplayarak yaşamaya çalışıyoruz" diye konuşuyor.