İstanbul, Kanarya'nın kalesi

Kurthan Fişek'in 80'lerin başında yaptığı saptamayla söylersek, Galatasaray aristokrasiyi, Fenerbahçe burjuvaziyi, Beşiktaş da proleteryayı temsil eder.

TARAFTAR DEĞİŞİRKEN
Kurthan Fişek'in 80'lerin başında yaptığı saptamayla söylersek, Galatasaray aristokrasiyi, Fenerbahçe burjuvaziyi, Beşiktaş da proleteryayı temsil eder. Türkiye'de futbolu uzaktan izleyen ve uzun süredir herhangi bir stadyuma adımını atmayan sıradan bir vatandaşın da, taraftar kimlikleri hakkında düşüncesi kabaca buna yakın bir biçimde şekillenmiştir.
Uzun yıllar Türkiye'nin en popüler takımı olduğu hiç tartışılmayan Fenerbahçe'nin orta sınıfı sembolize ettiği, azınlıkta kalan Galatasaraylıların daha eğitimli olduğu düşünüldü. Ancak Veri Araştırma A.Ş'nin, nüfusu 20 binin üzerinde 268 yerleşim merkezinde yaptığı VERİ SGT araştırması, bu konudaki önyargıları yerle yeksan ediyor. Galatasaray'ın popülaritesi arttıkça, Sarı- Kırmızılı renklerin küçük kentlerdeki, hatta kırsal kesimdeki taraftar sayısı çoğalıyor, dolayısıyla da eğitim ve gelir düzeyleri düşüyor. Buna karşın, Fenerbahçe taraftarları içinde yüksekokul diplomasına sahip olanların oranı, diğer takım taraftarlarına kıyasla daha fazla çıkıyor.
Fakat, tablolara dikkatle bakıldığında rahatlıkla görülebileceği gibi, üç büyük kulüp taraftarları diğer kriterlerin çoğunda kayda değer bir farklılık göstermiyor. Hızla birbirlerine benziyor ve kimliklerini yitiriyorlar.
***
Taraftarlığın, İstanbul'dan Anadolu kentlerine doğru yayılan bir tutku olduğunu dizimizin ilk bölümünde vurgulamaya çalışmıştık. Araştırmamıza göre, İstanbul'da herhangi bir takım tutmayan 15 ve daha büyük yaştaki kişilerin oranı sadece yüzde 18.2. İstanbul dışındaki metropollerde bu oran yüzde 22.9'a, metropoller dışında kalan Türkiye'nin diğer kentsel yerleşimlerinde de yüzde 31.4'e yükseliyor.
Yukarıdaki oranlardan da kolayca anlaşılacağı
gibi, taraftarlık kentliliğin 'olmazsa olmaz'ı bir bakıma... Kırsal kesimden metropollere göç edenlerin ilk yaptıkları iş, bir futbol takımına sempati duymak oluyor. Ardından, televizyonda maçları izlemek geliyor. Ve son zamanda futbol maçlarının büyük ölçüde 'şifreli' yayımlanmasıyla aile bütçesine dekoder almak ve şifreli yayının taksidini ödemek gibi yeni yükler geliyor.
Türkiye'de araştırma yapmadan bile rahatlıkla
söylenebilecek bir futbol gerçeği var: Taraftarların çoğu ya Fenerbahçeli ya Galatasaraylı... En çok taraftara hangisinin sahip olduğu konusunda iddialaşmalar yıllardır sürüyor ama bu tartışmalara genellikle 'üçüncü büyük' olarak nitelenen Beşiktaşlılar pek katılmıyor.
Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarları büyüteç altına alındığında, bazı önemli farklılıklar ortaya çıkıyor. Başta da belirtmiştik, taraftarlık İstanbul'dan küçük kentlere doğru yayılan bir tutku. Oysa Galatasaray taraftarlığı, bu tespitin dışında bir yaygınlık gösteriyor. Sarı-Kırmızılı taraftarlar, orta büyüklükteki kentlerde ve kasabalarda daha yoğun. Fenerbahçeliler ise, genel futbol taraftarlığına paralel bir dağılım gösteriyor: İstanbul'da daha fazla, küçük kentlere gidildikçe daha az...
268 yerleşim merkezinde yapılan araştırmamıza
göre Fenerbahçe taraftarlarının yüzde 38'i, Beşiktaş taraftarlarının ise yüzde 32'si
İstanbul'da yaşıyor. Galatasaray taraftarları ise İstanbul'da rakiplerine oranla azınlıkta kalıyor. Yüzde 30'un bile altında Cim-Bomlar: Yüzde 29.1.
Bu durumda Galatasaray'ın daha ziyade
İstanbul dışında sevilen bir kulüp olduğu ortaya çıkıyor. İstanbullu taraftarlar belki de "Son 4-5 yılın Avrupa'da en başarılı Türk takımı Galatasaray da olsa, bizim birinci takımımız Fenerbahçe'dir" mesajını veriyor.
Galatasaray 'Anadolu' takımı
Metropollerde, yani Türkiye'nin bir milyondan fazla nüfuslu kentlerinde yaşayan taraftarlar arasında Fenerbahçe-Galatasaray çekişmesi atbaşı farkla Galatasaray'ın lehine. Kentsel Türkiye'nin 20 bin ile 1 milyon arası nüfuslu 263 kentinde yaşayan taraftarlar, takım seçiminde İstanbul'da yaşayanlardan farklı düşünüyor ve seçimlerinde farklı davranıyorlar. Bu kentlerde yaşayan taraftarlar, belki de tercihlerini Galatasaray'dan yana koyarak kullandıkları ölçütü başarıya endeksliyorlar. Anadolu insanının İstanbul'da
yaşayanlara oranla daha mütevazı şartlarda yaşam mücadelesi verdiği, daha alt gelir gruplarında yer aldığı ve ülkenin altyapı sorunlarını daha keskin biçimde göğüslediği bir gerçek. Bu şartlarda ibrenin Galatasaray'a doğru kayıyor olması, Sarı-Kırmızılı takımın özellikle son dönemde Avrupa'da elde ettiği başarılarla Türk insanına ezikliğini ve sorunlar karşısındaki çaresizliğini bir nebze de olsa unutturduğunu gösteriyor. Türkiye'nin metropoller dışında kalan kentlerinde Galatasaray taraftarlığı, Fenerbahçe taraftarlığının bir hayli önünde.
Şampiyonlukta payı var mı?
Bu noktada insanın aklına bir soru takılıyor:
"Acaba, 2000-2001 futbol sezonunda Fenerbahçe'nin kendi sahasında, Galatasaray'ın ise deplasman maçlarında daha başarılı olmasında, bu taraftar dağılımının da etkisi var mı?" Bu soruya yanıt vermek çok zor elbette... Ancak ülkemizde taraftarların seçimlerine bakacak olursak, üç büyükleri tutanların toplamının yüzde 92'nin bile üzerine çıktığını görüyoruz. Dizimizin ilk bölümünde 'Türkiye genelinde 16 haneden 13'ünde mutlaka üç büyük kulüpten birinin taraftarı yaşıyor' demiştik. Metropollerde üç büyükleri tutma oranı yüzde 92'yi bile aşıyor. Bu üç İstanbul takımı dışında kalanların taraftarlarının oranı ise ancak yüzde 7.9'a ulaşabiliyor ve de seçim barajının altında kalarak araştırmanın değerlendirme çerçevesi dışına düşüyor. Çünkü diğer takımlar tanımı, Trabzonlusundan Altaylısına, Gazianteplisinden Bursalısına uzanan geniş bir yelpazeyi alıyor kapsamına.
Beşiktaşlı kadın daha az
Kentsel Türkiye'de yaşayan 14 yaşından büyük kadınların yüzde 35.8'i herhangi bir futbol takımını tutmadığını söylüyor. Hiçbir futbol takımını tutmayan kesimin de yüzde 71.3'ü kadın. Ama çarpıcı bir gerçek daha var: Galatasaray taraftarlarının neredeyse yarısı (yüzde 48.7'si) kadın.
Fenerbahçe taraftarları arasında bu
oran biraz daha düşük: Yüzde 47.5. Ama bu küçük oransal düşüş, Fenerbahçe'nin kadınlar tarafından da benimsenmiş olduğunu göstermeye
engel değil. Beşiktaş taraftarları arasında kadınların oranının yüzde 42.3'e inişi de, diğer takımların taraftarları arasındaki kadınların oranıyla (yüzde 29) karşılaştırıldığında, üç büyük İstanbul takımının kendilerini kadınlara da benimsetmeleri açısından epey yol aldıklarını
açığa çıkarıyor. Her üç İstanbul takımı taraftarının da, yaklaşık yüzde 60'ı 15-34 yaş grubunda, yüzde 40'ı ise 35 yaşından büyük. Taraftarların yaş dağılımlarının sergilediği tek farklılık, 15-24 yaş grubunun oransal payının Galatasaray ile Beşiktaş'ta, Fenerbahçe'ye göre daha yüksek oluşu. Bu da, Galatasaray ve Beşiktaş'ın genç taraftar kazanım sürecinde, son yıllarda, Fenerbahçe'nin önünde olduklarına işaret ediyor. Bu yılki şampiyonluğun bu durumda bir değişiklik yapıp yapmadığını yakın gelecekte anlayabileceğiz.
Yok aslında farkımız
Üç büyük İstanbul takımının taraftarlarının eğitim düzeylerine baktığımızda, yüksekokul bitirmişlerin Fenerbahçeliler arasında daha fazla olduğunu görüyoruz. 25-34 yaş arasında,
belki de o yaşlar çocukluklarını yaşarken Fenerbahçe'nin daha başarılı olması sebebiyle, Sarı-Lacivertli takımı tutanların daha fazla olması da bunda önemli bir etken.
Diğer yanda 15-24 yaş grubunun Galatasaray ve Beşiktaş taraftarları arasında biraz daha fazla oluşu, Galatasaraylılar arasında
ortaokul bitirmişlerin, Beşiktaşlılar arasında da lise bitirmişlerin ortalamadan yüksek çıkmasına neden oluyor. Yalnız şurası bir gerçek ki, bundan on yıl öncesine kadar 'Daha aristokrat, daha şehirli ve daha zengin' diye bilinen Galatasaray cephesinde durum hiç de öyle değil. Üst üste gelen başarılı sonuçlar, bir yandan Sarı-Kırmızı renklerin popülaritesini artırıyor, bir yandan da takımın 'halka inmesine' yol açıyor.
Üç takımın taraftarları arasındaki farklılaşmalar irdelenmeye devam edilirse, 15-24 yaş grubunun göreli olarak daha az olduğu Fenerbahçeliler arasında, öğrenci oranının da daha düşük çıktığı görülecektir. Üç takımın taraftarları arasında öğrenci oranları farkı dışında hiçbir farklılığın olmaması oldukça dikkat çekici. Belki de burada 'dikkat çekici' kavramı yerine
'düşündürücü' kavramını kullanmak daha anlamlı. Daha anlamlı çünkü, Galatasaray ile Fenerbahçe taraftarlarının cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve çalışma konumu dağılımlarının bu denli aynı oluşu, kulüplerin kimliklerini hızla kaybettiğini ve birbirine benzemeye başladığını ortaya koyuyor.
Taraftarlar arasında üst sosyoekonomik tabakada bulunanların oranı yüzde 11.0 ile 1.9 arasında değişiyor. Orta sınıfın taraftarlar içindeki ağırlığı yüzde 51.4 ile 53.8 arasında değişmiş. Alt sınıfın payı da, doğal olarak, yüzde 35.2 ile 36.7 arasında. Demek ki, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarının sosyoekonomik sınıfsal konumları hiç farklılaşmıyor.
Yarın: Hangisi daha popüler?