İstanbul'da bir küçük Suriye

İstanbul'da bir küçük Suriye
İstanbul'da bir küçük Suriye
İstanbul'da yaşayan 100 bini aşkın Suriyeli kendilerine yeni bir hayat kurma derdinde. Hilmi: Pazarda acı biber görünce bile aklıma Şam geliyor...
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Savaşın patlamasının ardından Suriye’den Türkiye ’ye gelen mülteciler, İstanbul ’da bulundukları üçüncü yılda kendilerine bir mahalle, bir hayat kurdu. Aksaray-Küçükpazar hattında Türkçe fiyat etiketlerinin yanında artık Arapça etiketler de boy gösteriyor. İstanbul emniyet yetkililerinin verdiği bilgiye göre İstanbul’da 100 binden fazla Suriyeli mülteci bulunuyor ve bunun 15 bini yasal yollarla gelmiş.
Fatih Atpazarı boyunca sıralanan kahvelerde oturduğunuzda Arapça dilenen ve Suriye’den geldiğini söyleyen insanlarla karşılaşıyorsunuz. Bu, savaşla beraber değişen hayatın da habercisi. Fatma Halid, Halep’ten 6 ay önce kaçmış, daha önce buraya gelmiş akrabaları vesilesiyle Küçükpazar’da yer bulan kadınlardan. İlk üç ay Hatay Samandağı’nda kalmış. Suriye’den getirdiği paraların azalmasıyla beraber bir iş bulma ihtimaliyle İstanbul’a taşınmış. Burada yine daha önce gelen akrabalarıyla beraber Küçükpazar’a yerleşmiş. Yanında iki çocuğu, bir kardeşi var.
Fatma’nın yerleştiği ev Küçükpazar’da bir zamanlar işhanı olan bir binada. Atölyeler bozulmuş, yere atılan şiltelerle kalacak yer sorunu çözülüyor. Her katta bir tuvalet. Banyo yok. Su ısıtıcıyla su ısıtabilirlerse, banyo yapıyorlar. Paraları olduğu zaman yakındaki hamamlara gidiliyor. 

‘Adaşım Esma mahvetti’
Fatma’nın İstanbul’da daha kıdemli olan arkadaşları Meryem ve Esma tekstil atölyelerinde çalışıyor. Unkapanı arkasına denk gelen atölyelerde günlüğü kimi zaman 5 liraya gelen emeklerini bu kadar ucuza satmalarının nedeni çaresizlik. Esma “Adaşım Suriye’yi mahvetti” diyor ve ekliyor:
“İlk geldiğimde temizliğe gittim. Hataylı tanıdık aileler çağırıyordu. Sonra hırsızlıkla suçlayanlar, parayı vermeyenler oldu. Temizliğe tek başına gidemiyorsun, mutlaka yanında bir erkek götürüyorsun. Bu da ayrıca maliyet demek. Sonunda vazgeçtik. Zaten bize verilen para 35 lirayı geçmiyor. İnsanca da davranmıyorlar.”

‘Can korkusundan zillete mecbur olduk’

İstanbul’da bir yıldır yaşayan Muhammed’in Zeytinburnu’nda yaşayan akrabaları var. Orada yaşayanların imkânları daha çok olduğu için, Muhammed de biraz daha rahat koşullara sahip olduğunu söylüyor. Onun ağırına giden fuhuş iddiaları:
“Burada kadınlarımızın fuhuş yaptığı söylendi. Dilendikleri doğrudur ama fuhuş yapacak kadar kötü koşullara düşseydik, Suriye’de kalırdık. Bizim de kulağımıza benzer sözler geldi, ben doğru bulmuyorum, kabul etmiyorum. Can korkusu bizi bu hale getirdi. Yoksa bu zillete mecbur olmazdık.”
Mahalle hayatını Hilmi anlatıyor. Küçükpazar ve Aksaray buluşma noktaları. Esnafla tanışıyorlar. Zaten Aksaray’da Hataylı, Urfalı, Antepli esnaf bolluğu buraya ilk gelişlerinde rahat etmelerini sağlamış.
Hilmi, “Bizim durumumuzda bu aranmaz ama burada bir acı biber bulmak bile ağlatıyor bazen insanı. Biber görünce, aklıma Şam geliyor, çarşılar geliyor” diyor. Alışkanlıkları hep Suriye’de kalmış ama en azından burada kendilerine yakın hissettikleri şeyleri buluyorlar. Arapça konuşabilmek mutlu ediyor. Muhammed kadınların daha çok dil sıkıntısı yaşadığını söylüyor:
“Kadınlarımızın bazıları okuma bile bilmiyordu. Arapça yazıları da anlamıyorlar o yüzden. Onlar dil sıkıntısı çekmesin diye şimdi Hatay’dan akrabaları olanlar biraz Türkçe öğrenmelerine
yardım ediyor. En azından dertlerini anlatabiliyorlar artık.”
İlk zamanlar çocuklarını okula göndermeyi düşünmüşler ama kayıt altında bir hayat süremediklerinden uğraşmaktan vazgeçmişler. Şimdi aileleri isterse bazı çocuklara evlerde Kuran-ı Kerim öğretiliyor.
Küçükpazar’da hayat çok zor olsa da Şirinevler’de parklarda yatıp kalkan mültecilerden bahsediyor Meryem: “Suriye’den her gelen Fatih’e bir kez uğruyor. Burada bir hayat var, insanlar buluşuyor.”

Parklar buluşma noktası
Akşamları erkekler parklarda buluşup dinleniyormuş. En popüler yerlerden biri Saraçhane Parkı. Eşleri, akrabaları Suriye’de kalan kadınlar çalışmak için dışarı çıktıkları zamanlar dışında evde.
Bazı yerlerde alışverişler toplu yapılıp hane hane dağıtılıyor.
Hatay-Suriye arasında TIR şoförlüğü yapan Kasım, Sirkeci’de hâlâ gidip tanıdığı Hataylılarla buluşuyor. Burada ehliyeti geçerli olmadığı için çalışamasa da Karagümrük’te yine kaportacıya yardım ediyormuş:
“Bizim en yaşayabileceğimiz yer Türkiye. İstanbul’da da Fatih. Ben savaştan önce de İstanbul’a geldiğimde Aksaray’a uğrar, burada Hataylılardan alışveriş yapardım. Savaştan sonra Küçükpazar evim oldu.”
Küçükpazar’da süren kentsel dönüşümü gösteren Kasım ekliyor:
“Çocukları bir yıkıntıdan çıkardık, başka bir yıkıntı içine getirdik. En azından sabaha öldük mü, kaldık mı derdi yok. Buna da şükür...”