İstanbul'da kıyılar uzadı, Boğaz aynı kaldı

1963 ile 2000 yıllarında çekilen uydu görüntülerinin karşılaştırılması, İstanbul'un yaşadığı değişimi ortaya koydu.

İSTANBUL - 1963 ile 2000 yıllarında çekilen uydu görüntülerinin karşılaştırılması, İstanbul'un yaşadığı değişimi ortaya koydu.
Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Bülent Bayram, Hüseyin Bayraktar, Cüneyt Helvacı ve Uğur Acar' la birlikte gerçekleştirdikleri çalışma 20. Uluslararası Fotogrametri ve Uzaktan Algılama Kongresi'nde bildiri olarak sunuldu. Bayram, deniz ve karayı ayıran kıyı alanlarında insan faktörüyle rüzgâr, iklim gibi doğal nedenlerden dolayı değişimler oluştuğunu söyledi. Bayram, bu değişimleri saptamak için ABD tarafından 1995'te bilimsel çalışmalar için dünyaya açtığı 'Corana' uydusunun çektiği yüksek çözünürlüklü fotoğrafları kullandıklarını belirtti. Bu görüntüleri 2000'de IRS1-D uydusuna ait fotoğraflarla karşılaştırdıklarını vurgulayan Bayram tespitlerini şöyle sıraladı: "Çalışmada, Terkos'tan başlayarak Büyükçekmece Gölü'ne kadar bütün kıyı şeridini çıkarmış olduk. En büyük değişimin Terkos kıyısı civarında olduğu görüldü. Çünkü en çok dolgu işlemi orada yapılıyor. Boğaz kıyısında neredeyse hiç değişim olmadığı, sadece birkaç liman ve küçük iskeleler yapılması amacıyla değişiklik olduğu tespit edildi. Alan ölçümleri, 1963 yılında 1803 kilometrekare, 2000'de de ise 1812 kilometrekare çıktı. Kıyı çevresi uzunluğu da ölçüldü. 1963 yılında 290 kilometrelik, 2000 yılında da 302 kilometrelik bir mesafe tespit edildi."
Terkos'ta yaklaşık 20 kilometrelik bir kıyı şeridinde dolgu bulunduğunu belirten Bayram, şunları söyledi: "Terkos bölgesinde motor ve kosterlerin kum çekmesinden dolayı kıyı alanının içeriye doğru girdiği yönündeki beklentimize karşın, bir kilometreye yakın dolgu alanının oluştuğunu belirledik. 2000 yılındaki uydu görüntülerinde, bölgedeki kömür madenlerinin atıklarıyla doldurulduğu anlaşılan dolgu alanında yerleşim yerlerinin oluştuğu gözleniyor. Denizin bilinçsiz şekilde doldurularak bir alan kazanılması söz konusu." Eski ve yeni uydu verileri karşılaştırıldığında bilimsel işlem yapmadan da farkın net bir şekilde ortaya çıktığını söyleyen Bayram, şöyle devam etti: "Yerleşim yerleri ile yeşil alanlar net biçimde görülüyor. İlle ölçüm yapmak gerekmiyor. Buradaki gerçekten çok hızlı bir değişim. 1963'teki görüntülerde, Boğaziçi Köprüsü yapılmadan önce bir otoyol faaliyeti görünmüyor. Gözle bakıldığında bile Beylikdüzü'nün, çevreyollarının geçtiği alanların ya tarla ya da yeşil alan olduğunu görüyoruz ama bu bölgeler bugün çılgın bir yerleşimle karşı karşıya. Boğaz'a üçüncü köprünün yapılmasına karar verildi. Geçmişteki değişim göz önüne alındığında, kentin kuzeyindeki yeşil dokunun da tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz."