İstanbul'u açıyorlar

İstanbul'u açıyorlar
İstanbul'u açıyorlar
İstanbul, kapılarını engelli, bebek arabalı ve yaşlıların suratına kapatan bir kent. Çözümü ise daha çok sokağa çıkmak! 'İstanbul'a çık!' grubu gezileriyle bunu yapıyor.
Haber: EMEL ALPTEKİN - emel.alptekin@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - ‘İstanbul’a çık!’, 2009’dan beri faaliyette olan bir engelsiz gezi grubu. Hem “İstanbul’a çık!” diyorlar hem de “İstanbul açık!” şimdilik yüzde 100 olmasa da bir gün olacak.
‘İstanbul’a çık!’ yardımseverlik koşuları düzenleyen ‘Adım Adım’ın içinden doğmuş (adimadim.org). Türkiye Omurilik Felçlileri (TOFD), fotoğraf eğitmeni Hakan Hatay ve grubunun katılımıyla genişlemiş.

Yaptıkları engelli-engelsiz karma geziler düzenlemek. “Engellilere hava aldıralım” tarzı değil. Hemen hepimizin hafta sonu yaptığı türde piknikli, frizbili, müzeli programlar.
Tek fark, önceden yaptıkları keşifler. Keşifte ulaşım planı, rampa, engelli tuvaleti gibi konulara bakılıyor. Yoksa istiyorlar, hemen olamayacaksa eşiklerin, merdivenlerin aşılması için destek personel rica ediyor, dilekçeler veriyor, belediyelerle iletişim kuruyor ve gördüklerini TOFD’ye iletiyorlar.

Proje koordinatörü Serin Erengezgin. Kokartlı rehber Egemen Demircioğlu, örnekler veriyor: Beyoğlu’ndaki Pera Müzesi, mükemmel. Dışarıdan sefertasını andırsa da içinde her şey engelliler düşünülerek yapılmış. Rahmi Koç Sanayi Müzesi, Beyoğlu Salt, Fatih Belediyesi Topkapı Sosyal Tesisleri tam not alanlardan.

Dolmabahçe Müzesi’ne 1 yıl önce gitmişler. Egemen için kâbus olmuş. Dolmabahçe’de Atatürk ’ün asansörü yönetim tarafından engellilere tahsis edilmiş. Ancak yukarı çıkarken uzun süre bekletildikten sonra kullanabildikleri asansörü, aşağı inerken kullanamamışlar. İniş epey maceralı olmuş. Egemen yönetimin iyiniyetli, bazı personelin ise savsaklayıcı davrandığını düşünüyor.

Zekiye Kara, grubun tekerlekli sandalye kullanan üyelerinden. O tam Egemen gibi söylemiyor, ama Dolmabahçe’de güneş altında 1 saat beklediğini o da hatırlıyor. 

Tramvay önemli
Beklemek, zor. Bekleyip bekleyip vazgeçmek daha da zor. Zekiye bunu iyi biliyor olmalı.
Evden neşe içinde çıkıp bozuk bir engelli asansörü, yıkılmış bir rampa yüzünden kös kös eve döndüğü zamanlar, çok.
Yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan anlatıyor: Geçen yıl Avrasya Maratonu’na katılmış. Ancak hem antrenman hem de koşu öncesi bozuk bir üstgeçit asansörü, aksayan bir servis gibi nedenlerle saatlerce beklemiş ve gecikmiş. 

Hava ve yol durumu
Bu haftasonu yapılacak maratona bu nedenle katılmak içinden gelmiyor. Ancak hiç değilse gruptan katılanları karşılamaya gitmek istiyor, tabii o gün tramvay seferleri iptal edilmezse.
Bu program için Gülhane’deki durağın son ‘rampa, duvar, direk durumunu’ konuşuyorlar uzun uzun, hava durumu misali... Olmuyor. Sultanahmet’te inip öyle gelecek.
Her yıl biraz daha uzayan tramvay, hafif metro ve metro hatları, engelli bireyler için ‘çok’ önemli.

Zekiye, Topkapı Pazartekke durağı yakınlarında oturuyor. “Atlıyorum tramvaya Zeytinburnu’na, oradan Ataköy’e derneğe gidiyorum, Kabataş’a gidiyorum. Şimdi finüküler var oradan pat Taksim. En güzeli hafif metro, dümdüz” diyor.

Zekiye haftanın 2 günü TOFD’de çalışıyor. Bilgisayarlı tekstil makinesinin operatörü. Aslında haftanın 5 günü de çalışabilir. Ancak evi uygun değil. Zekiye halasıyla, merdivenli bir binada yaşıyor. Eve geldiğinde halası karşılıyor, tekerlekli iskemlesini o taşıyor, o yüksek girişteki evine tutunarak giriyor.

Geçenlerde TOFD’nin çok sevilen Başkanı Ramazan Baş, herkesi Ajda Pekkan’ın Somali için verdiği yardım konserine götürmüş. Zekiye gidememiş. Çünkü konser geç bitermiş, “O saatte halamı uyandıramazdım” diyor. Yine bir vazgeçiş.

Asansör açılımı
Egemen, asansör sorununu Beylerbeyi Sarayı’nda bir garsonla konuşmuş.
“Abi, Sultan bir 20 yıl daha kalsaydı, bu saraya asansör yapılmayacak mıydı? Yapılacaktı.
Çok da tarihi bir asansör olacaktı, ne var ki?” yanıtını almış. Al sana asansör açılımı!