@omererbil

İstanbul'un gökyüzündeki 'koruyucu' gözüydü

İstanbul'un gökyüzündeki 'koruyucu' gözüydü
İstanbul'un gökyüzündeki 'koruyucu' gözüydü
Sultanahmet'teki yapıları çatılarından tek tek tanır, biri kaçak kat çıksa havadan tespit ederdi. Beykoz Ormanları'nda yeşil kaldıysa, onun çektiği fotoğraflar sayesindedir.
Haber: ÖMER ERBİL - omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi

Şöyle bir telefon gelirdi 2-3 üç ayda bir: “Geçenki uçuşumda dikkatimi çekti, fotoğraflarını da çektim. Orası sit alanı değil miydi? Yeni yapılaşma başlamış. Fotoğraflara bak konuşalım, eski halinin fotoğraflarını da bulurum.’’ Kimden mi söz ediyorum? Doğaya, tarihe duyarlı yılların deneyimli pilotu namı diğer ‘Gökyüzü Muhabiri’ Murat Öztürk’ten... Dün onu Adana’da akrobasi uçuşunda kaybettik. Milliyet gazetesinde görev yaptığım dönemde onlarca habere beraber imza koymuştuk. Bizim yerden göremediğimizi görür, fotoğraflarını çekip atar, sonra da sorgulardı. Bazen sitem eder, “Hâlâ şu fotoğrafla ilgilenmedin” derdi. İkna olmadığımı düşünür, bir başka uçuşta daha yakından ayrıntılı fotoğraflarını çeker, haber çıkana kadar işin peşini bırakmazdı.
Sultanahmet çevresindeki tüm yapıları çatılarından tanır, sokaklarını karış karış bilir, hele birileri kaçak kat çıktıysa onu havadan hemen tespit ederdi. Diyorum ya kendisinin sayısız ihbarıyla haber yapmışlığım vardır ve sayısını bile hatırlayamayacağım kadar çok kaçak bina yıktırmışızdır sayesinde. Bazen havadan çektiği fotoğrafı doğrulamak için aynı gün içinde bir de yerden dolaşır, havadan verdiği koordinatlarla bulamayacağımızı düşünerek yerden de konum bildirirdi. Çektiği fotoğraftaki yere, karadan nasıl ulaşacağımıza kadar düşünür, eliyle tarif haritaları çizerdi.
Hele bir haber var ki onu hiç unutamam. Seçim öncesiydi. Milliyet’te beraber çalışıyorduk. O yine İstanbul semalarında o gün uçmuş, daha uçağın tekerlekleri piste yeni değmişti ki aradı. Beykoz ormanlarının üstünde uçarken ormanın tam ortasında villa inşaatlarının fotoğrafını çekmiş, onu haber vermişti. İstanbul’un hemen her yerinde seçim yağması başlamış, kaçak inşaatlar ardı ardına yükseliyordu. Verdiği koordinatlara karadan ulaşmaya çalıştık ama nafileydi. Özel mülk alanı tabelaları ve çitlerle çevrilmiş bir orman. Ulaşmak mümkün değildi.
Neyse ki Murat Ağabey vardı ve bir kez daha havalandı. Alçak uçuşla inşaatları fotoğraflamıştı. Yaptığım araştırmada buranın 2B kapsamında terk edilmiş süsü verilen, kaçak yapılan ve orman vasfını henüz yitirmediği belirlenen arazi olduğunu ortaya çıkardık. Onun çektiği fotoğraflarla yaptığımız manşet günlerce konuşulmuş, villa inşaatları mühürlenerek yıkılmıştı. Abartmadan ve samimi duygularla söylüyorum, eğer bugün İstanbul Beykoz, Belgrad Ormanları’nda hâlâ yeşil alanlar kaldıysa bunu Murat Öztürk’ün çektiği fotoğraflara borçluyuz. Kendisinin bu yönde çok büyük emeği geçmiştir.
Murat Ağabey hem çok iyi meslektaş, hem 6 bin saatin üzerinde uçmuş çok iyi bir pilot ve aynı zamanda çok çok iyi bir dosttu. Kendisine ihtiyacı olan hiç kimseyi boş çevirmezdi. Havacılığa merak sarmış ne kadar arkadaşım varsa hemen hepsine yol göstermiş, hava fotoğrafı ihtiyacı olan ne kadar insanı göndermişsem de boş çevirmemişti. Hele söz konusu arkeoloji olunca tüm imkânlarını seferber ederdi. “Abi bir kazı başkanı, bütçesi de yokmuş, o tarafa uçarsan hava fotoğraflarına ihtiyacı var’’ demem yeterli olur, en kısa sürede o fotoğrafları bilabedel çeker gönderirdi. Yerin dolmayacak Murat Ağabey. Mavi gökyüzünün örttüğü bu topraklarda huzur ve güven içinde uyu. Mekânın cennet olsun. Hezarfen’de yetiştirdiğin öğrencilerin gökyüzünde adını yaşatmaya devam edecek…