scorecardresearch.com

İşte, Ali İsmail'in dövüldüğü o an

İşte, Ali İsmail'in dövüldüğü o an
Eskişehir'de, üniversiteli Ali İsmail Korkmaz'ın dövülerek öldürüldüğü anı gösteren görüntülere Radikal Gazetesi ulaştı.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - İlkin kayıp olduğu iddia edilen ve daha sonra geri getirilen görüntülerde, koşarak sokağa giren Ali İsmail Korkmaz’ın fırın sahibi ve arkadaşları tarafından durdurulup tekmelerle dövüldüğü görülüyor. Korkmaz’ın bir süre kaldırımda oturur halde oturduğu, daha sonra yanına gelen polis Mevlüt Saldoğan’ın gencin başına gelecek biçimde üç kez tekme attığı anlaşılıyor. Sanıklar dövdükleri kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığını iddia ederken, tutuklanan beş kişiden Ebubekir Harlar ifadesinde, “Biz devletin polisine yardım etmek istemiştik” diyor. 
 


Korkmaz, 2 Haziran’da Yunus Emre Caddesi’ndeki gösteriden kaçarak Sanayi Sokak’a girmiş; iddiaya göre, polisler ve sivil bir grup tarafından dövülmüş, kaldırıldığı hastanede 10 Temmuz’da hayata veda etmişti. Soruşturma sürecinde, Sanayi Sokak’a bakan üç kameranın da görüntülerinin “kayıp” olduğu anlaşılmıştı. Jandarma Kriminal Dairesi tarafından yapılan incelemede, Harman Ekmek Fırını’na ait görüntülerin iki kez silindiği saptanmış ve görüntüler geri getirilmişti. Görüntülerin, fırıncı İsmail Koyuncu tarafından silindiği anlaşılmıştı. Görüntüler açıldığında, İsmail Koyuncu ile akrabaları Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever ve Ebubekir Harlar ile polis Mevlüt Saldoğan’ın Korkmaz’ı dövenlerden olduğu saptanmıştı. Bunun üzerine beş sanık “kasten adam öldürme” iddiasıyla tutuklanmıştı.


Polis Saldoğan, savcılık ifadesinde, darp edilen gencin Korkmaz değil, bir başkası olduğunu ileri sürdü. Darp ettikleri gencin kendilerine taş attığını savunan Saldoğan, son tekmeyi kendisinin vurduğunu belirterek, şöyle dedi: “Olay günü 2 Haziran 2013 tarihinde Gezi Parkı eylemleri nedeniyle sözlü talimat üzerine ilimiz Yunus Emre Caddesi sağ kısmında çevik kuvvet güçlerinin arkasında beklerken zaman zaman eylemcilerle çevik kuvvet karşı karşıya geldi. Biz gerektiğinde yardımcı oluyorduk. Eylemcilerin ara sokaklara girdiği sırada müdahalede bulunmadık. Şu an görüntülerde Harman Ekmek Fırınına ait 23.47.40 saniyede görülen ve kriminalden elde edilen fotoğraflar bana ait olabilir. Olay günü üzerimde nasıl bir kıyafet olduğunu hatırlamıyorum. Kamera kayıtlarında görülen ve sivil şahısların yakaladığı kişi, ara sokaklardan eski otogarın bulunduğu Beşik Otel’in oralarda bize doğru taş atıyordu. Bu şahsın üzerinde, yanlış hatırlamıyorsam, füme renginde, bol olacak şekilde bir giysi vardı. Başkaca üzerindeki kıyafetleri ve yaşı ve eşkali konusunda bir şey hatırlamıyorum. Burada bulunan şahıslar o şahsı yakaladılar. Kaldırımın oraya vurarak düşürdüler. En az dört kişi bu şahsı yakalayıp fırınının karşısında bulunan kaldırıma tekme ve yumru vurmak suretiyle yere düşürdüler. Çocuk kaldırımın kenarına düştükten sonra ben oraya doğru geldim. Şahısları ayırdım ve uzaklaştım. Bir süre sonra yerde yatan şahıs bize hitaben ‘Hepiniz o. çocuğunuz’ dedi. Tekrar tekrar sövme eylemini sürdürünce ben de kendisinin karın bölgesine doğru tekme attım. Kalkıp gitmesini söyledim. Akabinde şahıs olay yerini terk etti. İlk etapta şahsı yakalayıp döven ve yere yatıran şahısları hatırlamıyorum. Ancak en az dört kişiydiler. Dövülen kişinin eşkalini ve giysisini hatırlamıyorum. Şahsı olay yerinden uzaklaşması için kovaladığımda şahsın üzerinde basında çıktığı gibi kırmızı bir mont olmadığını söyleyebilirim. Karanlıkta da aydınlıkta da gördüğüm gibi kırmızı mont yoktu. Kırmızı renk dikkat çekici olduğu için böyle bir renk olsa hatırlardık.”


Sivil sanıklardan Ebubekir Harlar da görüntülerdeki eli sopalılar için, “Bildiğim kadarıyla sivil giyimli polis memurlarıydı” dedi. Normalde fırının o saate kadar açık olmayacağını anlatan Harlar, “Gezi Parkı eylemcileri fırına zarar vermesin, yağma yapmasın diye bekliyorlardı. Polisler ise eylemcileri yakalamak üzere orada bekliyorlardı. Hatta oradan geçen bir kısım erkek şahıslar, polis üzerine doğru gelince, esnaf olduklarını söylediler ve polisler onları bıraktılar” dedi. Saat 23.57’de, Korkmaz olduğu anlaşılan bir gencin sokağa doğru koşarak girdiğini ifade eden Harlar, şöyle devam etti: “Bir polis ‘Geleni yakalayın’ diye bağırdı. Birinin fırının sahibi olduğunu düşündüğüm, diğer ikisi ise fırında gördüğüm kişiler şahsa hamle yaptı. Ben de koşarak gelen şahsın ayağına çelme takarak yere düşürdüm ancak vurmadım. Ben sadece devletin polisine yardım edeyim diye hamle yaptım. Fırındaki üç kişi elleri ve ayaklarıyla vurdular. Bunun üzerine erkek şahıs bir süre yerde yattı. Hızlı adımlarla yerde yatmakta olan şahsa doğru yürüyen ve üç dört tekmeyle şahsın başına vuran kişi, bize ‘Yakalayın’ diyen sivil giyimli polisti. Polis tekme atarken ‘Kimmiş o... ç..., şimdi söyle’ diye bağırıyordu. Polis öldürücü nitelikteki tekmeleri vurduktan sonra yerde yatan şahıs ayağa kalkarak kaçtı.”

Bu arada, 5 Ağustos’ta tutuklanan fırındaki üç sivilden biri olan Muhammet Vatansever’in de, sorgusunda, “tamamen polise yardımcı” olmak için Korkmaz’a çelme takıp düşürdüklerini, kendisinin bir tekme attığını, sonra polis memuru Mevlüt Saldoğan’ın gelip vurduğunu anlattı. Vatansever, “Polis olduğunu düşündüğüm şahsın elinde 40-50 santimetrelik bir cisim vardı. Bu cismi kullanıp kullanmadığını hatırlamıyorum. Ancak ayaklarıyla vurduğunu hatırlıyorum” diye konuştu. Fırıncı İsmail Koyuncu ve özel güvenlik görevlisi olan kuzeni Ramazan Koyuncuda “Biz polislere yardımcı olmak kastıyla yapmıştık” diye savunma yaptı.

http://www.radikal.com.tr/1147320114732016

YORUMLAR
(16 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Utanç verici! Alın size milliyetçi ve devletperest polis ve halkın icrâati! - cryptic

Dindar demokrat biri olarak Ali İsmâil'e bunu yapan merhametsiz, ahlaksız, kalpsiz ve beyinsiz yaratıklarla ('onun' tekmeyle vatan kurtaran(!) polisi dahil) sekülerlerin Kemalist tâifesi tarafından aynı kefeye konulmayı içime sindiremiyorum ve sayısı hiç de az olmayan dindar demokratlar olarak Gezi sürecinde alçakça katledilen beş insanı Mısır'da ve Suriye'de katledilen binlerce insanla 'oh oldu onlara' diye kıyaslayan bu zavallı zevâtı kınıyorum. Zulmün dinlisi dinsizi olmaz; zâlim zâlimdir, süflî sözde hümanist ve bizci safsatevî yaklaşımlarla, her iki tarafta yayılan (maalesef taraf diye tasnif etmek durumundayım bu bağlamda) böylesi 'ötekileştirici' ve 'bizci' bir zihniyetle sağlıklı, barış içinde bir toplumun te'sisi mümkün müdür? Herkes vicdânına sorsun ve yanıtlasın lütfen?

riya... - müştak

video mısır'la kıyas yapan tüm vicdansızlara gelsin.zulmün coğrafyası yok.bugün mısır,suriye,rajova dün eskişehir,istanbul,ankara,hatay,lice.kıyas en büyük riya,en büyük vicdansızlık bugün...

destan - aharasa

başbakan lütfen bu arkadaşlara da pirim ve egemen kardeşim sen de kendileriyle gelecek ramazan bir sahur yapıver lütfen.

hemen - aharasa

başbakan bak hiç de senin dediğin gibi şiddet yaparken ölmemiş ali ismail. artık bilmeden konuşmayı bırak. doğrular üzerinden tahlil yap. ama sen bilmek istemiyorsun ki. sadece olayları istediğin gibi çarpıtmak istiyorsun. başörtülü kadına saldırının bir delili çıkmadı, olmayan bir olayı dünyanın en büyük hadisesi yaptın. ama polis ve yardakçısı baltacıların onlarca görüntüsü var hala bu olayları konuşmuyorsun, katillerin bulunması için açıklama yapmıyorsun, çocukların ailelerine başsağlığı dilemiyorsun, üzüntülerini bildirmiyorsun. bu kadar şiddetten uzak insanların ölümüne öldürülüşüne seviniyor gibisin. sen başbakansın her vatandaşı kucaklama sorumluluğun var. hemen kafandaki planları, taktikleri, hurafeleri bırakıp görevini yap!

... - fısıltı

ağız dolusu söyleyecek söz olur ama bir düğüm gelir oturur ya şuraya. bu görüntü öylesi bir an işte.

insan - josephKk

belliki korkmuş, insan olana yapılır mı bu demekte fayda etmiyor artık onu ölümsüz kılmakta. Mekanın cennet olsun.

yazık - snout

izlemeye cesaret edemiyorum. insanlığınızdan ne zaman bu kadar uzaklaştınız?