İyi kalpli Türkiye AB'ye!

AB'ye tam üyelik için 17 Aralık'ta müzakere tarihi bekleyen Türkiye'ye Batı basınının ilgisi sürüyor. BBC, muhabiri Jonny Dymond'un hazırladığı 'Türkiye Seyahati' adlı bir belgesel yayımladı.

LONDRA - AB'ye tam üyelik için 17 Aralık'ta müzakere tarihi bekleyen Türkiye'ye Batı basınının ilgisi sürüyor. BBC, muhabiri Jonny Dymond'un hazırladığı 'Türkiye Seyahati' adlı bir belgesel yayımladı. Belgesele, Türklerin yardımseverliği damgasını vurdu. Türkiye'nin 17 Aralık öncesi durumunu ortaya koymayı amaçlayan belgeselde, Ankara, Konya, Gaziantep, Diyarbakır, Tunceli ve Kars tanıtıldı.
Dymond, belgeseline, dışarıdan bir Hollywood seti izlenimi veren ancak içerden kasvetli görünen Haydarpaşa Garı ile başladı. Ankara yolculuğu için Orient Express gibi bir tren tahmin ettiğini, ancak çok çağdaş bir trenle karşılaştığını kaydeden Dymond, restoran vagonda gördüğü peçete ve garsonlarca yapılan hizmetin yıllar önce Avrupa trenlerinden kalktığını ifade etti.
Çaya endeksli zaman
Sabaha karşı yolun yarısında saatlerce duran trende görevlilerin durumu açıklayıp özür dilemediğini, Türklerin değişik bir 'zaman anlayışı' olduğunu belirten Dymond, Türkiye'de, 'Bir bardak çay içmeden ve ilgisiz konular etrafından sohbet etmeden başlanacak kadar acele hiçbir iş yoktur' felsefesinin geçerli olduğunu söyledi! Dymond, diğer kentleri de şöyle anlattı:
Tunceli: Erzincan'da Kars'a gitmek üzere otobüsü beklerken, vakit öldürmek için yemek yedim. Otobüs yazıhanesine geri döndüğümde, Tunceli'den gelirken bir otobüste unuttuğum Orhan Pamuk kitabını (Kar) bagajlarımın üzerinde gördüm. Kitabı bulmuşlar, Erzincan'dan ayrılırken geri dönmüşler, hangi otobüs firmasıyla yolculuk edeceğimi bulmuşlar ve kitabı onlara vermişlerdi. Ne kadar güzel değil mi? Bu kadar iyi ve cömert bir halkla dolu bir ülkeyi nasıl olur da AB dışında tutabilirsiniz?
Konya: Hemen hemen herkes burasının 'İslamın kalesi' olduğu iddiasıyla eğleniyor. 75 bin üniversite öğrencisinin varlığı kenti değiştirmiş, sağlam büyüyen bir iş çevresi, daha açık ve liberal bir yapı getirmiş. Konya'da düzenli bisiklet yolları var. Bisiklet yolları, hem de Türkiye'de! Hemen tüm lokanta ve kafelerde kadınlar ve erkekler ayrı yemek yiyor.
Diyarbakır: Burası gazetecilerin sevdiği, turistlerin ise nefret ettiği yerdi. Ancak artık değil, öyle görünüyor. Şehir insan hakları konusunda haber yapmak isteyen gazeteciler için kolay malzeme veriyor. Oraya uçabilir, insan hakları takımıyla çene çalabilir, bazı zavallı durumdaki kişilerle güvenlik kuvvetlerinin ne kadar kötü davrandıklarına ilişkin konuşabilirsiniz. Türklerin ne kadar kötü olduklarına ilişkin bir dosya hazırlayıp, Paris, Kopenhag ya da Edinburg'a gidiyor olmanın tesellisi içinde ülkenize dönebilirsiniz. Diyarbakır'da işler iyiye gidiyor ama ağır ağır.
Kars: Kars çok soğuk. Kimse dışarıda oturmuyor ve herkes sigara içiyor. Para 1960'larda Kars'ı terk etti, Kars durdu, havaalanı kapandı, doğuyla ticareti de Sovyetler Birliği nedeniyle sona erdi. Şimdi Ermeni sınırı bir kez daha kapandı. Dükkânlar eski püskü, eşyalar da. Bacalar duman püskürtüyor ve dumanlar akşamları soğuk ve ıssız sokakların üzerinde asılı kalıyor.