İzmir Gümüşpala karakolunda çok tuhaf bir 'intihar' iddiası

İzmir Gümüşpala karakolunda çok tuhaf bir 'intihar' iddiası
İzmir Gümüşpala karakolunda çok tuhaf bir 'intihar' iddiası

Abdurrahman Sözen, önceki gece bu kapıdan sağ girdi. Yarım saat sonra öldü. Cesedi morga götürülürken mahalleli karakola akın etti. FOTOĞRAF: TUFAN HAMARAT / DHA

Gözaltındaki 27 yaşındaki gencin, nezarethanede su istediği polisin silahını alıp intihar ettiği öne sürüldü
Haber: TUFAN HAMARAT / Arşivi

İZMİR - Bir kişinin av tüfeğiyle yaralanması olayına karıştığı için gözaltına alınan 27 yaşındakiAbdurrahman Sözen, karakola girdikten 30 dakika sonra öldü. Sözen’in nezarethanede su istediği polisin tabancasını kapıp intihar ettiğini açıkladı. Sözen’in ailesi “O intihar edecek insan değildi” derken ailenin avukatı da olayda karanlık noktalar bulunduğunu vurguladı. Otopsi sonucuna göre Sözen ‘bitişik mesafe’den ateşle başından vuruldu.
İzmir Gümüşpala’da önceki gün silah sesleri yükseldi. Günübirlik işlerde çalışarak geçimini sağlayan 27 yaşındaki Abdurrahman Sözen ve arkadaşı Yusuf Alak, iddiaya göre, sürekli yemeğini yiyip parasını ödemedikleri için kendilerini polise şikâyet eden lokanta sahibi Mustafa Bağcı’yla tartıştı. Alak, av tüfeğiyle Bağcı’yı bacağından vurup kaçtı.
Polis evli ve iki çocuk babası Sözen’i aynı semtteki evinde yakaladı. Alak bulunamadı.    
Uyuşturucu, hırsızlık ve gasptan poliste kaydı bulunan Sözen gözaltına alınıp Gümüşpala Polis Merkezi’ne götürüldü. Nezarethaneye alınan Sözen, iddiaya göre istediği suyu getiren polis memuru C.M.’nin dalgınlığından yararlanıp parmaklıkların arasından elini uzattı, beylik tabancasını aldı. Bir el havaya sonra kafasına ateş edip yere yığıldı.
Ölüm haberi duyulunca 49 yıl önce Mardin’den İzmir’e gelip yerleşen ailesi ve mahalle sakini 200 kişi karakola akın etti. Karakolun önünde geniş güvenlik önlemi alınırken, Sözen’in cenazesi, otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı.

OTOPSİ RAPORU: Otopsi raporunda “Bitişik atış sonucu, başının sağ tarafından girip solundan çıkan mermiyle öldü. Vücudunda yara ve darp izine rastlanmadı” denildi. İzmir Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, Sözen’in ölümünün kayıtlara intihar olarak geçtiğini, beylik tabancanın sahibi polis memuruyla ilgili idari soruşturma başlatıldığını açıkladı. 

KAMERA KAYIT YAPMIYORDU!: Karakoldan verilen bilgiye göre nezarethanedeki güvenlik kameraları sadece gözlem amaçlıydı, kayıt yapmıyordu. Ancak bir trafik kazasıyla ilgili ifade vermek için karakolda bulunan dört kişilik bir aile, Sözen’in intihar ettiğiyle ilgili tanık olarak ifade verdi. 

POLİSİN EL SVABI SONUCU?: Ateşli silahlar kullanıldıklarında, kullananın avucunda ‘barut izi’ bırakıyor. ‘El svabı’ denilen izler cinayet ve yaralamalarda tetiğe dokunanın bulunmasına yardımcı oluyor. Sözen’in her iki elinde de barut izine rastlandı. Polise göre bu olayın cinayet olduğunun kanıtı. Ancak bu, silaha başkasının dokunmadığı anlamına gelmiyor.  Sözen ailenin avukatı Nezahat Başa Bayraktar, “Bize polislerden de el svabı alındığı söylendi” dedi. Ama polislerle ilgili sonuç öğrenilemedi. 

‘AYAKKABILARINI BİLE GİYEMEDİ’: Dokuz çocuğunun en küçüğünü yitiren emekli işçi Şehmus Sözen şokta: “Evden, çoluk çocuk, kadınların önünde, ayakkabısını bile giymesine izin vermeden alıp götürmüşler. Bu ne biçim insan hakkı. Allaha havale ediyorum onları ama bu işin peşini bırakmayacağım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğim.” Ağabey Ramazan Sözen öfkeli: “Kendisi bir numaralı zanlı olmadığı halde polisler zorla ve darp ederek gecenin bir vakti evimizi basıp götürdüler. Sonra da bize kardeşimin intihar ettiğini söylüyorlar.”

‘O PARMAKLIKLARIN ARASINDAN SİLAH GEÇMEZ’: Ailenin avukatı Nezahat Başa Bayraktar’a göre bu olayda hem ciddi insan hakkı ihlali, hem de çelişkiler var:  “Bir kere polis nezarethaneye silahla giremez. Ayrıca demirler arasına elin girmesi mümkün ancak silah tutan bir elin girmesi mümkün değil. Ceset nezarethanedeydi. Başı duvara yakın bir şekilde, tabanca da bacaklarının arasına yakın yerdeydi. Parmaklıklara yakın değildi. Ne olursa olsun, olayın karakolda olması ve polisin silahının kullanılmış olması hassasiyetimizi artırıyor.”