'JİTEM terörü' yargıda

Ersever'in yönettiği grup
Kapatılan Diyarbakır DGM Başsavcılığı'nın bir iddianamesinde, öldürülen Binbaşı Cem Ersever komutasındaki itirafçı çetesinin, dönemin komutanlarının emri veya bilgisi dahilinde, birçok cinayet, suikast ve bombalamaya karıştığı öne sürüldü.
Üst düzey subayların adı var
İddianame, resmen "Hiç olmadı" denilen 'JİTEM'in adını, Hulusi Sayın, Hikmet Köksal ve Veli Küçük gibi komutanlarla ilişkili zikrediyor. Beş yıllık davanın dosyası, DGM kapatılınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza'ya yollanmış. Dava halen sürüyor.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi
ÖZGÜR CEBE / Arşivi

İSTANBUL/DİYARBAKIR - Kapatılan Diyarbakır DGM Başsavcılığı'nca hazırlanan, itirafçı ve koruculardan kurulu bir çeteyle ilgili iddianamede, bölgedeki birçok cinayet, bombalama ve suikastın, dönemin rütbeli komutanlarının emri veya bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği öne sürüldü. 1999 tarihli iddianamede, 'faili meçhul' bir cinayet sonucu öldürülen Binbaşı Ahmet Cem Ersever'in komutasındaki altı PKK itirafçısının, dönemin Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal ile JİTEM'in (varlığı devlet birimlerince hiçbir zaman doğrulanmayan Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı) bilgisi dahilinde cinayetler işlediği belirtildi.
Tutuksuz yargılanan çete
DGM'ler kapatılınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen çete davasında, 1996 ve öncesinde karıştıkları olaylar nedeniyle PKK itirafçıları Adil Timurtaş, Recep Tiril ile 'İbrahim Babat' sahte kimlikli Suriye uyruklu Hacı Hasan, jandarma istihbarat elemanları Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal Şanlı yargılanıyor. TCK'nın 313. maddesi uyarınca, 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak' ve 450. maddesi uyarınca 'birden fazla kişiyi öldürmek' suçlarından ömür boyu hapis istemiyle tutuksuz yargılanan çete üyelerinin ifadelerine dayanılan iddianamede sanıkların karıştığı olaylar ayrıntılarıyla anlatıldı.
Maaşlı itirafçı
1988'de örgütten kaçan Hacı Hasan'ın, korucu Osman Demir tarafından yakalandıktan sonra itirafçılığı kabul ettiği belirtilen iddianamede şu ifadelere yer verildi:
"Sanıkla ilgili Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından çatışmada öldüğüne dair evrak hazırlatılıp, Şırnak'ta ölen İbrahim Babat'ın kimliğinin üzerine kimlik çıkarılmıştır. Erserver'in durumu Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın'a anlattığı, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal'ın da durumu bildiği ve sanığın Silopi birliğinde JİTEM Komutanı Binbaşı Arif Doğan, Binbaşı Ersever, Yüzbaşı İsmail Öztoprak, Üsteğmen Sinan Yaşar, Astsubay Başçavuş Şaban Bayram ile diğer korucu ve askerlerle birlikte aylık 500 bin lira maaşla görevlendirilmiş, istihbarat çalışmalarına ve silahlı operasyonlara katılmıştır."
Hasip Kaplan'a bomba!
'Mete' kod adlı Babat'ın, grubuyla birlikte yasadışı birçok eyleme katıldığı vurgulanan iddianamede anlatılan bazı olaylar şöyle:
"1989'da Silopi'de muhbirlik yapan Hacı Ahmet Zeyrek, Ersever'in temin ettiği bir silahla Lokman Gündüz tarafından vurularak öldürtülmüştür. Babat, 25 Haziran 1990'da, JİTEM adına çalışan Mehmet Bayar'ı kendilerini ele vereceği gerekçesiyle içinde zaman ayarlı bomba bulunan çantayı eline verip, 'Al bunu İdil'de PKK davalarına giren avukat Hasip Kaplan'ın bürosuna git. Çantayı aç ve konuşmaları kaydet' diyerek yollamış, ancak çantayı yolda açan Bayar meydana gelen patlamada ölmüştür.
Bu olay da sanığın içinde bulunduğu Silopi JİTEM birimince organize edilmiştir."
16 Eylül 1989 gecesinde İdil'de Tahsin Sevim, Hasan Utanç ve Hasan Caner'in öldürülmesi olayı iddianamede şöyle anlatıldı:
Asker gözetiminde infaz
"Hasan, Ersever, Bayram ve Şanlı, mağdurları gözaltına alıp, PKK'ya yardım ettikleri gerekçesiyle Silopi JİTEM'de sorgulamıştır. Şanlı'nın aralarında husumet bulunduğunu söylemesi üzerine sorgularında bir suç işlediklerine dair bilgi alamadıkları köylüler, Nusaybin yakınlarında Şanlı tarafından, Ersever ve Bayram'ın gözetiminde kurşuna dizilerek öldürülmüştür."
İddianamede, Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) Zaho bölge komutanı Maho Geftan'ın Türkiye'ye gelip Mehmet Kılıç adını alarak Türk vatandaşı olduğu, Antalya'da askerlik yaparken para karşılığında peşmergelere verildiği de yer aldı. KDP'nin sırlarını Türkiye'ye anlatması nedeniyle, Geftan'ın Silopi JİTEM'den 100 bin dolar karşılığında istendiği belirtilen iddianamede, "Bunun üzerine Hasan, Astsubay Bayram ve 'Tokatlı bir er' diye tanımlanan bir kişi Antalya'ya giderek, 'Silopi'de Türk yüzbaşıyı öldürmüş. Sorgulayacağız' diyerek bu kişiyi birliğinden alıp Silopi'de peşmergelere teslim etmişler ve Ersever bunun karşılığında 30 bin dolar almıştır.
Köksal Diyarbakır'a aldırttı
Hasan'ın anlatması üzerine olaydan haberdar olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak ile Hacı Hasan'ın tartışması üzerine Öztoprak kaza süsü verilerek öldürülmüştür. Bunun üzerine grup komutanı Arif Doğan tarafından Batman'a gönderilmiştir. Sanık daha sonra İstanbul'a kaçmış, 1.5 ay kadar sonra da Asayiş Bölge Komutanı Hikmet Köksal'ın isteğiyle Diyarbakır'a gelmiştir" denildi.
Çeteciye konut ödülü
Veli Küçük'ün Jandarma İstihbarat Komutanlığı'na getirilmesi üzerine PKK itirafçılarına asker kimliği çıkarılarak Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı'nda görev verdikleri ve Hasan'ın da itirafçıların sevk ve
idaresinden sorumlu olduğu belirtilen iddianamede, şu suçlamalarda bulunuldu:
"Sanık Hasan birlikte çalıştığı eski itirafçalar Ali Ozansoy, Hüseyin Tekseren, Abdülkadir Aygan, Recep Tiril, Adil Timurtaş, Hayrettin Toka ve Fethi Çetin'le birlikte örgütle ilişkisi olan kişileri tespit edip adalete teslim etmek yerine faili meçhul bir şekilde öldürmeyi yöntem olarak benimsemişlerdir.
Sanık Hacı Hasan, Batman ve Diyarbakır itirafçı grubunun istihbaratçı Aytekin Özel ve Binbaşı Selahattin Görgülü ile birlikte 1990'da çeşitli dönemlerde Batman, Bismil, Hazro ve Antalya'da örgütle bağlantılı olduklarını düşündükleri altı kişiyi öldürdüklerini anlatmıştır. Bu kişilerin öldürülmesi emrinin bizzat dönemin Asayiş Komutanı Hikmet Köksal tarafından verildiğini anlatan sanık ikramiye olarak da Diyarbakır'da Emlak Bankası konutlarından bir blok satın alınarak dayalı döşeli olarak gruba dağıtıldığını belirtmiştir."
Polis yakalayıp bıraktı
İddianamede, sanık Hacı Hasan'ın kapatılan Yeni Ülke gazetesinin Nusaybin bürosunu 1990'da diğer itirafçılar Hüseyin Tilki, Abdülkadir Aygan, Adil Timurtaş ve Hayrettin Toka ile birlikte yaktıkları da belirtildi. 18 Haziran 1991 günü itirafçı Abdülkadir Aygan ile Binbaşı Aytekin Özel'in, dönemin Diyarbakır Barosu Başkanı Mustafa Özer'in evinin önündeki bir araca bomba koyup kaçtıkları sırada polis tarafından yakalandığı, ancak asker kimliğini gösterince serbest bırakıldığı vurgulandı.
Kan davalısını öldürtmüş
JİTEM'in sivil elemanı olan, MHP Silvan Teşkilatı'nda görevli Mehmet Zahir Karadeniz'in, kan davalısı Mehdi Kaydu'yu itirafçı Adil Timurtaş'a öldürtmek için `Doğan' marka araba teklif ettiği belirtilen iddianamede, "Karadeniz, Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı İsmet Yediyıldız'a bu kişinin kan davalısı olduğunu gizleyip şahsın PKK'lı olduğunu söyleyip öldürülmesine dair ikna ettikten sonra Kaydu itirafçılar Adil Timurtaş ve Abdulkerim Altuğ tarafından öldürülmüştür. Saldırı sırasında Kaydu'nun yakınlarının da silahla karşılık vermesi üzerine Timurtaş ve Altuğ Silvan Jandarma Komutanlığı'na sığınmışlar ve Alay Komutanı İsmet Yediyıldız'ın telefon talimatıyla serbest bırakılmışlardır" denildi.
Avcı'dan yardım istedi
İddianamede Hasan'ın, Ersever'in öldürülmesi üzerine dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı'yı telefonla arayıp kendisine sahip çıkmasını istediği ve Avcı'nın talimatıyla İstanbul Sarıyer'de ev kiraladığı, Albay Arif Doğan ve Yüzbaşı Sinan Yaşar'la görüşmeler yaptığı anlatıldı. 1996'ya dek İstanbul'da çeşitli çek senet tahsilatı işleri yapan sanık Hasan'ın, Bodrum'daki San Clup sahibi Ahmet Nedim Başmısırlı'dan tehditle 40 bin dolarlık çek aldığı ve bunu Yalova'ya atanan Jandarma Alay Komutanı Arif Doğan'la paylaştığı da iddianamede geçti.
Kundakçı itirafçı yapmış
İddianamede, davanın sanıklarından Adil Timurtaş'ın, PKK içindeyken, Şubat 1986 tarihinde Siirt'te bizzat dönemin Tugay Komutanı emekli orgeneral Hasan Kundakçı'ya teslim olarak itirafçı olduğu anlatıldı.