Kaboğlu korunmaya uygun görülmemiş!

Koruma skandallarına yenisi eklendi: İstanbul Valiliği, Hrant Dink gibi 301'den yargılanan eski Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. İbrahim Kaboğlu'nun koruma talebini kabul etmemiş.
Kaboğlu'na korumayı 'uygun' görmeyen yazıyı, Dink'i çağırıp 'uygun dille' uyaran Vali Yardımcısı Ergün Güngör imzalamış. Prof. Baskın Oran da, aldığı tehditleri savcılığa iletmiş, ne var ki sonuç alamamıştı.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - 'Geliyorum' diyen cinayete rağmen gazeteci Hrant Dink'i korumayan İstanbul Valiliği'nin, 'Dink koruma istemedi ki' savunması çöktü, koruma skandalında yeni perde açıldı.
Tıpkı Dink gibi 301. maddeden yargılanan eski Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu (BİHDK) Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu'nun da aldığı yoğun ölüm tehditleri üzerine koruma istediği, ancak talebinin valilikçe reddedildiği ortaya çıktı. Kaboğlu'nun gönderilen 'Koruma talebiniz uygun görülmemiştir' yazısının altındaki imza ise 'tanıdık' bir isme ait çıktı: Dink'i makamına çağırıp 'uygun dille' uyaran Vali Yardımcısı Ergün Güngör.
Başkanı olduğu kurulca hazırlanan Azınlık Hakları Raporu nedeniyle milliyetçi kesimlerin hedefi haline getirdiği Marmara Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaboğlu'nun yaşadıkları, raporu yazan Prof. Dr. Baskın Oran'ın yaşadıklarını da geride bıraktı. Baskın Oran, aldığı tehditler hakkında savcılığa şikâyette bulunmuş, ancak sonuç alamamıştı. Oran, hafta başında ise savcılığa çağrılıp tehditçilerle uzlaşıp uzlaşmayacağı sorulmuş, AGOS gazetesine yazı yazdığı fark edilince de kendisine önceki gün koruma verilmişti.
Kapıya tehdit mesajı
301'den yargılanan Kaboğlu'nun 'korunamaması' şöyle gelişti: Yazdığı Azınlık Hakları Raporu nedeniyle Kaboğlu, tehdit içerikli telefon ve e-posta mesajı almaya başladı. Tehditler 301 davası açılmasından sonra yoğunlaştı. Meçhul kişi ya da kişiler Kaboğlu'nun evine girdi, evrak ve notlarını karıştırdı, cep telefonunu çaldı. Ardından, ders verdiği Hukuk Fakültesi'ndeki odasının kapısına ölüm tehdidi içeren yazı asıldı. Hakkında dava açıldıktan kısa süre sonra bazı öğrencilerine SMS yoluyla "Kaboğlu suikast sonucu öldürüldü" mesajları gönderildi.
Kaboğlu, savcılıklara suç duyurusunda bulundu. Ancak Baskın Oran gibi o da şikâyetinden sonuç alamadı. Kaboğlu'nun yaşadıklarını üniversite polisi de ciddiye aldı ve 'Hocam isterseniz bir koruma isteyin' tavsiyesinde bulundu. Kaboğlu, bu tavsiyeyi de dikkate alarak 2006 yılı ocak ayı başında İstanbul Valiliği'ne başvurdu, yaşadıklarını anlattı ve kendisine koruma verilmesini istedi.
'Seni korumayacağız'
Ancak Kaboğlu, 22 Şubat 2006'da kendisine ulaştırılan yazıyla dondu kaldı. İstanbul Valiliği'ne bağlı İl Koruma Komisyonu, aldığı tehditleri korunması için yeterli görmemiş ve koruma talebini reddetmişti. Koruma Komisyonu'nun Kaboğlu'na gönderdiği ret yazısı şöyle: "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 26. maddesine göre çıkarılan Koruma Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre, 26/01/2006 tarihinde toplanan İl Koruma Kurulu toplantısında koruma talebiniz ile ilgili durumunuz görüşülmüş, koruma talebinizin uygun görülmediğine karar verilmiş, alınan karar 'Vali
Olur'u ile kesinleşmiştir. Bilgilerinize arz ederim. İmza. Vali adına Vali Yardımcısı..."
Hâlâ korunmuyor
Kaboğlu'nu tehditlere karşın koruma altına almayan valilik kararın altındaki parafsa tanıdık bir isimdi: Dink'i öldürülmeden önce makamına çağıran ve onu yanındaki istihbaratçı oldukları bildirilen iki kişiyle birlikte 'uygun dille' uyaran, ancak korumayı akıl edemeyen, İstanbul'un güvenlikten sorumlu Vali Yardımcısı Ergün Güngör. İstanbul Valiliği, tepkiler üzerine 301. maddeden yargılananlara koruma tahsis etti, ancak Prof. Dr. Kaboğlu'nu bu isimlere dahil edilmedi.
Danıştay'ın içtihadı var
İstanbul Valiliği'nin Hrant Dink cinayetindeki sorumluluğundan kaçmak için 'Koruma istemedi ki' savunması gerçeği yansıtmıyor. Çünkü Danıştay'ın, terörün hedefi haline geldikleri bilinen kişilerin koruma istemeseler de devletçe korunması gerektiğine ilişkin içtihatları bulunuyor. Bunun somut örneği gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun öldürülmesiyle ilgili dava. Danıştay, Mumcu ailesinin açtığı davada, davalı İçişleri Bakanlığı'nı mahkûm etmişti. Danıştay, devletin görevlerini hatırlatmış ve suiskaste uğrayabileceği düşünülerek Mumcu'nun korunmamasını ağır hizmet kusuru olarak kabul etmişti.