@ismailsaymaz

Kader Ortakaya dosyası, ölüm yıldönümünde askeri savcılığa gönderildi

Kader Ortakaya dosyası, ölüm yıldönümünde askeri savcılığa gönderildi
Kader Ortakaya dosyası, ölüm yıldönümünde askeri savcılığa gönderildi
Yüksek lisans öğrencisi Kader Ortakaya, geçtiğimiz yıl 6 Kasım'da Suruç'tan Kobani'ye geçmek isterken açılan ateşte hayatını kaybetmişti. Olaydan tam bir yıl sonra dava dosyası askeri savcılığa gönderildi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Suruç’tan Kobani’ye geçerken sınırda açılan ateşle hayatını kaybeden Kader Ortakaya’nın ölümüne ilişkin dosya, tam bir yıl sonra görevsizlik kararı verilerek, Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderildi. Suruç Başsavcılığı, Ortakaya’nın ölüm yıldönümü olan 6 Kasım’da verdiği kararda, ölümün askeri savcılığın görev alanında meydana geldiğini ve soruşturma yapma görevinin de bu makama ait olduğunu kaydetti. Bu gelişme, Ortakaya’nın ölümüne ilişkin soruşturmanın yeniden başlaması anlamına geliyor.

Kader Ortakaya'nın ağabeyi Celal Ortakaya, "Ben artık dosyanın kapatılacağına inanıyorum. Yüzde bir bile umudum yok. Yargılama aşamasına geçilmeyecek. Çünkü kardeşimin sınırda öldürüldüğü yönünde değil, sanki IŞİD ile PYD arasındaki çatışmadan seken şarapnelle öldüğü yönünde bir yorum yapılıyor. Ne pahasına olursa olsun bu soruşturmanın peşini bırakmayacağız" dedi.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde geçen yıl 6 Kasım’da, Kobani’ye geçmek isteyen gruba güvenlik güçleri müdahalede bulunmuştu. Silahlı müdahalede Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi olan Kader Ortakaya adlı genç kadın hayatını kaybetmişti. Suruç Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada, “Asker kesinlikle silahlı müdahalede bulunmadı. Kurşun atılmadı. Kesinlikle sınırımızda böyle bir olay yaşanmadı” iddiasında bulunmuştu.

Ortakaya’nın ölümüne ilişkin ifadesi alınan tanık Cahit Uçar, askerlerce ateş edildiğini savunmuştu. İsviçreli bir basın kuruluşunun tercümanı olarak Türkiye’ye gelip içinde Ortakaya’nın da olduğu kırk kişilik grupla kargaşadan yararlanarak sınırı geçtiklerini söyleyen Uçar, askerlerin bulunduğu noktadan üzerlerine ateş edildiğini ileri sürmüştü. Uçar, Ortakaya’nın ilk ateşte yere yığıldığını, cesedi kaldırılırken ikinci kez silah ve gaz atıldığını iddia etmişti. Uçar, sınırı geçmeden önce Ortakaya ile konuştuklarını belirterek, şöyle devam etmişti:

“(Ortakaya) Bana Kobani’ye oradaki halkın acısını paylaşmak için gittiğini ve gerçek mutluluğun orada olduğunu, onlara yardım etmek için gittiğini söyledi. Sınırı geçenler arasında ben de vardım ve 40 kişi civarındaydık. Bu sırada Kader benim arkamdan gelen grup içerisindeydi. Bir anda askeriyeye ait zırhlı araçlardan bir tanesinin kapısının açılmasının sesini ve çok sayıda silah sesi duydum. Silahı askerler ateşliyordu. Askerler Türkiye sınırındaydı. Ben Kobani tarafındaydım. Aramızda 50 metre mesafe vardı. Kadriye Kobani tarafında bulunuyordu ve benim 30 metre kadar mesafede arkamda, sınıra daha yakındı. Ateş seslerini duyduğum esnada bir anda bir erkek ‘Yardım edin’ diye bağırdı. Cesaret edip geri dönemedim. Geriye baktığımda Kadriye’nin yerde cesedini gördüm. Cesedi dört kişi kaldırıyordu. Cesedin kaldırılması esnasında askeriye ateşi kesti. Ceset kaldırılınca ateş edilmeye devam edildi. İkinci ateş esnasında askeriye gaz attı. Kadriye’nin nasıl ve neresinden vurulduğunu görmedim.”

Uçar, bir araca yüklenen Kader Ortakaya’nın cenazesinin Türkiye sınırına götürüldüğünü belirterek, “Emin olmamakla birlikte, yanında olan kişinin, erkek arkadaşı olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü öldüğü sırada çok ağladı” demişti.