'Kadın hakları'nın kenti: Stockholm

'Kadın hakları'nın kenti: Stockholm
'Kadın hakları'nın kenti: Stockholm
Dünyanın en 'huzurlu' görünen insanlarının yaşadığı Stockholm, kadın-erkek eşitliğinin de adeta deneysel bir merkezi. Zaten bu 'su şehri'nin çok yaşanılası olmasında bu eşitlik ilkesinin de payı çok büyük.
Haber: VEDAT ATASOY - vedatatasoy@iztv.com.tr / Arşivi

İstanbul gibi bir yerde, denizle iç içe yaşam süren biri için ‘denizsizlik’ ciddi bir sendrom. Hatta çoğu İstanbullunun söylediği ve Ankaralıların ise nefret ettiği, “Ankara’nın en iyi tarafı İstanbul’a dönüşü” sözünün ardında yatan en büyük sebep de bu! Doğduğu günden beri denizin kokusu ile yaşam süren biri olarak denizi olmayan yerlere yaptığım yolculuklarda en fazla özlediğim şey denizin kokusu ve sakin ama kudretli dalgaları... Dünyanın en yaşanılır kenti olan Stockholm’e geldiğimde beni en çok şaşırtan coğrafi yapısı oldu. Sıkıcı bir Avrupa kenti topografyası beklerken binlerce adadan oluşan bir su kenti ile karşılaştım. İçinden gemilerin geçtiği şehirden, içinden yine gemilerin geçtiği şehre gelince yabancı bir yerde değilmişim hissi uyandı.
Stockholm, İsveç’in başkenti ve en büyük şehri. Ayrıca ortaçağdan beri de tüm İskandinav ülkelerinin en güçlü kenti. Daha önceki yazılarımda detaylı anlattığım, AB’nin ilk örneklerinden sayılan Hansa Birliği’nin de önemli kentlerinden biriydi. Kent, anakara dışında 14 adaya ve Malaren Gölü’nün denizle birleştiği kanala sahip. Kentin adalara ve kanallara yayılmış olması, ona ‘Kuzeyin Venedik’i sıfatını kazandırmıştır. Bu su kenti, ayrıca etrafını saran ormanlar ve yeşil alanlarıyla da ‘Avrupa’nın en temiz havasına sahip’ kentlerinden biri. Kelimenin tam anlamıyla ‘yeşil ile mavinin buluştuğu bir kent’...
Kentte bulunma sebebimiz ise yine bir belgesel çalışması. ‘Kadın-erkek eşitliği’ni işleyeceğimiz belgesel için en doğru adres İsveç’ti. Çünkü kadın hakları konusunda dünyanın en gelişmiş ülkesi. Hemen her gün kadına şiddet haberleriyle dolu gazete sayfalarını düşündüğümüzde, bu konuda oldukça yol kat etmiş İsveç’i yakından incelemek gerektiğini düşünüyorum.

İsveç’te kadına karşı şiddet
Peki İsveç’te kadına şiddet örnekleri hiç mi yok? Kadın hakları ve cinsiyet eşitliğini, neredeyse temel politika olarak benimseyen bu ülkede de kadına yönelik şiddet önemli bir sorun! Her yıl yaklaşık 15-20 kadın şiddet yüzünden hayatını kaybediyor. Özellikle göçmen ailelerin töre adına işledikleri bu cinayetler İsveç’in çözmek için en fazla çaba harcadığı konuların başında geliyor.
2002’de Fadime Şahindal isminde bir Türk gencinin, yarı İsveçli yarı İranlı bir gence âşık olmasının ardından bunu öğrenen ailesi Fadime’ye korkunç bir baskı ve şiddet uygulamaya başlar. Bunun sonucunda Fadime, evini terk eder; babası ve kardeşine dava açar. Bu dava, medyanın ilgisini çok çeker. Fadime bir anda tüm İsveç’in töre ile tanışmasına sebep olur. Ancak basına yansıyan her konuşması Onun aslında sonunu getirmektedir. Ve barışma ümidiyle buluştuğunda, babasının silahından çıkan kurşunla can verir.
Bu cinayet İsveç basınını aylarca meşgul eder. İsveç hükümeti kadına uygulanan şiddet üzerine daha fazla eğilmesi gerektiğine karar verir... Sığınma evlerini daha işlevsel hale getirir. Şiddete uğrayan kadının, çocuğuyla birlikte, tüm ihtiyacını karşılayabilen bu sığınma evlerinde, ayrıca şiddete uğrayan kadınların tekrar sosyal hayata adapte olması için etkinlikler düzenlenir. 24 saat ve birçok dilde hemen cevaplanan çağrı merkezleri oluşturur. Yine şiddet mağduru kadınların güvenliği ve korunmasında da dünyanın en gelişmiş korunma sistemleri oluşturulur.
Fadime’nin öldürülmesiyle hızlanan gönüllü kadın hareketi 1979’da başlamış. Bugün İsveç’te 150 sığınma evi var. 1982’de çıkarılan kanun sayesinde şiddete tanıklık edenler de şiddet uygulayandan şikâyetçi olabiliyor. Üstelik kadının ispatı aranmıyor. Erkeğin, şiddet uygulamadığını ispat etmesi gerekiyor.
2008’de İsveç’te şiddete maruz kalan kadın sayısı 28 bin... Sayının bu kadar yüksek olmasının sebebi ise, şiddet gören kadınların suçu artık korkusuzca bildirebilmesi... Ayrıca 1999’da çıkan bir yasa ile seks ticareti yasak. İsveç’te para karşılığı seks yapan kadın değil bu ticarete sebep olan erkek ceza alıyor.
Bütün bunlar sayesinde, Stockholm sokaklarında erkekten çok kadın var. Bebek arabasını iten babalar görmek ise sıradan bir durum. Toplumun her alanında bu eşitliği görmek mümkün. Hatta Türkiye ’de erkek işi olarak görülen bazı alanlarda da kadınlar var.
Bunlardan biri de Stockholm’ün yeni yapılan stadyumu Stockholm Arena’nın inşaat mühendisi ve denetimcisi Yelda Ugan... Konya Kululu Ugan’ın eşi ise polis memuru. Ugan, “Türkiye’de başörtüsünden dolayı bu kadar rahat okuyamazdım. Ama burada hiçbir zaman sorun olmadı” diyor. “Erkek işi olarak görülen, fiziksel yönü zor olan mesleklere kadınların ilgisini çekmek için devlet çabalıyor. Bizim stadyum inşaatında çok az kadın var ama hem devlet hem de şirket bu sayının artması için gerçekten de uğraşıyor. Hatta bu yüzden beni de reklam yüzü olarak kullandılar.”

Müzeler kenti Stockholm
Huzur dolu, güler yüzlü ve saygılı insanların şehri Stockholm, aynı zamanda tam bir müze kenti. Özellikle eski şehir -ki bence Stockholm’ün en güzel yeri- Gamla Stan ve çevresinde birçok müze bulabilirsiniz. Burada aklınıza gelebilecek her şeyin müzesi mevcut. Kentte yılda 1 milyon kişinin ziyaret ettiği yaklaşık 100 müze bulunuyor. Bunlardan en önemlisi 50 bine yakın sanat eserinin bulunduğu Nationalmuseum yani Ulusal Müze. Çağdaş Sanatlar Müzesi veya İsveççe adıyla Moderna Museet, İsveç’in ulusal sanat müzesi. Bu müzede Picasso ve Salvador Dalí gibi isimlerin çalışmaları yer alıyor.
Stockholm mutfağıyla da ünlü. İsveç mutfağı çok zengin olmasa da göçmenlerin açtığı restoranlar sayesinde zengin bir yemek seçeneği sunuyor. Türk, Lübnan, İtalyan, Yunan, Fransız, Çin, Japon, Hint, Thai mutfaklarının çok iyi örneklerine rastlayabilirsiniz. Kışın özellikle Akdeniz’den gelenleri çok rahatsız eden, erken kararan ve çok soğuyan hava yüzünden herkes bu mekânları dolduruyor. Lakin Stockholm dünyanın en pahalı şehirlerinden de biri. Sıradan bir yemek bile kişi başı yaklaşık 50-60 euro seviyesinde. Lüks yerlerden hiç bahsetmeyelim bile! Bazı kulüplerin sadece girişlerinin 100-150 euro olduğunu söylemek sanırım yeterli olur.
Dünyanın belki de en demokratik toplumu olan İsveç’in temelini oluşturan cinsiyet eşitliği, aynı zamanda sosyal ve ekonomik istikrarın da temeli. Bu ülkeyi daha yakından incelemeliyiz. Özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in İsveçli meslektaşlarıyla daha fazla mesai harcaması gerektiğini düşünüyorum.