Kadın kadına kadınca

Türkiye'nin dört bir yanından gelen kadınlar sorunlarını paylaşmak ve ortak çözümler bulmak amacıyla İstanbul'da buluştu.
Haber: SUNA AKTAŞ / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye'nin dört bir yanından gelen kadınlar sorunlarını paylaşmak ve ortak çözümler bulmak amacıyla İstanbul'da buluştu. Farklı kültürlerin bir araya getirilmesi amacıyla 'Kadın Dayanışma Grubu'nun düzenlediği organizasyonda kadınlar, sorunlarının tartışıldığı toplantıya erkekleri dahil etmedi.
Üç gün sürecek olan 'Kadınların İstanbul Buluşması' önceki gün Diyarbakır ve Batman'dan gelen yaklaşık 45 kadın ile deprem bölgesinden katılan 25 kadının karşılanması ile başladı. Diyarbakır ve Batmanlıları taşıyan ve üzerinde 'Yaşasın barış için kadın dayanışması' yazılı afiş bulunan otobüs, buluşma yerinde sadece kadınlardan oluşan kalabalık tarafından alkış, çiçek ve zılgıtlarla karşılandı. Yöresel kıyafetler giyen misafir kadınlar da kendilerini karşılayanları zılgıtlarla selamladı.
Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü'nde gerçekleştirilen top- lantıya da kadınlar hâkimdi. Erkeklerin, "Bizi içeri almayacak mısınız?" sözlerine kararlı bir 'evet' yanıtı vererek eşlerini, arkadaşlarını bahçede bırakıp salona giren kadınlar sorunları anlattı; çözüm önerilerini tartıştı.
Her şeyi konuştular
Toplantıda kadınlar, evde, sokakta yaşanan şiddetten, ekonomik, psikolojik ve sosyal şiddetten, eğitimsizlikten, göç sorunundan, barıştan söz etti. İşte kadınların dilinden kendi sorunları:
Pınar Selek (Kadın Dayanışma Grubu üyelerinden): Biz dünyada kadın rengine ihtiyaç olduğuna inananlardanız. Tepeden tırnağa erkek eğemenliği kokan TBMM'den farklı olarak biz burada bu buluşma ile sorunlarımıza çözümler üretebiliriz. Batman'dan, Diyarbakır'dan, Antalya'dan, Tekirdağ'dan, deprem bölgesinden kadınlar toplandık, sorunlarımızı dile getirip çözümler üreteceğiz.
Derya Alabora (Sinema sanatçısı): Çok farklı kesimlerden buradaki buluşmaya gelen kadınlar var. Ortak sorunumuz birilerine derdimizi anlatmak, bir araya gelip bir şeyler üretmek. Bu buluşmadan çok şey bekliyoruz. Gerçek anlamda sorunlar ortaya konursa ilerisi için iyi bir veri olur.
Julide Kural (Tiyatro sanatçısı): Türkiye ve dünyadaki ortak sorunumuz, cinsiyetlerinden dolayı kadınlar binlerce yıldır erkek egemenliğinin baskısını yaşaması. Türkiye'de bu durum feodal yapıyla birleşerek erkek
egemenliğini ve baskısını kadınlar üzerinde artırıyor. Bence Türkiye'de kadınların karşılaştıkları en büyük sorun kadının ekonomik özgürlüğünün olmaması, evde, sokakta uğradığı şiddet.
Halise Saraç (Ev kadını, Batman): Okuma yazmam yok ama yaşadığımız sorunların farkındayım. 53 yaşındayım ve 8 çocuğum var. Benim dünyada en çok istediğim şey barış. Biz çok acı çektik, baskılar gördük. Batman'da birçok kadın intihar ediyor. Çünkü orada savaş vardı, kadınlar kocalarını, kardeşlerini, babalarını kaybettiler bu savaşta. Psikolojik olarak baskı altında kaldılar çözümsüz ve çaresiz kalınca bir tek yolun intihar olduğunu düşündüler.
'Erkekler artık görüyor'
Şaziye Kaya (Ev hanımı-Batman): İlkokul mezunuyum. Bu toplantıdan beklediğim sorunlara çözümler bulunması. Erkeklerden daha çok acı çekiyoruz. Doğuda yaşanan savaşın bize bir tek avantajı oldu o da eşlerimiz, babalarımız bizim ne kadar acı çektiğimizi gördüler ve gelişmemiz için önümüzü açıyorlar, bize destek oluyorlar artık, yaralarımızı sarmaya çalışıyorlar. Toplumu yönlendiren kadındır. Kadın ne kadar bilinçlenirse çocuklarını ve toplumu bilinçlendirmiş olur.
'Artık sorunlar anlatılsın'
Meral Orhak (Batman): 19 yaşındayım, ilkokulu bitirdim. Benim en çok eksikliğini duyduğum sosyal, kültürel ve eğitim anlamında çok eksikliklerimiz var. Bu buluşma kadınları birleştiren, bir araya getiren bir buluşma. Dünyada güzellikler olsun istiyorum, en çok da huzur ve barış. Bunu da kadınların başaracağına inanıyorum. Kadınlar hep ikinci sınıf görülüp, dört duvar arasında bırakıldı. Artık kadınlar kendilerini ifade edip sorunlarını dile getirmeli ve haklarına sahip çıkmalı.
Berna Sipahioğlu (Diyarbakır): 21 yaşındayım. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenciyim. Kadın tarihten bugüne kadar gelen ezilmiş bir kimliğe sahip. Burada Türkiyeli kadınlarla bir araya gelip sorunlarımızı biribirimize anlatıp somut çözümler üretmek istiyoruz. Huzur ortamı olsun istiyoruz.
Gülperi Dönel (İstanbul): 29 yaşındayım. 13 yaşındayken evlendim. 3 tane çocuğum var. Bağcılar'da yaşıyorum. Okuma yazmam yok. Bu toplantıya katılmamın nedeni yaşadığım zorlukları anlatmak. Serbest olmak istiyoruz, baskı görmeyelim istiyoruz. Bize insan gibi davransınlar istiyoruz, barış istiyoruz.
'Erkekler sadece baktı'
Zeynep Atıcı (Gölcük): Biz doğal afet sonucu evlerimizden, arkadaşlarımızdan, komşumuzdan ve yakınlarımızdan olduk. Çok sorun yaşadık. Mağdur olduk. Kadın olarak daha çok mağdur olduk. Küçücük çadırlarda kaldık. Uzun bir süre kimseyle konuşmadım. Dostluklar kurmadım. Konuşursam arkadaşlarıma ihanet ediyormuşum gibi geliyordu bana. Kendimi kitaplara verdim. Yolda rastladığımız insanlarla tek konuştuğumuz, ' Sizden kayıp var mı', 'Evet var' cevabını alıp yola devam ediyorduk. Sonra sel oldu, yine aynı soruları sorduk birbirimize. Biz evlerimizi su basmasın diye kanal açıyoruz kadınlar olarak çalışıyoruz.
Erkekler de beyazlar giymiş bizi seyrediyorlar. Depremden sonra bazı kadınlar çalışmaya başladı. Erkekler istemiyordu çalışmamızı, ancak biz direndik. Buraya gelirken eşim izin vermek istemedi. Ben 'Hepimiz kadınız, kıskanacağın kimse yok 'deyip geldim. Böyle bir toplantıya eşimin izin vermesi bile benim için büyük bir kazanım diye düşünüyorum.