Kadının seçme ve seçilme hakkının 75. yıl dönümü

Kadının seçme ve seçilme hakkının 75. yıl dönümü
Kadının seçme ve seçilme hakkının 75. yıl dönümü
Ankara'da kadının seçme ve seçilme hakkının 75. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen panelde, kadının toplum ve siyasetteki yeri tartuışıldı

Gazi Üniversitesi (GÜ) Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından, Türk Kadınının seçme ve seçilme hakkının 75. yıl dönümü dolayısıyla Mimar Kemalettin Salonu’nda "Türk Siyasi Yaşamında Kadının Rolü" konulu panel düzenlendi.

Panele Bakan Kavaf’ın yanı sıra CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve AK Parti İstanbul Milletvekili Edibe Sözen ile MHP’den Ruhsar Demirel, Saadet Partisi’nden Oya Akgönenç katıldı.

Panel öncesinde Türk siyasi yaşamında kadının yeri konulu kısa film gösterimi ve Sanat-Tasarım Fakültesi öğrencilerinin dünden bugüne Türk kadının kıyafetlerini içeren mini defile düzenlendi.

Panelin açılış konuşmasını yapan GÜ Rektörü Prof. DR. Rıza Ayhan, Türk kadının her geçen gün sosyal ve siyasal hayatta daha fazla yer aldığını, üniversite mezunu olan kadın sayısının arttığını belirtti. Üniversitenin mezuniyet törenlerinde genellikle bölüm birincilerinin kız öğrenciler olduğunu ifade eden Ayhan, derece ile mezun olan öğrencilerin ancak yüzde 20’sinin erkek öğrenciler olduğunu söyledi.

Ayhan, 21. yüzyılda çağdaş medeniyet düzeyine ancak kadın ve erkek işbirliği ile çıkılabilmesinin mümkün olduğunu bildirdi.

‘TBMM de 236 kadın milletvekili yer aldı’

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Türkiye’de kadın-erkek eşitliği alanında yapılan çalışmaların Cumhuriyetle hız kazandığını belirterek, "Ancak kadınlara yönelik ayrımcılığın giderilmesi ve kadınlara da erkeklere tanınan hakların verilmesi 1900’lü yılların başına, hatta 1800’lü yılların ikinci yarısına kadar uzanmaktadır" dedi.
Kadının sosyal yaşamda ve hukuk alanında kazınımlarının tarihi süreci hakkında bilgi veren Kavaf, Türk kadınının Avrupa’daki ve dünyadaki pek çok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkını kazandığını söyledi.

Kavaf, 5 Şubat 1935’te yapılan milletvekili seçimlerinde parlamentodaki 339 milletvekilinden 18’inin kadın olduğunu belirterek, "Kadınların Meclis’e irdiği bu ilk seçimlerden sonra ancak 2007’de Meclis’teki kadın vekil sayısı ilk ez bu oranı görülür bir farkla geçer ve yüzde 4,5’ten yüzde 9,1’e ulaşır" diye konuştu.
"Bugün yasalarımızda siyasal haklar konusunda cinsiyet ayırımı yapan hiçbir hüküm yoktur. Ancak, dünyadaki pek çok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkını erkeklerle eşit bir biçimde elde eden kadınlarımızın, yüksek bir siyasal katılım düzeyine ulaşmış olduklarını da henüz söyleyemiyoruz" diyen Kavaf şunları kaydetti:

"TBMM’de AK Parti’den 30, CHP’den 8, MHP’den 2, DSP’den 1 ve bağımsız 8 kadın milletvekili bulunmaktadır. Tarihsel sürece baktığımızda 1935’ten 2009’a kadar TBMM’de 8 bin 794 erkek milletvekiline karşılık sadece 236 kadın milletvekilinin yer aldığını görmekteyiz.

2009 yerel seçimlerinde toplam 2 bin 919 belediye başkanı seçilmiştir. Bunlardan 26’sı kadındır. Yüzdelik oran olarak baktığımızda tüm belediye başkanları içinde kadınların oranı sadece yüzde 0,89’dur.

Türkiye’de mimarların yüzde 36’sını, doktor ve operatörlerin yüzde 29’unu, avukatların yüzde 33’ünü, profesörlerin yüzde 28’ini kadınlar oluşturmaktadır. Şu anda 155 büyükelçimizin 16’sı, 132 üniversite rektörümüzün 13’ü kadındır."

Kavaf, kadınların sosyalleşemediği yerde siyasallaşmalarından bahsetmenin mümkün olmadığını vurgulayarak, evlerinde, sokaklarında, çocuklarının okullarında söz sahibi olamayan kadının devlet yönetiminde etkin olmasının beklenemeyeceğini
bildirdi. Bunun için önce sosyal hayatta aktif rol alması gerektiğini ifade eden Kavaf, siyasal süreçlere katılmak isteyen kadınların aşması gereken ilk engelin, aile ve siyasetin bağdaşmaz olduğuna dair toplumdaki yaygın kalıplar ve yargılar
olduğunu söyledi. Kavaf, "Kadınlara yüklenen geleneksel rollerle, siyaset yaşamına katılımın birbiriyle bağdaşmadığına dair yaygın kanı, kadınların siyasi alandan uzak durmalarına neden olmaktadır. Eşit ve demokratik aile anlayışının yaygınlaşması kadınlarımızın toplumsal ve siyasi katılımına daha fazla imkan tanıyacaktır" diye konuştu.

Kadınların siyasette yeteri kadar var olamayışlarının, siyasal yapılardan kaynaklanan nedenleri olduğu gibi, siyaset dışı faktörlerle de ilgisi olduğunu anlatan Kavaf, bunun dışında sosyal sermaye eksikliğinin de bir etken olduğunu ifade etti.

Kavaf, kadının güçlendirilmesi için ekonomik özgürlüklerin kazanılması, kanuni hakların elde edilmesi ve kullanma bilincinin gelişmesi, fırsat eşitliğinin sağlanması, sorumluluk üstlenmesi gerekildiğini kaydetti.

‘Çocuk kararı tamamen anne babanın kararıdır’

CHP Ankara milletvekili Nesrin Baytok da "Türkiye’nin kadının durumunu yansıtan rakamlara göre dünya ülkeleri içerisinde 109 ülkeden 101. sırada yer aldığını, G-20 ülkeleri içerisinde 17. sırada bulunduğunu" söyledi.

Kadıların Türkiye’de eşit olmadığını ifade eden Baytok, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuk sayısına ilişkin düşüncelerini de eleştirirdi. Baytok, şunları kaydetti:

"Sayın Başbakan’ın 3 çocuk yapın talimatına bakınca tereddüte düşüyoruz. Sosyal Güvenlik Yasası çıkarken kadınların lehine olan bazı düzenlemeler kaldırıldı. Bunlardan belki de en önemlisi kız çocuklarının okumuyorsa 18, okuyorsa 25 yaşında artık anne babalarının sosyal güvencesinden yararlanamayacak oluşudur. Bu gibi kadınlar aleyhine yasal hak kayıpları ile 3 çocuk talebi
birleşince sormadan edemiyoruz. Acaba Sayın Başbakan kadınlara evde oturup çocuk yapın ve dış dünyaya da adım atmayın mı demek istiyor?

Eğer böyle demek istemiyorsa bilmeli ki kadınlar böyle anlıyor. Çocuk kararı tamamen anne babanın kararıdır. İktidara düşen bu çocukların en iyi eğitimleri alabileceği ve annenin bakımına yardımcı olacak şekilde kreş ve okul açmaktır."

AK Parti İstanbul milletvekili Edibe Sözen ise siyaset-kadın ve medya ilişkisini içeren konuşmasında, kadınların haberlerde özne olarak yer almadığını, yaptıkları siyasi atılımlarından bahsedilmediğini söyledi. Sözen, Türkiye’de kadın siyasetçilere "itibarı düşük" haberlerde yer verildiğini, ancak yurt dışında böyle bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti.

MHP MYK üyesi Demirel de Türkiye’de merkezi sistemle yapılan sınavlarda cinsiyet seçeneklerinin bulunduğu kutucukların erkek ve kadın şeklinde değil, erkek ve bayan/kız biçiminde olduğunu söyledi. Cinsiyet kavramının, sadece kadın ve erkek olarak ayrıldığını belirten Demirel, öncelikle bunun düzeltilmesi
gerektiğini dile getirdi.

Saadet Partisi’nden Akgönenç ise geleneksel Türk aile yapısında kadının görevinin çok olduğunu, bunun da siyasete girmesini zorlaştırabildiğini belirtti. Kadının reklam filmlerinde obje olarak kullanılmasını da eleştiren Akgönenç, kadın derneklerinin bu gibi reklamlar yapıldığında protesto etmeleri çağrısında bulundu. (aa)