Kadınlar: Aile biter

AKP'nin zinayı suç sayma girişimine tepki gösteren Türk Ceza Kanunu Kadın Platformu sözcüsü Şenal Saruhan, "Devlet namus bekçiliğine soyunmamalı" diye konuştu.
Saruhan, "Böyle bir talep kadınlardan gelemez. Kocasını cezaevine gönderen kadın aç kalır. Siz aile kurumunu yıkıyorsunuz" dedi. Saruhan, bekâret kontrolü için bireyin izninin alınması gerektiğini de söyledi.
Haber: AHMET KIVANÇ / Arşivi

ANKARA - Türk Ceza Kanunu (TCK) Kadın Platformu, TCK tasarısının altı maddesinin değiştirilmesini, zinayla ilgili düzenlemeye de yer verilmemesini istedi. Platform sözcüsü avukat Şenal Saruhan, zinanın suç sayılmasının aileyi korumayacağını, tam aksine temelden yıkacağını belirtirken, devletin 'sadakat bekçiliğine' soyunamayacağını söyledi.
Saruhan, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen ve önümüzdeki hafta TBMM Genel Kurulu'nda görüşülecek olan tasarının bireyi esas alan ve bireyin hukukunu koruyan bir anlayışla hazırlandığını vurguladı. Tasarının bu özelliğinin, evlilik içi tecavüz, işyerinde cinsel taciz ve ensest ilişkilere getirilen cezalarda kendini gösterdiğini, bu düzenlemelerde bireyin haklarının esas alındığını dile getiren Saruhan, zina konusunda yapılmak istenen düzenlemenin tasarının ruhuna aykırı olduğunu, çünkü aileyi korumak adına bireyin cezalandırılmasını öngördüğünü ifade etti. Saruhan, "Bu demektir ki, devlet, insanların birbirine sadakatinin bekçiliğini yapmaya soyunuyor" diye konuştu.
'Kadınlardan böyle talep gelemez'
Zinaya ceza talebinin Anadolu kadınından geldiğine ilişkin iddiaları da değerlendiren Saruhan, meslek yaşamındaki deneyimlerinin bu iddiayı doğrulamadığını söyledi. Saruhan, şöyle dedi: "Böyle bir talep kadınlardan gelemez. Çünkü kocasını cezaevine gönderen kadın, aç kalır. Kocasını cezaevine gönderdiği zaman kocası bir daha eve dönmemek üzere gider. Siz evlilik kurumunu korumuyor, yıkıyorsunuz. Olayın bir başka boyutu daha vardır. Cezaevinde en ağır suç zina suçudur. Zina suçu işlediği için cezaevine giren kadın, diğerleri tarafından dışlanır, tecrit edilir."
Altı temel itiraz
TCK Kadın Platformu'nun TCK tasarısındaki diğer itirazları da şöyle sıralandı:
Töre değil, namus cinayeti: Tasarının kasten adam öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesinde 'töre' saikiyle işlenen suçlara ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörülüyor. Töre cinayetleri deyimi, namus adına işlenen cinayetleri doğru olarak betimlememektedir. Töre cinayetleri deyimi, ülkemizin yalnızca belirli bir bölgesiyle ilişkilendirilmekte ve namus cinayetlerinin ülkenin bütün bölgelerinde işlenmekte olduğu gerçeğini yok saymaktadır. Madde bu haliyle, töre adına değil, kişisel namus anlayışı adına işlenen cinayetlere açık kapı bırakmaktadır. Töre terimi, 'namus' terimiyle değiştirilmelidir.
Çocukların cinsel istismarı: 15 yaşına kadar olan çocuklara yönelik düzenleme, 15-18 yaş arası çocuklara karşı cebir, tehdit, hile ile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışları da kapsayacak şekilde genişletilmeli.
Reşit olmayanla cinsel ilişki: Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 15 yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişinin, şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını düzenleyen 107. madde tasarıdan çıkarılmalıdır.
Dünyanın hiçbir ülkesinde cinsel ilişkiye rıza yaşı 18'e kadar yükseltilmemiştir. Ayrıca bu fiilde her iki taraf da çocuktur; kız ve erkek her iki cinsin de Çocuk Hakları Sözleşmesi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında eşit korunmaları gerekir.
Ayrımcılık: İnsanlar arasında ayrımcılığı düzenleyen 124. maddede suç sayılan fiillerin tek tek belirtilmesi, alan daraltmaktadır. Fiillerin tek tek sayılması yerine 'siyasal, sosyal ve ekonomik haklardan yararlanma' şeklinde genel ifade konulmalı; ırk, dil, din gibi unsurların yanı sıra 'cinsel yönelim' nedeniyle de ayrım yapılamayacağı hükmü eklenmeli.
Müstehcenlik: Müstehcenliği düzenleyen 228. maddenin 1. ve 2. fıkraları bu haliyle özel hukukla genel hukuku birbirine karıştırmış olmaktadır. Televizyonda yayımlanan bir programı çocuğa izletmek bile suç olabilir.
Bekâret kontrolu: Bekâret kontrolünün hâkim ve savcı kararına bağlanmasını düzenleyen 289. maddeye, bekâret kontrolü için mağdurun onayı şartı da getirilmeli. Bulaşıcı hastalıklar dolayısıyla kamu sağlığını korumak amacıyla yapılacak bekâret kontrolünde hâkim-savcı kararına gerek olmadığına ilişkin hüküm de tasarıdan çıkarılmalı.