Kadınlar için son sığınak

İstanbul Barosu bünyesinde dört yıl önce kurulan 'Kadın Hakları Uygulama Merkezi' şiddete uğrayan, çocukları elinden alınan kadınlara ücretsiz hukuki destek sağlayarak yeni bir hayata 'merhaba' demelerini sağlıyor.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - İstanbul Barosu bünyesinde dört yıl önce kurulan 'Kadın Hakları Uygulama Merkezi' şiddete uğrayan, çocukları elinden alınan kadınlara ücretsiz hukuki destek sağlayarak yeni bir hayata 'merhaba' demelerini sağlıyor. 1999 yılında 68 kadına destek sağlayan merkez, geçen yıl
içinde desteğe muhtaç bin 382 kadına ücretsiz avukat tayin etti. Kadınlar arasında oluşan doğal iletişim hattı, şiddete uğrayan kadınları baronun kapısına yönlendiriyor. Yardım eden avukatlarla kadınlar arasında ise kimi zaman yıllar süren dostluk oluşuyor.
Kurtuluş kapısı
Beyoğlu'ndaki Orhan Adli Apaydın Sokak'taki İstanbul Barosu'nun üçüncü katına, diğer katlardan farklı olarak, çok sayıda kadın geliyor. Uzun koridorda üzerinde 'Kadın Hakları Uygulama Merkezi' tabelasının olduğu kapının önündeki bank hiç boş olmuyor. Şiddet gören, çocukları ve evi elinden alınan kadınlar birbirine benzer hikâyeler ve aynı taleplerle sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Biraz sonra başlayacak görüşme, 'kurtulmak' için başlatılan mücadelenin ilk adımı olacak. Sıra bekleyenler, bu süre içinde birbirleriyle dertleşiyor ve karşısındakini dinlerken, kendi derdinden uzaklaşıyor. Kimi şiddete artık dayanamadığını anlatırken, diğeri görücü usulü yaptığı evliliğin hayatının nasıl cehenneme döndüğünü anlatıyor. Ve hepsi de boşandıktan sonra yeni bir hayata başlamanın umudunu taşıyor.
Görüşme, merkeze tahsis edilen odada gerçekleşiyor. Kadın Hakları Uygulama Merkezi'nin en önemli prensiplerinden biri 'gizlilik'. Çünkü yardım almaya gelen kadın, genellikle şiddete uğraşmış oluyor, bu nedenle kendini güvende hissetmesi gerekiyor. Yaşadığı dramı sadece avukatına anlatıyor. Merkezin desteğinden yararlanmanın tek koşulu ise avukat tutacak maddi imkâna sahip olmamak. Bunu belgeledikten sonra dava maratonu başlıyor. Merkeze başvuran kadınların büyük bölümü okuma-yazma bilmediği için avukatı onun hem yoldaşı hem de eli kolu oluyor.
Merkezde hafta içi her gün 14.00-17.00 arasında gönüllü nöbetçi avukat bulunuyor. Avukat gün içinde merkeze gelen telefonları yanıtlıyor ve herkese hiçbir koşul aramadan haklarını anlatıyor. Telefonun diğer ucundaki, çekinerek sorunlarını anlatan üniversite mezunu, işkadını ya da
okuma yazma bilmeyen bir kadın olabiliyor. Erkekler bile merkezi arayarak haklarını soruyor. Telefonlar sadece İstanbul'dan değil, Hakkâri'den, Trabzon'dan hatta yurtdışından bile geliyor.
Tek şart yoksul olması
Merkezin sözcüsü Ayten Ağırdemir, kendilerine başvuran kadınların yüzde 90'ının şiddete uğradığını belirterek, şöyle konuştu: "Onlarla yüz yüze görüşme yapıp, maddi durumları yetersizse ücretsiz avukat atıyoruz. Merkezde görevli avukatların hepsi önce meslek içi eğitim alıyor. Avukatla, kadın arasında uzun yıllar süren bir bağ oluşuyor. Dava bittikten
sonra iletişim kopmuyor. Yine şiddet gördüğünde ya da haksızlığa uğradığında avukatına başvuruyor."
Kadınların öykülerinin aslında birbirine benzer olduğunu söyleyen Ağırdemir, hiç unutamadığı bir davayı şöyle anlatıyor: "Küçük yaşlarda Siirt'te görücü usulüyle biriyle evlendirilmesine karar veriliyor ve İstanbul'a getiriliyor. Geldiğinde müstakbel eşinin cevaevinde olduğunu öğreniyor. İki yıl sonra adam cezaevinden çıkıyor. Evleniyorlar. Sonra da şiddet başlıyor. Beş yerinden bıçaklanınca, bize başvurdu. Hemen kocanın evden uzaklaştırılması için dava açtık. Onu hiç yalnız bırakmadık. Mahkeme, kocayı altı ay evden uzaklaştırdı. Şimdi evinde, çocuklarıyla mutlu ve rahat."
Merkez sorumlularından avukat Nurdan Düvenci ise Türkiye'de sadece yedi tane sığınmaevi olduğunu ve bu evlerin güvenliğinin de sağlanamadığını vurguluyor. Düvenci, bu sorunu somutlaştıran bir anısını anlatıyor:
"Müvekkilimin eşi polisti. Kadına çok fazla şiddet uyguluyordu. Sonunda bir sığınmaevine yerleştirdik. Ancak adam polis olduğu için sığınmaevinin yerini öğrendi ve orayı bastı. Kadın oradan ayrılıp, eşine döndü. Ancak bir-iki yıl sonra yeniden şiddet yaşamaya başladı. Başka bir sığınmaevine yerleştirdik. Adam oraya da gelerek kadını dövdü, diğer kadınları korkuttu. Gittiği her yeri adam buluyordu. Şimdi güvenli bir yerde, davaları da sürüyor."



322 gönüllü avukat çalışıyor
Kadın Hakları Uygulama Merkezi, 1999 yılının Temmuz ayında 25 kadın avukat tarafından kuruldu. 2003 yılına gelindiğinde merkezde görevli avukat sayısı 322 oldu. Bunlardan 30'u ise erkek avukat. İlk yıl merkezden yardım alan kadın sayısı 68'di. Ancak sonraki yıllar bu sayı katlanarak arttı. 2000 yılında 486, 2001 yılında 519, 2002 yılında da 769 davaya bakıldı. 2003 yılına geldiğinde ise bu sayı bin 382'ye ulaştı. Dört yıl içinde bakılan toplam dava sayısı ise 3 bin 224 oldu. Davaların 1959'unu
'boşanma' davaları oluştururken, 143'ü 'Aile içi şiddetin önlenmesine dair yasa' uyarınca açıldı. Davaların 399'u ise nafaka istemini içeren davalar oldu. Merkez dört yıl içinde toplam 30 bin civarında kişiye de telefonla danışmanlık yaptı.
  • Kadın Hakları Uygulama Merkezi'nin telefonu; (0212) 292 77 39.