Kadınlar plajları sevdi




Caddebostan'da açılan üç plaj tıklım tıklım dolu. Kadınlar en çok pislikten şikâyetçi.

Fotoğraf: Metin Pala / aa



Rahatsız edilmiyorlar

İstanbul'da açılan plajlar kadınları memnun etti. "Kocalarımız olmadan da geliyoruz. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor" diyen evli kadınların bu tespitine şık bikinileriyle güneşlenen bekârlar da katılıyor.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

İSTANBUL - Plaja mini bir mutfak inşa edip piknik yapan aileler, 'beyaz don'larıyla sahilde koşturan çocuklar, 'iç çamaşırı ve kıyafetle denize girmek yasaktır' yazısının birkaç adım ötesinde denize girenler... İstanbul'un plajlarında hiç değişmeyen bu manzaraların yanı sıra değişen şeyler de var; o da bikini ve mayolarıyla plajlarda rahatça güneşlenen kadın sayısındaki artış.
İstanbul'da, sahillerin yenilenmesiyle birlikte, her kesimden ve her yaştan İstanbullu özellikle hafta sonları plajlara akın ediyor. Pazar günleri mahşer yerini andıran sahil yüzünden 'pazar fobisi' edinenler cumartesileri denize girip piknik yapmayı tercih ediyor. Önceki gün Menekşe plajını seçenlerin büyük çoğunluğunun da nedeni buydu. Saat 12.00'ye gelirken piknikçiler çimenlerde yerini almış, ağaçlara hamaklar asılmış, piknik tüplerinde çaylar kaynıyor, yemekliklerse kasaların içinde duruyor.
Çocukların umursadığı tek şey deniz. Kalabalık bir ailenin dört çocuğu sevinç içinde deniz yataklarını şişirmeye koyuluyor. Cansimidini kapan denize koşarken, orta yaşlı kadınlar kilolarından mı, utandıkları için mi, bilinmez mayolarının üzerine geçirdikleri şortlarla yüzüyor.
Neşe Çentek her hafta olduğu gibi üç çocuğuyla birlikte yine kumsaldaki yerini almış. Yenibosna'da oturan Çentek, önceki senelere göre daha temiz olan sahil sayesinde Silivri'ye, Şile'ye gitmekten kurtulduklarını anlatıyor. Eşi olmadan çocuklarıyla da rahatça geldiğini anlatan Çentek, "Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Pazarları çok kalabalık olduğu için çok da pis oluyor. O yüzden cumartesileri geliyoruz" diyor.
'Yeşilköylülere ayrı koy'
Sahilde Yeşilköylüler de var. Onlar da sahilin ve denizin nispeten iyileşmesine karşın eksikler olduğundan yakınıyor. Doğduğundan beri Yeşilköy'de oturan 46 yaşındaki emekli memur Demir Benli sıkıntılarını şöyle anlatıyor: "Soyunma kabini, tuvalet, cankurtaran, güvenlik yok. Pazar günleri kalabalık oluyor. Geçen gün esrar içen gençleri yakaladık. Kimi yasak olmasına karşı mangal yakıyor, gidip uyarıyoruz. Bu sefer kavga çıkıyor."
Yeşilköy'de oturan Şebnem Demirbilek ise kendince bir çözüm sunuyor: "Yeşilköy halkına ayrıca bir koy versinler."
Çiroz başka
Menekşe Plajı'nın hemen yakınındaki Çiroz ise paralı plajlara taş çıkartır nitelikte. Soyunma kabininden, can kurtaranına ve büfelerine kadar her şey var. Çok daha kalabalık. Çimlerde bikinileriyle kadınlar güneşleniyor. Bikinili bir genç kızın biraz ötesindeki üç genç, kıza bakmıyor ama hep bir ağızdan şarkılar mırıldanıyor, manidarca. Şık bikinileri ve pareolarıyla üç genç kız, çimlerin üzerine yayılmış yatıyor. Sibel Horoz güneşlenirken sıkıntı çekmediklerini, asıl sıkıntının denizin içinde olduğunu söylüyor: "Erkekler denizde gruplaşıyor, atlayıp zıplıyorlar. Rahatsız oluyor insan.."
'Bikiniye de alışacaklar'
Yeter Oymak'sa "Burada her türlü insan var. Kimse birbirini rahatsız etmiyor. Bikiniye de alışacaklar. Herkes özgür. İstediği kıyafetle oturabilir" diyor.
Çimlerde oturan bir grup genç daha var. İçlerindeki kız güneşleniyor, iki erkek ise gitar çalıp şarkı söylüyor. Her şarkı sonunda etraftan alkış sesleri yükseliyor. Piknik yapan ailelerin de kulağı gitarda. Ahmet Uğur Kaçmaz beden eğitimi öğretmeni ve sık sık bu plaja geliyor: "Güvenlik olduğu için insan kendini güvende hissediyor. Pazarları çok kalabalık, bir kez geldik pişman olduk. Çok nezih bir ortam değil ama çevre çok güzel."
Ev kadınları bir yandan güneşleniyor diğer yandan yüzen çocuklarını izliyor. 42 yaşındaki Fethiye Coşkun, üçüncü kez Çiroz'a geliyor: "Çevreden rahatsızlık olmadı bugüne kadar. Tek şikâyetim, deniz bulanık." Arkadaşı Fadime Gürer, "Yanımızda eşlerimiz olmadan çocuklarımızı da alıp Alibeyköy, Yeşilpınar'dan buraya geldik" diyerek sahil sefasının tadını çıkarıyor.
'Ben elbiseyle girerim'
Denizde kıyafetleriyle yüzen çok kişi var. Kimi kıyıya vurmuş gibi kıyafetleriyle sığda oturmuş serinliyor. Kimi ise kıyafetinin ıslanınca verdiği ağırlıkla 'ağır çekim'de yüzüyor. Kalabalık bir aile piknikte. İzzet Demir'in yanında eşi, baldızı ve beş çocuğu var. Sularını bile damacanayla getirmişler. Baba Demir, Tarlabaşı'ndan buraya manzara için geldiklerini söylüyor. Demir'in eşi ve baldızı denize de girebildiklerini söylüyor. Suzan Demir "Ama kıyafetle giriyoruz. Nasıl diğerleri bikinilerle mayolarla giriyorsa bizim de elbiseyle girmeye hakkımız olduğunu düşünüyorum. Biz doğu insanı olduğumuz için bize o şekilde denize girmek ters. Madem burası halka açık bir yer ben de halkım. Elbiseyle girerim" diyor.
Sigarasını denizde söndürenler
Anadolu yakasında da Caddebostan'daki üç plaj tıklım tıklım dolu. Daha dar olan bu plajlarda yüzlerce insan 2 YTL'ye kiraladıkları şezlonglarda uzanmış. Şezlongların yakınlığını umursayan yok, herkes keyfinde. Zaten plajın gençleri görevliler tarafından köşeye çekilmiş. Almanya'dan tatile gelen Zeynep Varlıoğlu ve Nurgül Göstereli, "Laf atıp rahatsız etmiyorlar. Ancak bakanlar oluyor. İnsanlar çok pis. Poşet, şişe, sigara hepsini atıyor. Kimi denize girip sigarasını denizde söndürüyor" diye yakınıyor.
İstanbullu kurallara uymakta dirense de her kesimden insan denizin tadını çıkarıyor. Girişi 50 YTL olan Fenerbahçe True Blue plajına gidince, halka açık plajların İstanbullular için 'nimet' olduğu anlaşılıyor.