Kahraman sokak çocukları 'umutsuz'

Pazar günü Dolapdere'de kurulan semt pazarında iki kapkaççının saldırısına uğrayan bir kadın çığlıklar atıyordu. Kadın kapkaççılarından birinin elinde falçata vardı, cep telefonunu aldığı kadının saçlarını diğer eline dolamıştı.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Pazar günü Dolapdere'de kurulan semt pazarında iki kapkaççının saldırısına uğrayan bir kadın çığlıklar atıyordu. Kadın kapkaççılarından birinin elinde falçata vardı, cep telefonunu aldığı kadının saçlarını diğer eline dolamıştı. Kadının yardım isteyen feryatlarına karşın pazarı dolduran onlarca kişi ve pazarcı sadece izledi. Umut Çocukları Derneği'nin önündeki iki sokak çocuğu kalabalığı yararak kadının imdadına koştu. Kapkaççıları, etkisiz hale getirip polise teslim ettiler. Zanlılar karakola götürülürken sokak çocukları alkışlar arasında sokakta kayboldu.
Olay mutlu sonla bitmiş görünüyordu. Kapkaççı kadınlar mahkemeye sevk edildi, mağdur kadın canına ve malına bir zarar gelmeden evine döndü. Sokak çocukları içinse değişen bir şey olmadı.
Birbirlerini koruyorlar
İstanbul'un merkezi Taksim Meydanı'ndaki Gezi Parkı'nın kuytusunda evsiz gençler ve çocuklar, kartonların üzerinde uyuyuyor. Kir ve tiner kokusu birbirine karışıyor. Hepsinin bir gözü açık, tetikteler. Çünkü tecavüz, cinsel taciz, şiddet ve tetikçi arayan mafyaların tehdidi her an enselerinde. Bunun için bir arada duruyor, birbirlerini koruyorlar. Bu grubun yaşı büyüklerinden biri kahraman olarak gazete sayfaları ve televizyon ekranlarına çıkan 18 yaşındaki Mehmet Çamlıbel, diğeri 19 yaşındaki Emrah Eraydın.
Mehmet henüz 10 yaşındayken Malatya'da sanayi sitesinde çocuk bir işçiydi. 11 yaşındayken Malatya'daki evinden, üç arkadaşıyla birlikte İstanbul'a kaçtı. Yaşıtları okula giderken Beyoğlu'nun tehlikeli sokaklarında hayatta kalma mücadelesi verdi. Defalarca saldırıya uğradı. Soğuk gecelerde, aç ve yataksızken sadece bali ve tinerle yaşanan sahte bir mutluluk vardı. İstanbul'daki hayatının ilk aylarında madde bağımlısı olmuştu. Umut Çocukları Derneği olmasa belki de hayatta kalamazdı. Geceler dondurucu soğuk olduğunda, açlıktan halsiz düştüğünde tek sığınabileceği yer Yusuf Ahmet Kulca'nın özverili çalışmalarıyla kurulan barınma evleri ve bakım evleri olmuştu. Kulca, onu sokaklarda bulmuş, Bakırköy Umut Evi'nde aylardan sonra yatak yüzü görmüştü.
Sokaklarda geçirdiği yedi yılın ardından hiç evde kalmadan reşit yaşa geldi. Bugün kafasından başlayan yanağına kadar inen derin bir yarık izi duruyor. Eminönü'nde bir yerden peynir-ekmek isteyince üzerine saldırdıklarını ve bir kişinin bıçakla yüzünü yardığını anlatıyor. "Sokaklar böyle" diyerek sözünü bitiriyor.
Tinere geri döndü
Onun sokaklardaki yaşamında en yakın arkadaşı 19 yaşındaki Emrah Eraydın. Annesi dokuz aylıkken onu Yozgat'ta Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kapısının önüne bırakmıştı. Yuvada büyüdü, dokuz yaşındayken yuvadan kaçarak İstanbul'a geldi. Tiner ve baliye Beyoğlu'nun arka sokaklarında başladı. Yusuf Kulca, onu defalarca kaçtığı Ankara'daki Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'nun yurduna götürdü. Ama o hep İstanbul'a, arka sokaklara döndü. Bugün, 'Umut Çocukları Derneği olmasaydı, ne olurdu?' sorusuna "Ben olmazdım" yanıtını veriyor.
Dernekteki faaliyetler sonucunda uyuşturucu maddeleri bıraktı. Açıköğretim Lisesi'ne kayıt oldu. Askere gitti. Ama döndüğünde yine çaresizdi. "Eskiden sokaklarda yaşamak isterdim, bağımlıydım. Ama artık büyüdüm. Herkes gibi bir hayatım, ailem olsun istiyorum. Ama iş yok, param yok ve evim yok. Mecburen sokaklarda, parklarda yatıyorum. Bazı geceler yine tiner çekmeye başladım. Başka türlü gece bitmiyor" diyor.
İki yıl öncesine kadar geceleri gidebileceği Umut Çocukları Derneği'nin gece barınakları vardı. Ama sokak çocuklarının karıştığı öne sürülen bazı suç olaylarının ardından derneğe yapılan bağışlar kesildi. Maddi sıkıntı nedeniyle dernek Avcılar ve Beyoğlu barınaklarını kapattı. Bakırköy'deki evin 50 kişilik kapasitesi 37'ye düşürüldü. 18 yaşından küçük çocukların gidebileceği SHÇEK'e ait yuvalar vardı. Ancak 18 yaşını geçen Mehmet ve Emrah gibi çok sayıda sokak çocuğu çaresizdi. Umut Çocukları Derneği, kapanma noktasına geldi. Derneğin kurucusu Yusuf Ahmet Kulca, bir yıl önce beyin kanaması geçirince pek çok faaliyet yarım kaldı. Ölümden dönen Kulca, tekrar işlerin başında, derneğin 100 bin YTL borcu var. Personel dokuz aydır maaş alamıyor. Çocukların iki öğün yemeklerini aldıkları, çamaşırlarını yıkadıkları, oyun salonlarından faydalandıkları, tıraş oldukları Dolapdere Bakım Evi'nin telefonları beş aydır kesik.
'Suçtan uzaklar'
15 yıldır sokak çocukları için mücadele eden, 13 yıldır yılbaşını evinde kendi ailesiyle değil, sokak çocuklarıyla geçiren Kulca, sokak çocuklarının 'suçlu' gösterilmesinin çalışmalarına büyük darbe vurduğunu anlatıyor. Kulca, "Oysa çocuklarımız sokağa düşen yeni çocukları ailelerine götürmek için uğraşıyor, sokakta yaşayan yaşlılara yardım ediyorlar" diyor. Kulca'nın söylediklerini Emrah ve Mehmet'in, bir kadının kapkaççıların elinden kurtarmasının yanı sıra pek çok olay doğruluyor. Kanıtlardan biri de Dolapdere'deki Umut Çocukları Bakım Evi'nin önünde. Suç olaylarının sık yaşandığı semtte araba sahipleri, derneğin önüne park edebilmek için birbiriyle yarışıyor. Çünkü orada arabalarına kimse dokunmuyor.
Emrah ve Mehmet de kurtulmaya çok yakın. Ama olanaksızlıklar içinde umutları her gün azalıyor.