Kampüs önü öğrenci kapma savaşları

Kampüs önü öğrenci kapma savaşları
Kampüs önü öğrenci kapma savaşları
Geçen hafta kayıt için giden öğrencileri üniversite kapısında 'siyasi yurt rekabeti' karşıladı. Marmara Üniversitesi'ne gidip yerinde gözlemledik. Atatürkçü'lerle muhafazakarlar arasında yurtlara öğrenci çekme savaşı yaşanıyordu.
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Yıl 2009, babamla İstanbul Üniversitesi’ne Fransızca Öğretmenliği Bölümü’ne kayıt yaptırmaya gidiyoruz. Tarihi Beyazıt Kampüsü önünde uzayan kuyruk moralimizi bozsa da yapacak bir şey yok, kaydımı yaptırmak zorundayız. Biz sıraya doğru ilerlerken broşür dağıtan insanlar yaklaşıyor yanımıza. Sıra bize gelene dek ellerimiz kâğıtla dolup taşıyor. Kimi yurt tanıtımı, kimi Kuran hediyeli maklube toplantısı daveti kimiyse “Bu üniversitede her şey çok kötü ey öğrenci, bunlara hazırlıklı ol bize katıl” diyen sosyalist örgüt manifestosu. Bu yıl Marmara Üniversitesi’nin Göztepe Kampüsü’nün önünden geçerken bu sahnelerin hâlâ yaşandığını görmek beni şaşırtmıyor. Minibüs Caddesi’nin karışık yapısı Marmara Üniversitesi’nin kayıt telaşına karışmış. Trafik sıkışmış, insanlar ellerinde belgelerle kampüs kapısına doğru yürüyorlar. Anne babalar endişeli, öğrenciler heyecanlı... Kafalarda pek çok soru işareti... 

‘Cemaatçiysen seninle konuşmam’

Kampüs kapısının önü kalabalık. Tam o anda 3-4 kişi bana doğru yaklaşıyor. Ellerinde yurt tanıtım broşürleri. “Kampüsünüz nerede?” diye soruyor genç kadın. Ben kuzenim için yurt baktığımı ve kendisinin bu kampüste olduğunu söylüyorum. Kadın yurtla ilgili ilk tanıtımı şöyle yapıyor: “Kesinlikle cemaat yurdu değiliz. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı aydın, laik bir yurduz, 2, 4 ve 8 kişilik odalarımız var, yurdumuz Kadıköy’de yani çok merkezi”. Kendisine teşekkür ederek bir diğer broşür uzatan başörtülü kızı dinlemeye başlıyorum: “Dört kişilik odalarımızda üç öğün yemek dahil 400 TL. Yerimiz Üsküdar’da.” Başörtülü kız farklı siyasi görüşlere hoşgörülü olduklarını, eğer kardeşimin başı açıksa kesinlikle kendisini dışlanmış hissetmeyeceğini söylüyor ve beni servisle yurdu gezdirmeye götürmek istiyor. Ona da teşekkür edip bakınmaya devam ediyorum. O sırada başka bir broşür dağıtan genç kadın yanıma gelip “ Ne konuştun o cemaatçilere?” diye çıkışıyor. Bilgi aldım dediğimde “Onlar cemaatçi kanma onlara” diyor. “Belki ben de cemaatçiyim nereden biliyorsunuz” dediğimde “O zaman seninle konuşacak bir şeyim olamaz” diyerek yanımdan uzaklaşıyor.
Kazandıkları üniversiteye kayıt yaptırmak için üniversite kapılarına gelenler işte bu sahnelerle karşılaşıyorlar. Kayıt için güneşin alnında beklemeleri gereken saatlerin yanı sıra kendilerini kendi yurtlarına ya da kendi fikir kulüplerine dahil etmeye çalışan pek çok kişiyle mücadele ediyorlar. Bu yıl Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanan Ceren çok beklememek için 7 buçukta Göztepe’ye gelmiş. Saat 10’da başlayan kayıtlar için tam iki buçuk saat öncesinden sıraya giren Ceren kayıt işlemini ancak saat 12.00 civarında tamamlayabilmiş. ‘Yoğunluk olmaması’ için farklı fakültelerin kayıtlarını farklı günlere koyan okul yönetimi kayıt dönemlerindeki yaşanan süre problemini çözebilmiş görünmüyor. Ceren “İçerideki sıra buradan Tuzla’ya yol olur” diyor. 

Fiyat farkı gerginlik yaratıyor

Biz gelelim son derece sıcak geçen ‘öğrenci kapma savaşları’na. Kayıt günleri boyunca kapıda bekleyen bu gençlerin bazısı para için çalışıyor bazısı ise kendi yurtlarına olan vefa borçlarını ödemek için gönüllü. Baran Yüksek Öğrenim Kız öğrenci Yurdu broşürleri dağıtan Tuba Nur İsli bu işi ‘Allah rızası için’ yapıyor. “Biz Müslüman insanlarız. İnsanların iyiye, güzele ulaşmasını arzuladığımız için burada gönüllü çalışıyoruz” diyor. Yurtlarında başı açık ya da kapalı ayrımının, baskı ve zorlamanın kesinlikle olmadığını vurgulayan Tuba Nur Anadolu’dan gelen öğrencilerin haline üzüldüğünü çünkü herkesin başka bir koldan öğrenciyi ikna etmeye çalıştığını söylüyor.
Cemaate bağlı olarak anılan yurtlar genelde diğer yurtlara oranla daha uygun fiyatlı. 200 lira ile 400 lira arasında değişen yurtlarda tüm odalar dört kişilik ve üç öğün yemek veriliyor. Fiyatlar diğer yurtlara göre daha uygun. Bu durum diğer yurtlarda çalışanları kızdırmış görünüyor. Üsküdar’daki Yaşam Öğrenci Yurdu’nun kurucusu Saime Öztel bu durumun haksız rekabet yarattığını ve insanların seçim haklarının ellerinden alındığını düşünüyor: “Burada düşük fiyatlarıyla göz boyayıp servislerle yurtlarına götürüyorlar. Önce öğrencinin gözüne şirin görünüyorlar ancak daha sonra öğrenciyi cemaate hizmet etmek durumunda bırakıyorlar. Öğrenci buraya çalışmaya değil okumaya gelmeli, ben bu duruma çok üzülüyorum.” ‘Atatürkçü’ yurtlar dört kişilik odalara ortalama 650 lira civarında fiyat biçiyorlar.
Saime Öztel’in şikâyet ettiği servislerle yurt gezdirme uygulamasını ‘Kemalist’inden ‘Cemaatçi’sine pek çok özel yurt yapıyor. Girişte dağıtılan broşürlerin ardından kampüsün tam karşısında bulunan Sin Simit’te bulunun masalarına davet eden çalışanlar ikram edilen çay kahve eşliğinde yurtların koşullarını anlatıyorlar. Yurtların öğrencilere ve velilere vaat ettikleri ikramlar çay ve kahveyle sınırlı değil. Yurtlar öğrencileri kendilerine çekebilmek için Kuran’dan kırtasiye malzemelerine kadar pek çok hediye vaat ediyorlar. Sin Simit, dükkânının ön sırasını yurtlara tahsis etmiş durumda, tabii bedavaya değil, günlük 150 TL karşılığında… Hem görünür yerde yurtlarının reklamını yapan hem de konuklarını ağırlayan yurtlar burada zabıta sorunundan kurtulmuş oluyorlar. Çünkü zabıta broşür dağıtanları ve masa açanları sürekli kovalıyor. Aynı gerilim üniversitenin içerisinde güvenlikle öğrenciler arasında da yaşanıyor. Öğrenci kimlikleriyle içeri giren ‘yurt gönüllüleri’ üniversite içerisinde reklamlarını yaparak öğrenci kapmaya çalışıyorlar. İçeride izinsiz tanıtım yapmak yasak. Sadece Emniyet Müdürlüğü’nün ve valiliğin birer masası var. Bu iki kurum kayıtların ilk günü öğrencileri ‘terörist faaliyetlere’ karşı uyaran bir kampanya yapmışlar ve öğrencilere ‘teröristlere kanmayın’ mesajı vermişler.
Üniversite kapısındaki öğrenci kapma yarışı sadece yurtlar arasında yaşanmıyor. Siyasi oluşumlar da kendi saflarına eleman katmak için uğraş içerisindeler. Sağ kanattan Anadolu Gençlik sol kanattan ise Fikir Kulüpleri Federasyonu kayıt günlerinde faaliyet gösteren gruplardan. Pek çok üniversitede faaliyet gösteren Hukukçular Kulübü de yeni gelen öğrencilere kulüplerini tanıtmaya çalışıyor.

Zabıta ve simitçi arasında...


Bir okul kulübü olarak faaliyet gösteren Fikir Kulüpleri Federasyonu Sin Simit’in önündeki kaldırıma bir masa açmış durumda. Başlarında iki üç tane zabıta var. Uzun tartışmalar sonucunda zabıta yanlarından uzaklaşıyor. Yanlarına gittiğimde Marmara Tarih Bölümü’nden Fuat Öztürk isyan ediyor: “Okulun bir kulübüyüz ancak okul içerisinde masa açmamız yasak. Dışarıda da zabıta rahat bırakmıyor. Masayı kaldırıma kurduğumuzda zabıta geliyor, Sin Simit’in sınırlarına aldığımızda simitçi itiraz ediyor. Biz de masayı yarım saatlik aralıklarla bir ileri bir geri taşıyoruz. Ta ki diğer taraf bizi kovuncaya kadar…”

Buse Altan: Haksız rekabet var


Günlerdir burada öğrenci toplamaya çalışıyoruz. Vakıf ve cemaat yurtlarından dolayı işimizi rahatça yapamıyoruz. Çünkü “200 TL’den başlayan fiyatlarla...” diyerek kapıyorlar müşterilerimizi. Biz o fiyatları veremiyoruz. Çünkü para aldığımız başka bir yer yok. Yurdun kendini döndürmesi gerekiyor. Biz broşür dağıtırken bir anda servis yanaşıyor ve bizim konuştuğumuz müşteriyi alıp götürüyorlar. Haksız rekabet var. Kuran dağıtıyorlar, insanların akıllarına giriyorlar. Bir de zabıtalarla uğraşıyoruz sanki bir şey satıyormuşuz gibi…

Hümeyra Altıntaş: Farklı görüşleri dışlamıyoruz


Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyorum ve bu işi gönüllü yapıyorum. Sabah namazımın ardından bismillah diyerek yollara koyuluyoruz. Çünkü ben buraya yeni gelen öğrencilerin iyiye, güzele yaklaşmalarını istiyorum. Burada diğer yurtlar biz cemaatteniz diye tepki gösteriyorlar. Cemaatin pek çok yurdu var. Hepsi de çok iyi koşulları olan temiz yurtlar. Cemaat kötü bir şey yapsaydı, zorlama ya da baskı yapsaydı bu kadar büyüyemezdi. Biz tüm farklı görüşlere açığız. Bizim yurdumuzda kimse dışlanmaz.