Kanadoğlu: Zirve ile kuvvetler ayrılığı zedelendi

Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Çankaya Köşkü'ndeki yasama-yürütme-yargı zirvesini ve zirve sonrası yayımlanan bildiriyi değerlendirdi: "Eğer resmi bir toplantı ise yasama-yürütme-yargı erklerinin olduğu yerde memleket sorunlarını konuşamazsınız. Temel ilkeler konuşuldu derseniz o zaman zaten kuvvetler ayrılığı ilkesini çiğnemiş olursunuz"

Kanadoğlu, Ergenekon soruşturması ile gündeme gelen yargı bağımsızlığı tartışmasına da değindi, "Türkiye'de yerel mahkemeler iktidarın etkisi altındadır" dedi.

İşte, CNN TÜRK'te yayınlanan Ankara Kulisi programında Fikret Bila ile Murat Yetkin'in sorularını yanıtlayan Sabih Kanadoğlu'nun açıklamalarından satırbaşları...

ÇANKAYA'DAKİ ZİRVE

- "Kuvvetler ayrılığı Anayasa'nın başlangıç bölümünde yer alır. Kuvvetler ayrılığı medeni bir işbölümü ve işbirliğidir. Peki Cumhurbaşkanı'nın görevi nedir? Bu gözetme sınırı içerisinde ne yapılabilir? Ne yapılmalıdır? Cumhurbaşkanı resmi davette bulunduysa Türkiye'nin resmi kurum başlarının gitmesinde fayda vardır. Eğer bir resmi toplantı değil ise bir sohbet toplantısı ise gidersiniz herşeyi konuşursunuz"

- "Eğer resmi bir toplantı ise yasama-yürütme-yargı erklerinin olduğu yerde memleket sorunlarını konuşamazsınız. O zaman gündeme şu gelir: Siz devam eden bir soruşturma sırasında nelere dikkat edilmeli diye ilkeleri konuşmaya başlarsanız, o zaman zaten kuvvetler ayrılığı ilkesini çiğnemiş olursunuz"

- "Bence bu zirveyle kuvvetler ayrılığı ihlal edildi"

- "Zaten Cumhurbaşkanı'na verilen görev şudur: Erklerin düzenli, uyumlu çalışmasını gözetmek. Burada amaç hepsini toplayıp görüşme anlamında değildir. Eğer yürütme yargıyı belirli bir karardan sonra ortadan kaldıracak, kınayacak, kıracak biçimde konuşuyorsa yani yürütme yargıya saldırıda bulunuyorsa, o zaman Cumhurbaşkanı yürütmenin başına bu yaptığının yanlış olduğunu demek durumundadır. Memleketin sorunlarını yargıyı da içine alarak konuşmaya başlarsanız kuvvetler ayrılığı ilkesi burada zedelenir. Bu şekilde yargıya da, ona verilmemiş bir yetkiyi yüklemiş olursunuz"

ERGENEKON SORUŞTURMASI
- "Şu unutulmamalıdır. Bu soruşturmayı yürüten her savcı Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhuriyet Savcısı olduğunu bir an için unutmamalıdır"

- "Davanın savcısı biçimindeki izlenimi vermeyeceksiniz. Herhangi bir şekilde siyasetçinin o işe burnunu sokmasını mutlaka önleyeceksiniz. Anayasa'nın ve CMUK'un çizdigi sınırlar içinde hareket edeceksiniz"

- "Eğer bir soruşturmada büyük usül hataları yapılıyor deniliyor ise buna sebebiyet vermekten kesinlikle kaçınılmalı"

BAŞSAVCI OLARAK EVİNİN ARANMASI

- "Her zaman söylediğim gibi ister Cumhurbaşkanı ister sadece vatandaş olsun her suç işlediği yolunda makul bir şüphe duyulan kişinin evi aranmalıdır. Eğer gözaltına alınacaksa onun da belirli bir hukuki dayanağı olmalıdır"

- Bazıları tarafınan artık herekse dokunulabileceği ortaya çıktı diye yorumlandı ama tamamen kara mizah. Siz dokunulmazlığı sınırlandırmadıysanız bu, milletin hakkıyla alay etmektir"

- "Herkese dokunuluyor demek milletin şaşmaz aklıyla alay etmektir"

- "Sizinle daha önce yaptığımız Ankara Kulisi CD'sini de götürdüler. Hepsi benim konuşmalarım. Sizi de alırlarsa 3'ümüz birden gider şey yaparız"

- "Yine olayın başına gelmek lazım. Bir soruşturmaya isim takmak ne kadar yanlış ise o duruma savcılık için aday olmak da o kadar yanlıştır. Falan davanın savcısı değil Cumhuriyet'in savcısıdır"

- "Cumhuriyet herşeyden önce hukuk devletidir. Cumhurşyet savcısı da öncelikle buna uygun hareket etmek zorundadır. Ben anlattım iddianame nasıl yazılır? Nasıl olmalıdır? Nasıl soruşturma yürütülmelidir?

- "Bakın yalanlanmayan birtakım haberler çıkıyor. 2. dalgada tutuklanan kişiler 7 aya yakın suredir tutuklular. Verilen haber ki zaten sakatlık da buradan başlıyor. Medyanın belirli bölümü belirli şekilde servis edilen haberkeri yayınlıyor. Benim tüylerim ürperiyor. 2 savcı ve 12 polis iddianame yazıyormuş deniliyor. Eğer böyle bir haber yapılabiliyorsa ve bu servis ediliyorsa Türk yargısına yapılabilinecek en büyük hakarettir. Ama bu yalanlanmadı"

- "Kaç savcı lazımsa görevlendirilmeli ve bu iddianame bitirilmelidir"

SORUŞTURMANIN GELDİĞİ AŞAMA

- "Arama, gözaltına alınma soruşturmanın doğal yöntemidir. Ama herşeyden önce Anayasa ve CMUK'a uygun şekilde yapılması gerekir. En büyük şanssızlık bu soruşturmanın direk iktidar tarafından yürütüldüğü, siyasi iktidar lideri tarafından yürütüldüğü izlenimi vermesidir. Biz zaten bu işi biliyorduk, polisle yürüttük sonra savcıya devrettik sözüdür"

- "Şimdi soruşturma sadece Cumhuriyet Başsavcısı'na verilmiştir. Bunun dışında soruşturma Emniyet tyarafından bir süre sürdürülmüşse inandırıcılığını kaybeder"

- "Bu soruşturmayı eğer yetkili bir kişi olsaydım açardım dedim geçen sene katıldığım bir programda. Eğer böyle bir ciddi ihbar aldıysam açarım. Bu takdire bırakılan bir durum değildir. Açar yürütürsünüz.. Kolluk emrinizdedir ama savcı olarak siz yürütürsünüz"

- "Sanki birileri çıkıp savcı bir tarafa bırakılmış şekilde yürütülüyormuş izlenimi yaratılıyorsa "sakat" bir soruşturma izlenimi veriyordur"

ERGENEKON VE EK İDDİANAME TARTIŞMASI

- "Ana dava o ismini ister istemez telaffuz ettiğimiz davadır. Ondan sonra gelen ek iddianameler ana davaya bağlanmak zorundadır. Ve ana dava ile bağlantılarını kanıtlayacak delillerin olması gerekir. 2. ek iddianamede, 3. de birinciyle bağlanacaktır"

- "2. iddianamede adı geçen kişilerin ana davayla bağlantıları tespit edilememişse o ayrı bir dava olur. Ayrı bir iddianameyle bağımsız bir davanın konusu olur. Aradaki bağlantıyı delillemek zorundasınız"

- "Ankara'da gömülü halde bulunan bu silahların Silahlı Kuvvetler'den çalındıgı kesin. Ama ana davaya bağlayabilmek için bunu bu kişilerin o örgütle bağlantısını delillemek zorundasınız"

DAVA USUL YÖNÜNDEN NASIL İLERLEMELİ?

- "Bakınız kaç tutuklu sanığı var ve bu çaptaki bir soruşturma nasıl bir kadroyla yürütülür? sorusunu sormak lazım. Tutuklu olan bir kişi bir an önce dava açılarak mahkeme önüne çıkarılmalıdır. Kural budur. Ama efendim biz bunu kuşatalım, sınırlandıralım. Hayır buna gerek yok. Çünkü sizin göreviniz bunu bir an önce sonuçlandırmak"

- "Kuşatma olarak algılanırsa dava bir türlü açılamayacak ve içerdekiler yıllarca kalacak. Hayır öyle şey olmaz.. Orada hala masumiyet karinesi taşıyan kişileri o suçlamadan kurtulacaksa kurtulmasını savunma imkanını kendisine tanımak zorundasınız"

- "Sözümden sonra orada bir savcı daha görevlendirildi. Şimdi 3 savcı daha isteniyormuş bunun zorunluluğu ortaya çıkıyor zaten"

- "Cezaevindeki bu kişiler sittin sene içeride yatsın, böyle devam etsin denilemez"

"TÜRK YARGISI BAĞIMSIZ DEĞİL"

- "Yargınız bağımsızsa o zaman ülke olarak rahat edersiniz. Ancak Türk yargısı bağımsız değildir. Bu, bu siyasi iktidar döneminde başlayan birşey de değildir. 1982 Anayasası'yla birlikte başlar bu"

- "Yani siz Adalet Bakanı'na bütün yargıç ve savcıları idari yönden bağlıyorsanız, müfettişler kanalıyla denetim yapılır ve buna sadece Adalet Bakanı buna izin verir diyorsanız, mesleğe kabul etme yetkisi sadece HSYK'ya aitken araya bir adaylığa kabul bakanlığa aittir diyorsanız, onu o bakanlığın bürokratları seçer diyorsanız, kadrolaşma niyetleri de varsa bu gerçekleştiği zaman yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir"

- "Yargı bağımsız değildir ama olması lazım gelen noktada değildir. Yüksek yargı tam bir bağımsızlık içindedir buna katılırım. Ama yerel mahkemeler Adalet Bakanı'nın ve iktidarın etkisi altındadır ve bu durumda yargı bağımsızlığından söz edilemez"

- "Adalet Bakanı yargının lojistiğidir"

- "Yürütme kazanımlarını elden çıkarmak istemiyor her şeyden önce. Maalesef bunu 1982 Anayasası ile kazandı. 1982 Anayasası'nın 3'te 1'inden fazlası değişti. Yargı bölümüne dokunuldu mu? Hayır. Muhalefetken çok eleştirdiler ama iktidar oldukları zaman unuttular"