'Karadayı'nın başını yalan ifadesi ağrıtacak'

'Karadayı'nın başını yalan ifadesi ağrıtacak'
'Karadayı'nın başını yalan ifadesi ağrıtacak'
Avni Özgürel: Karadayı'nın Darbeleri Araştırma Komisyonu'nda "BÇG'yi bilmiyordum" demesi önemli. Ahmet İnsel: Kişisel sorumluluk kadar kurumsal sorumluluk da gözetilir.

Radikal.com.tr – Eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın gözaltına alınmasını Radikal yazarlarından Avni Özgürel ve Ahmet İnsel değerlendirdi.
Özgürel, özellikle Karadayı’nın TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na yaptığı açıklamalarda, “Batı Çalışma Grubu’nu bilmiyordum” demesinin önemli olduğunu belirtti. İnsel ise kurumsal sorumluluk çerçevesinde en üst düzeyde yer alan isim olarak Karadayı’nın da BÇG gibi faaliyetlerden sorumlu olduğuna dikkat çekti.

Özgürel ve İnsel’in görüşleri şöyle...


ÖZGÜREL: ÇEVİK BİR'İN "ADALET İSTEMİ" ÖNEMLİ 


28 Şubat soruşturmasında son aşamaya gelindiği anlaşılıyor. Çevik Bir’in uzunca ihbar dilekçesi vardı. Ama ondan daha önemlisi, “Bize adil davranın” diye bir ifadesi var. Bana göre Karadayı en çok Darbeleri Araştırma Komisyonu’na yalan ifade verdiği için sıkıntıda kalacak. Bu gözaltı kararı aslında Aralık ayı ortalarında alın ancak, “Yılbaşı sonrası uygulayalım” dendi
Peki tüm bu darbe araştırmaları ve yargılamaları sonunda ne olacak? Elbette aslı olarak, darbeci askerler yargılanmış olacak! Ancak dünyasından, sivil bürokrasiden, medyadan bu darbeler içinde yer alan önemli kesimler var. İşte bu gözden kaçırılıyor. Elbette askerlerin büyük sorumluluk payları var. Ancak nasıl oluyorsa hiçbir sivil kişi bu tablonun içerisinde yok. Darbelerle ilgili ifade verenler de hep dil üstünden kaydırdılar. Medyadakiler mesela, “Asker emir verdi yaptık” diyor, “Çok da önemli değildi” diyor medyadan olup da bu konularla ilgili ifadesi alınanlardan yapılan açıklamalar!


İNSEL: KARADAYI’NIN HABERSİZ OLMASI OLANAKLI DEĞİL 


28 Şubat soruşturmasında dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın soruşturmaya dahil edilmesi beklenen bir gelişmedir. Çevik Bir’in Genelkurmay İkinci Başkanı olarak Genelkurmay Başkanı’ndan habersiz Batı Çalışma Grubu gibi çalışmaları yürütmüş olması, hele hele Türk Silahlı Kuvvetleri gibi disiplinin yüksek olduğu bir yerde mümkün olamaz. Dolayısıyla sorumluluk da en üst kadar uzanır. Burada kişisel sorumluluk kadar kurumsal sorumluluk da söz konusudur. “Benim haberim yoktu” diyemezsiniz.
Bütün bu davalar için önemli bir nokta daha var. Bunlar askeri bürokratik vesayetin siviller üzerinden tasfiye edilmesine yönelik siyasi davalar. Bu yüzden adil yargılama konusunda diğer davalardan çok daha hassas davranılmalı. Ki sonrasında Yassıada yargılamaları gibi gayrimeşru ilan edilmesin sonrasında. Ve bir de suçların şahsiliği ilkesine dikkat edilmesi gerekir. Bütün bir grubu işin içine katarak mahkum etmek siyasi tasfiye demektir. Bu davalarda suçluluk karinelerinin zayıf olduğu düşünülen ve bu nedenle ‘adil yargılama’ hakkı adına gölge düşüren insanlar da var. Yoksa elbette 28 Şubat gibi ağır yetki gaspları yargılanıp cezalandırılırsa ilerisi için caydırıcı olacaktır. Ki caydırıcılık da hukukun bir fonksiyonudur.