@ismailsaymaz

Karakolda dövülen avukata, döven polislerden daha çok ceza isteniyor

Karakolda dövülen avukata, döven polislerden daha çok ceza isteniyor
Karakolda dövülen avukata, döven polislerden daha çok ceza isteniyor
İstanbul'da beş yıl önce gittiği karakolda tartaklanan ve kayıtdışı şekilde nezarethaneye konan avukat Bülent Kurt ile iki polisin birlikte yargılandığı davada, esas hakkında mütalaa açıklandı. Mütalaada, avukatın dövüldüğünü gösteren kamera görüntülerine rağmen Kurt'a da iki polisle aynı cezanın verilmesi istendi. Dahası, Kurt'un kimlik göstermediği ileri sürülerek, polislere haksız tahrik indirimi yapılması talep edildi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Şanlıurfalı iki amcaoğlu Ali ve Ahmet Sarıkaya, 22 Eylül 2010’da park sorunu nedeniyle polisle tartıştı. Ahmet Sarıkaya’ya göre polislerden biri, “Siz vatan hainisiniz, hepinizin a... k...” dedi. Sarıkaya da, “Urfalıyım diye terörist miyim?” diye karşılık verince Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi’ne götürülen kuzenler için “polise direnme” iddiasıyla işlem yapıldı. Kuzenler de avukat Bülent Kurt’u çağırdı.

Kurt karakola girerken polis Ramazan Savaş, “Nereye gidiyorsun lan!” dedi. O da, “Bu şekilde hitap edemezsin” dedi. Kurt kimliğini çıkarırken, etrafı polislerce sarıldı. Bir polis Kurt’u iterken, polis Evren Savaş yumruk attı. Kurt dışarıya çıkmak isteyince çembere alındı. Kolundan çekilerek içeriye sokuldu. İçeride, tartaklama sürdü. Ardından kayıtdışı şekilde nezarete kondu. 10 dakika bekletilen Kurt, serbest bırakıldı. Kurt polislerden, polisler de avukattan şikâyetçi oldu.

SAVCI, ‘DİRENMEDİ’ DEMİŞTİ

Savcı Mehmet Ocak, soruşturma kapsamında, karakolun kamera kayıtlarını bilirkişiye verdi. Bilirkişi raporunda, “Bir polisin Kurt’u dirseğinden tutup ani hareketle kendisine dönmesini sağladığı, iki eliyle Kurt’un göğsüne vurarak iteklediği, bu hareket üzerine Kurt’un itekleyen polisin boyun kısmına hamle yapıp itmeye çalıştığı, itiş kakışın yaşandığı, Kurt’un kolundan çekmek ve itmek suretiyle müdahalede bulundukları, yüzüne vurdukları” ifade edildi. Savcı Ocak, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne yazdığı yazıda, “Direnme eyleminin Kurt tarafından gerçekleştirildiğine dair delil elde edilemediği gibi bu konuda kanaatin de oluşmadığı” için kovuşturma izni verilmemesini istedi. Fakat Ceza İşleri Genel Müdürlüğü kovuşturma izin verdi. Kurt hakkında Evren Akbaş ve Ramazan Savaş adlı polislere direndiği suçlamasıyla dava açıldı. Aynı zamanda polis Evren Akbaş ve Fehmi Erden de aynı davada sanık olarak yargılanmaya başlandı.

AVUKATA DAHA ÇOK CEZA İSTENDİ

Kurt ve iki polisin birlikte yargılandığı İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, geçen 15 Eylül’de görülen davada, esas hakkındaki mütalaa açıklandı. Mütalaada, Kurt’un karakolda kimlik ibraz etmediği için tartışma çıktığı, sanık polis Akbaş’ın Kurt’u ittiği, Kurt’un da Akbaş’ın boğazına doğru vurduğu, kavgaya karışan polis Erden’in de Kurt’u ittiği ifade edildi. Bu nedenle Kurt hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 86/3-c maddesine göre “kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten yaralama” suçundan altı aydan bir buçuk yıla kadar hapis cezası istendi. İki polisin de TCK’nın 86/3-d maddesine göre “kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralama” suçundan aynı cezaya çarptırılması talep edildi. Buna karşın Kurt’un “usulüne uygun kimlik göstermediği” savunularak, polislerin cezasında “haksız tahrik” indirimine gidilmesi istendi. Bu da cezada dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirimi öngörüyor. Bir sonraki duruşma, 18 Aralık 2015’e bırakıldı. Avukat Kurt, “Polisler bile kendilerine direnmediğimi söylüyor. Yalnızca kimlik göstermediğimi savunuyorlar. Oysa kimlik gösterdiğim de görülüyor. Bunun sonunda en çok cezayı ben alırsam hiç şaşırmam” diyor.