@ismailsaymaz

Karakolda ölümün tanıkları, 'insan hakları' ziyaretinden bir gün önce kaybolmuş!

Karakolda ölümün tanıkları, 'insan hakları' ziyaretinden bir gün önce kaybolmuş!
Karakolda ölümün tanıkları, 'insan hakları' ziyaretinden bir gün önce kaybolmuş!
Van Emniyeti'nde dövülerek öldürüldüğü belirtilen 17 yaşındaki Afgan gencin yaşamını yitirmesine tanık olan arkadaşlarının Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından olayla ilgili ziyaret yapılmadan bir gün önce ortadan kayboldukları açıklandı!
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Afganistanlı 17 yaşındaki Lütfullah Tacik’in, geçen yıl Van Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi’nde dövülerek öldürüldüğü iddiasına ilişkin Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından bir inceleme raporu hazırlandı. Raporda çok dikkat çekici bir bilgiye yer verildi: Kurumun ziyaret edeceği bilgisinin Van Valiliği’ne bildirilmesinden bir gün önce davanın sekiz tanığı ortadan kaybolmuştu! Ayrıca polisin, Tacik’in dövülmesi ile ölmesi arasındaki dört günlük süreçte savcılığı haberdar etmeksizin işlem yaptığı anlaşıldı. Raporda, “Kamera kaydı olmaması, tanıkların firar etmesi, ifade alma sürecinin uzun sürmesi gibi durumlar, alıkonulma yerlerinde gerçekleştiği iddia edilen diğer olaylarla birlikte cezasızlık kültürünün bir yansımasıdır” denildi. 

Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Lütfullah Tacik’in ölümü üzerine 29 Ağustos 2014’te Van’ı ziyaret ederek, Emniyet’e bağlı Geri Gönderme Merkezi’ni (GGM) ve Çocuk ve Gençlik Merkezi’ni (ÇOGEM) inceledi. Bu kurumların yetkilileri ile görüşen kurum üyeleri, daha sonra da Tacik Ailesi’nin avukatlığını yapan Mahmut Kaçan’ı dinledi. Yapılan görüşmeler sonucunda Lütfullah Tacik Raporu hazırlandı. Rapordaki tespitler şunlar:

BİR GÜN ÖNCE KAYBOLMUŞLAR!
* Kamera kayıtlarının, olayı kaydeden kameranın bozuk olması nedeniyle bulunmaması, tanıkların firar etmiş olması ve olaya ilişkin soruşturmanın darp iddiasından hemen sonra başlatılmaması, ölümün vuku bulmasından sonra başlatılan soruşturmada şüphelinin ifadesinin çok uzun süre alınmamış olması AİHM kararları bağlamında etkili başvuru hakkının ihlalidir. Tacik olayında gözlemlenen kamera kaydı olmaması, tanıkların firar etmesi, ifade alma sürecinin uzun sürmesi gibi durumlar, alıkonulma yerlerinde gerçekleştiği iddia edilen diğer olaylarla birlikte cezasızlık kültürünün bir yansımasıdır. 

* Heyet’in 29 Ağustos 2014’e GGM’yi ziyaret edeceği Van Valiliği’ne bildirilmiş; ÇOGEM’de kalan, olayın tanığı olan Murteza Nurizi ve Abdullatif Rahimi’nin de aralarında bulunduğu sekiz çocuk 28 Ağustos 2014’te sabahleyin çarşıya gitmek üzere ÇOGEM’den ayrılmış ve bir daha dönmemişlerdir. Heyetin ziyaretinden bir gün önce çocukların ortadan kaybolması dikkat çeken bir tesadüf olarak not edilmiştir.

ŞÜPHELİ POLİS 'KAÇIN' DEMİŞ
* Sebir Hussain’in ifadesinde hastaneye gidildiğinde önce kendilerinin işlemlerinin yapıldığını, yarım saat beklendikten sonra Tacik’in sedyeyle götürüldüğünü ve bir sonraki gün Tacik’e tokat atan polisin kendilerini tekrar hastaneye götürdüğünü ve “Firar, firar” diyerek kaçmalarını istediğini ifade etmiş olması da dikkat çekici hususlardandır. 

* Iğdır’da jandarma tarafından yakalandığı tarihten itibaren Tacik’in, sağlık sorunları yaşadığına dair kayda rastlanmamıştır. Sadece, akrabası olan Seyda’nın polislerce alınan beyanında Tacik’in geçmişteki rahatsızlıklarından ve yolculukları sırasında birkaç kez burnunun kanadığından, bunun haricinde sağlık durumunun gayet iyi olduğundan söz edilmiştir. AİHM içtihatlarına göre, sağlıklı bir şekilde devlet gözetimi altına alınan birisinin ölümü ile sonuçlanan süreç tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır.

* Tacik’in 27 Mayıs 2014’ta rahatsızlandığı andan itibaren gerekli araştırma ve incelemenin yapılması ve bir polis tarafından tokatlandığı yönündeki iddianın derhal soruşturulması gerekirken, buna uygun davranılmamıştır. Savcıya ölüm olayı bildirilirken, bir polisin Tacik’i tokatladığından söz edilmemiştir. Şüpheli polis ve ekip arkadaşı tarafından 27 Mayıs 2014’te olaya ilişkin tutanak düzenlenmesine, tanık çocukların ifadelerinin alınmasına rağmen, bu olguların savcıya bildirilmediği, ölümün ardından haber verildiği ve soruşturmanın bundan sonra başlatıldığı görülmektedir. Tacik’in rahatsızlandığı 27 Mayıs’tan 1 Haziran 2014’e kadar geçen süre içerisinde emniyet görevlilerinin tamamen kendi inisiyatifleriyle olayı inceledikleri dikkate alındığında, savcının bilgi ve talimatlarına bağlı kalmaksızın geniş bir serbestiyet içerisinde hareket edebildikleri görülmektedir. Bu aşamada toplanan bazı delillere ilişkin usulsüzlükler (örneğin, kamera kayıtlarında ve tanık olarak dinlenen çocukların beyanlarında yer alan çelişkiler) ise başlatılan soruşturmanın sonuç almaya elverişliliğini tartışmalı hale getirmektedir.

* Tacik’in çocuk olması gözetilmeli ve bu kişilerin tedavi edilmelerinin devletin sorumluluğunda bulunduğu dikkate alınmalıdır. Tanık beyanlarında, müteveffanın daha GGM’de iken rahatsızlandığı ve bir süre daha bekletildiği belirtilmiştir. Şüpheli polisin ifadesinden de anlaşılacağı üzere hastaneye gitmeden önce, şehir merkezinde bir işyerine ve Emniyet Lojistik Şube Müdürlüğüne uğranmıştır. Hastane önünde yarım saat beklendikten sonra hastaneye alınmıştır. Bu durumda, ölümü hangi sebeple gerçekleşmiş olursa olsun sağlık birimlerine götürülmesi sırasında yaşanan ciddi ihmallerin soruşturulması gerekmektedir. Ayrıca, soruşturma, Tacik’e tokat attığı ileri sürülen polisle sınırlı tutulmamalı, bu konuda ihmali olabilecek tüm kamu görevlilerini kapsamalıdır. Polis H.Ö.Ö.’nün, Tacik’in ölümüyle sonuçlanan süreçte tanık beyanlarına göre müteveffanın gerekli tıbbi yardıma ulaşmasında yaşanan gecikme nedeniyle sorumluluğunun bulunabileceğinin düşünülmemesi ve ifadesinin alınmaması önemli bir eksikliktir.

* Kamu makamlarının gözetimi altında meydana gelen ölüm olayı sonrasında, şüpheli polisin ifadesinin olayın üzerinden iki aydan fazla süre geçtikten sonra alınması dikkat çekicidir.