Karakolda polisten polise meydan dayağı

Karakolda polisten polise meydan dayağı
Karakolda polisten polise meydan dayağı

İ.O'nun bu fotoğrafı, olaydan 4 gün sonra çekilmiş

10 yıllık polis memuru İ.O, 8 Ekim günü bir evrak almak üzere gittiği Polis Merkezi Amirliği'nde başka bir polis memuru tarafından darp edildi. 5 gün iş göremez raporu alan İ.O soruyor: "Polise bunu yapan sokaktaki vatandaşa neler yapmaz?"
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

31 Mayıs’tan bu yana, sık sık Gezi eylemcilerine uyguladıkları şiddetle anılan polisler, bu kez bizzat karakolda gerçekleşen bir darp vakasıyla gündemde. İddiaya göre, idari bir işlem için gerekli olan bir evrak almak üzere 8 Ekim 2013 günü Eryaman Şehit Polis Osman Avcı Polis Merkezi’nde bulunan Yıldırım Ekipler Büro Amirliği’ne giden 10 yıllık polis memuru İ.O, burada 20 yıllık bir başka polis memuru olan K.K tarafından darp edildi.

Olay günü hastaneye giderek darp ve 5 gün göremez raporu alan 31 yaşındaki İ.O, saat 12.30 suları gittiği bürodaki iki polisin, yeni oldukları için konuyu bilmediklerini ve evrakı K.K. isimli polisten alması gerektiğini öğrendikten yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Beklemeye başladım. Saat 13.00’te yerinde olması gerekir bir memurun. 13.15’te K.K’yı kendisine ait telefondan aradım. Biz meslekte büyüklerimize ağabey deriz. ‘Ağabey neredesin?’ dedim, ‘Sana ne, sen kimsin ki sana nerede olduğumun hesabını vereceğim’ dedi. Ben de nerede olduğunun beni ilgilendirmeyeceğini ancak bir tebliğ belgesini almak için kendisini aradığımı ve gelmesini beklediğimi söyledim. Saat 14.00’te Dikmen Emniyet Genel Müdürlüğü’nde olmam gerektiğini belirttiğimde ‘Tamam, geleceğim’ dedi. Tekrar ‘Saat kaç gibi geleceksin, çünkü ona göre bekleyeceğim’ dediğimde ‘Ne zaman geleceğimin hesabını sana hesap mı vereceğim, haddini bil!’ dedi. Ben de ‘Ben senin hakaretlerini mi dinleyeceğim dedikten sonra telefonu kapattım. Üç kere aradı, dördüncüde açtım ve sesini dışarı verdim. O sırada yanımda üç büro memuru ve bir teknisyen vardı. ‘Sen kimsin telefonu kapatıyorsun, senin a*** koyacağım, bekle lan geliyorum a*** y***’ dedikten sonra telefonu suratıma kapattı.”

K.K.’nın saat 13.40 suları geldiğini ve meslekten ihraca varan cezaları olduğu için kendisine şiddet uygulayacağını asla tahmin etmediğini anlatan İ.O, “Birden sağ eliyle sol çeneme çok sağlam vurdu. Ben geri geri dönmeye başladım. Arkamdan geldi, bir daha kulağıma vurdu, sonra gözümün üstüne. Yere düştüğüm halde vurmaya devam etti. Demir sandalyeyi aldı tam kafama vuracaktı, hamle yaptım, sandalyenin ayağı avuç içime geldi, 3 cm’lik kesik oldu. Bana orada gaz da sıkıldı. Sonra Emniyet-Sen’den arkadaşlar geldi, hastaneye gittik, rapor aldık, şikâyette bulunduk” diyor.

Doktor raporu sonrası ek ifade vermek isteyen İ.O, karakolun amirliğine vekaleten bakan Emniyet Amiri N. A. tarafından engellendiğini ve kendisine destek olmaya gelen arkadaşlarının karakol dışına atılarak, içeride kendisine şikayetçi olmaması konusunda baskı yapıldığını ileri sürüyor.

Karakolda polisin başka bir polise şiddet uygulamasının istisna olduğunu ve bütün bunların telefonu kapattığı için başına geldiğini anlatan İ.O, “Benim yerinde bir polis değil de sivil olsa başına neler gelirdi, düşünmek bile istemiyorum” deyip ekliyor: “Polise bunları yapan polis sokaktaki vatandaşa neler yapmaz?!”

İ.O’nun bundan sonra neler olur sorusuna verdiği yanıt ise Emniyet Teşkilatı’nın bilinen bir çarpıklığını hatırlatıyor: “Bundan sonra o kişi (K.K) korunacak, o idare onu kollayacak. Kendisi idari bürocu, birebir amirin, müdürün yanında; biz uzağındayız. İdari soruşturmalarda ben her ne kadar yüzde 100 haklı olsam da en büyük sıkıntıyı yaşayan yine ben olurum."

İlk olarak İ.O'nun kendisine saldırdığını ileri süren K.K ise verdiği ifadede "Kendisi de beni darp etti” dedi.