Kaza değil cinayet

Ağabeyinin yanına gidiyordu
Songül Dumru oğlu ve beş yaşındaki kızı Dilara'yla Bahçelievler'de yürüyordu. Yol yapım çalışmaları nedeniyle rögar çukurlarının kapakları sökülmüş, üstleri karton ve kâğıtlarla üstünkörü kapatılmıştı.
Üç kilometre sürüklendi
Son adımını kartona atan Dilara beş metrelik çukura düştü ve aşağıda akan tazyikli suyun etkisiyle sürüklendi. Dilara'nın cesedi üç kilometre uzaklıkta, Ataköy'deki bir spor kompleksinin arkasında bulundu.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi
EMRE BOZTEPE / Arşivi

İSTANBUL - Hafta içi her gün olduğu gibi Şirinevler 20. Sokak'ta iki küçük çocuk ve bir anne yürüyordu. Anne Songül Dumru'nun bir elinden sekiz yaşındaki oğlu Servan tutuyordu. Üzerinde okul üniforması vardı. Diğer elinde ise henüz okul üniforması giyecek yaşa gelmemiş olan beş yaşındaki Dilara'nın eli vardı. Çok sevdiği pembe montunu giymişti. Servan, evlerinden sadece 100 metre uzaklıktaki Atatürk İlköğretim Okulu'nda öğrenciydi. Anne Dumru, Servan'ı okula, hep yanında kızı Dilara'yla birlikte götürürdü.
Sokaktan 50 metre uzaktaki Kerimçavuş Caddesi'ne yürüdüler. Songül Dumru, burada çocuklarını okula götüren bütün anneler gibi çocuklarının ellerini sıkıca tutmuştu. Çünkü caddede Tavukçu Deresi ıslahı kapsamında aylardır çalışma yapılıyordu.
Okula gittiler. Annesi Servan'ı sınıfına bıraktı. 11 yaşındaki oğlu Serhat'ı aldı. Dilara'da hep okula gitmek istiyordu. Gelecek yıl, anaokuluna başlayacaktı. Babası iki ay önce Dilara'ya doğum gününü kutlarken söz vermişti.
Anne, kız ve oğlu caddeden geri dönerken evlerinin sokağına sapmadı.
Ödemeleri gereken bir fatura vardı. Trafiğe açık ve kaldırımları olmayan caddenin kenarından yürüdüler. Yolun kenarında büyük kanalizyon boruları duruyordu. Sadece okuldan 200 metre uzaklaşmışlardı.
Yol inşaatını yapan MVM Turizm İnşaat Limited Şirketi, kanalizasyona ulaşan 5 metre derinliğinde iki çukur açmış, ancak rogar kapaklarını takmamıştı. Onun yerine bir çukurun ağzını karton kutuyla örtmüşlerdi. Diğerinin üzerinde tahta parçaları vardı.
Anne, kızı ve oğlu tuzağa yaklaşırken ne İSKİ'nin ne İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, MVM Turizm İnşaat Limited Şirketi'nin bir uyarı levhası vardı. Dilara küçük adımını, karton kutunun üzerine attı. Songül Dumru, kızının elinden kaydığını hissetti. Küçük Dilara, dev borulardan şiddetle
akan kanalizasyonun içinde kayboldu. Annenin çığlıklarına, Serhat'ın feryatları karıştı. Anne kızına birkaç kez seslenebildi, cevap yoktu. Bayıldı.
3 kilometre sürüklendi
Dilara'nın babası 36 yaşındaki Muhterem Dumru, o sırada Yenibosna Adli Tıp Kurumu binasının yanındaki 'Diyar Sofra' isimli lokantasında çalışıyordu. 16 yıl önce Diyarbakır'dan İstanbul'a göç etmişti. Burada evlenmiş, yedi yıl önce bu lokantayı açmıştı. Küçük kızının kalbindeki yeri bambaşkaydı. Bunu hep söylerdi.
Telefonla haberi alınca olay yerine koştu. İnşaatı yapanlar su seviyesinin yüksek olduğunu ve Marmara Denizi'ne kadar uzandığını söyledi. Baba, bir ambulansla Dilara'nın bulunabileceği, 3 kilometre uzaklıktaki yere götürüldü. Ataköy'deki Ahmet Çömert Spor Kompleksi'nin arkasındaki alanda su seviyesi azalıyordu. Buradaki kanalizasyon çıkışında Dilara bulundu. Baba Dumru, defalarca öptüğü kızını, uzun süre kucağından bırakmadı. Öldüğüne inanmıyor, hastaneye götürmek istiyordu. Sonunda Kızını Adli Tıp Kurumu morgunun aracına bıraktı. Morgda ağlamaya devam ediyordu. Buranın hemen yanındaki lokantası, cenaze nedeniyle kapalıydı.
'Yıllardır böyle'
Olayın ardından anneler, okuldan aldıkları çocuklarının ellerini daha sıkı tutuyordu. Kızını kucağından indirmeyen anne Aysel Kırgız, "Burası yıllardır böyle, sokak aralarında da çukur dolu. Herkes uyardı ama hiçbir önlem almadılar. Bir çocuğu öldürdüler" dedi.
Bu sırada İSKİ'den bildik açıklama geldi: "Baca kapağının saat 11:00 sularında yerinde olduğu çalışanlar tarafından gözlemlenmiştir. Ancak olayın meydana gelmesinden sonra yapılan incelemede araç trafiğine kapalı yolda, beton kapağın bilinmeyen bir nedenle kırıldığı tespit edilmiştir."