'Kaz'ları da yolarlar

Çevre Bakanlığı'na
Altın arayan şirketler Kaz Dağları'nı delik deşik ederken Çevre Bakanlığı'nın, 'Kaz ve Bolkar dağlarında genetik çeşitliliği koruyacağım' sözüyle, Dünya Bankası'ndan 5.1 milyon dolar aldığı ortaya çıktı. Para, 1993'te sunulan ve 'yerinde koruma'yı içeren Ulusal Plan karşılığı hibe edilmiş.
Milli Park dışında
Prof. Barbaros Çetin: "2 milyon doları Kaz Dağları'ndaki araştırmalara harcandı, beş gen koruma ve yönetim alanı belirlendi. Yedi yeni tür saptandı. Bazı alanlar Milli Park'ın dışında. Burada yapılan, Bern Sözleşmesi'ne de aykırı."
Haber: TARIK IŞIK / Arşivi

ANKARA - Altın arayan şirketler Kaz Dağı'nı delerken Türkiye'nin,
"Bölgedeki genetik çeşitliliği yerinde koruyacağım" diyerek Dünya Bankası'ndan 5.1 milyon dolar hibe aldığı ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi biyologlarından Prof. Dr. Barbaros Çetin, "Bu parayı alıyorsanız, ben burayı korurum taahhüdünü de vermiş sayılırsınız" dedi.
Dünya Bankası tarafından yönetilen Küresel Çevre Fonu (GEF), 1993 yılında 'Türkiye'nin Genetik Bitki Çeşitliliğinin Yerinde (insitu) Korunması Ulusal Planı' için 5.1 milyon dolar hibe etti. Çetin, Kaz Dağı, Ceylanpınar ve Bolkar Dağları'nı kapsayan projeyi anlattı:
"Projenin amacı küresel boyutta önemli kültür bitkilerinin yabani akrabalarının ve orman ağaç türlerindeki genetik çeşitliliğin 'bulunduğu yerde' korunması. Parayı Çevre ve Orman Bakanlığı almış. Proje kapsamında yaklaşık 2 milyon dolar Kaz Dağı'ndaki araştırmalar için harcandı. Çalışmalar sonucu beş 'gen koruma ve yönetim alanı' belirlendi. Bazı gen alanları Kaz Dağı Milli Parkı'nın da dışında. Milli parkı kâğıt üzerinde sınırlayabilirsin. Ama ekosistem bütündür. Yaban hayvanlarının, bitkilerinin dağılım alanını sınırlayamazsınız. Burasını dünya döndükçe korumak zorundayız."
Çetin, altıncılığın bölgede doğal zenginliği geri dönülemeyecek derecede tahrip edeceğini savunuyor: "Kaz Dağı köknarı da dahil 33 tane endemik bitki türü sadece Kaz Dağı'nda yetişiyor. Genetik çeşitlilik öyle mükemmel ki hâlâ yeni türler çıkıyor. Son beş yılda bunlara yedi tür eklendi. Kaz Dağı 50 yılda, 100 yılda değil binlerce yılda oluştu. Ve bitkileri, ağaçları koruyarak maden arayamazsınız."
AB'yle sürdürülen tam üyelik müzakerelerine de dikkat çeken Prof. Dr Çetin, Türkiye'nin Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi'ne (Bern Sözleşmesi) imza koyduğunu hatırlattı. Kaz Dağı'nda yapılanların Bern Sözleşmesi'ne aykırı olduğuna dikkat çeken Çetin, "AB'yle çevreyle ilgili müzakerelerde Kaz Dağı önümüze gelecek" dedi.