KCK soruşturması Leyla Zana'ya uzandı

KCK soruşturması Leyla Zana'ya uzandı
KCK soruşturması Leyla Zana'ya uzandı
Milletvekili Leyla Zana'nın Ankara'da bulunan ev ve ofisinde KCK soruşturması kapsamında polis arama yaptı.

KCK soruşturması kapsamında polis tarafından ev ve ofisinde arama yapılan Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana için konuşan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, dokunulmazlığı olan bir milletvekilinin evinde arama yapılamayacağını belirterek, “Ankara’nın göbeğinde eşkıyalık yapılıyor” dedi. BDP’li Kaplan, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana'nın evinin basılıp arama yapılmasını eleştirdi. Bir milletvekilinin evi basılıp bu şekilde dokunulmazlık deliniyorsa bunun millet iradesinin hiçe sayılması anlamına geldiğini savunan Kaplan, “Ankara’nın göbeğinde hukuksuzluk, zorbalık, eşkıyalık yapılıyor” dedi. Yapılan uygulamanın kan davası gütmek anlamına geldiğini, en faşist dikta rejimlerini aratmadığını savunan Kaplan, Meclis Başkanı ve diğer siyasi partilerin tavırlarını hep birlikte göreceklerini kaydetti. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ise arama haberini aldıktan sonra Meclis Başkanı Cemil Çiçek’i arayarak bilgi verdiğini, Çiçek’in de İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ile görüşeceğini söylediğini aktardı.

'ZİNDAN KAPILARINI LAYIK GÖRÜYORLARSA BUYURSUNLAR'
BDP Milletvekili Leyla Zana, Brüksel'e gitmeden önce Atatürk Havalimanı'nda açıklama yaptı. Zana, KCK soruşturması kapsamında evinde arama yapıldığı iddialarına, "Benim kişisel evim yok zaten yakınımın evi. Kiracıyım. Aranabilir Arasınlar. Hiçkimse ile görüşmedim. Ne zaman istiyorlarsa, zindan kapılarını layık görüyorlarsa tekrar buyurabilirler. Ülkeyi zehir zindana çevirmesinler o kadar" dedi.

"BÜTÜN BUNLAR KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜNÜN BİR SONUCUDUR"

Zana, “Başbakanın seçim öncesi toplumu rahatlatan çözüme yönelik umutvari konuşmaları seçimin gerçekten demokratik bir ortamda geçmesini sağladı. Ama seçim sonrası herhalde başarının verdiği bir özgüvenle bütün umutların yıkılmasına da bizzat kendisi sebep oldu. Kürtleri dışlayarak, Kürtlerin hak talebinde bulunması engelleyerek, baskılarla onları baskı altına almaya çalışan tutumuyla gündemi birden değiştirdi. Bizim evlerimiz daha önce de aranmıştı, daha önce de tutuklanmış ve cezaevine girmiştik. Bundan iki gün önce şahsıma yönelik ‘buyursun dağa gitsin’ şeklideki tutumuyla bu sorun nasıl çözülecek. Eğer çözüm isteniyorsa silahı en son konuşalım. Çünkü bu toplumda çok acılar yaşandı bu toplum çok olumsuz aşamalardan geçti. Olmazı değil olurları konuşalım demiştim. Güvenceye gelince, isterdim ki biz ya da toplum beklerdik ki sayın başbakan çıksın desin ki ‘güvence silah bırakmak değildir. Güvence hukuktur. Güvence halkların kardeşliğidir. Sigorta benim yaratacağım demokratik ülke, toplumsal vicdan ve insaf ölçüleridir’. Beklentimiz buydu, bugün hala geç değil evlerimiz aransa bile. Bir fırsat var kendisini önünde aslında. Çırak ve kalfa sayın Erdoğan şu anda ustalık dönemini yaşarken 12 Eylül generallerini yaşatmayacak düzeyde toplumu basınç altına aldı. Halen geç değil diyorum. Sevilip saygı duyulması gereken bir başbakan olacakken, şu an anda baskıcı. Otoriter ve neredeyse bütün toplumu kıyma makinesinden geçirecek kadar bir yaklaşımı kabul etmek mümkün değildir. Bu en çok kendisini yönelik sempatinin yitirilmesine neden olacaktır. Biz Kürtler ya da Kürt vekilleri olarak sayın başbakan çok iyi bilir ki çok sınavlardan geçmiş insanlarız. Bana cezaevinin yolunu göstermesin otursun düşünsün bir çözüm üretsin. Bütün bunlar Kürt sorununun çözümsüzlüğünün bir sonucudur. Eğer bugün bu ülkede generaller bile terör veya terörist tanımlamasıyla yargılanıyorlarsa bu sorunun çözümsüzlüğünden dolayıdır. Çözümü geciktirmenin kimseye bir yararı olmayacaktır. Halen umutlarımın yok olduğunu söyleyemem. Dokunulmazlıklarımız kaldırılsa evlerimiz aransa bile bu toplumun bir beklentisi vardır. Sayın başbakana düşen bir görev vardır. Dağın veya cezaevinin yolunu göstermek değil, bir an önce gerçekten hukuk devletine yönelik bir açılım gerçekleştirmesi gerekir . Bu ülkede gazeteciler cezaevinde, bu ülkede herkes kaygıyla yaşamakta. Hiç kimse düşüncesini istenilen düzeyde söyleyebilecek cesareti gösteremiyor. Bu ne demektir. Bu korku imparatorluğu demektir. Bunu Suriye’de gördük başbakan her gün kendini Suriye ve Ortadoğu halklarına örnek gösteriyordu. Nerede o başbakan Esat şimdi neyi örnek gösterecek. Kime örnek gösterecek. Neredeyse Saddamvari bir yaklaşımla bu toplumun hepsini sindirecek mi. Yazıktır. Kendisine de bu halklara da yazıktır. Sevgiyle saygıyla anılmasın isterim antipatiyle değil" diye konuştu.

"YA O İNSANLARIN YERİNE BAŞKA GÜÇLER SİLAHLANSAYDI NE DİYECEKTİK"
Zana evinin aranmasından haberi olup olmadığı yolundaki soru üzerine de, “Hayır haberim yoktu. Bir çok evin arandığını yeni öğrendim. Benim zaten şahsi evim yoktur. Hepsi kiradır. Ankara’da aranan evde de kiracıyım arasınlar. Kendi hukuklarını çiğniyorlarsa bu söyleyebilecek sözüm yoktur. Bu yüzden programımı iptal de etmiyorum. Çünkü ben seçilen bir insanım. Çalışmalarını sürdüreceğim. Ne zaman istiyorlarsa, layık görülüyorsa zindanların kapılarını açıp beni içeri koyabilirler" şeklinde konuştu. Zana, “Silahlar Kürtlerin teminatıdır şeklindeki sözünüz çok eleştirildi. Buna ne diyeceksiniz" yolundaki soru üzerine ise, “Hayır ben Kürt çevrelerinden bazıları bunu böyle seslendirebilir,o yüzden silah bırakma konusunu öncelikli olarak ele almayalım diyorum. En son söylenmesi gerekeni öncelemeyelim. Önce adımlar atılsın silahı alma sebepleri ortadan kaldırılsın. Çünkü o insanlar pikniğe gitmediler. Ya o insanların yerine başka güçler silahlansaydı ne diyecektik. En azından o insanlar belli bir tecrübe edindiler. Belli bir aşamadan geçtiler. En azından Kürt kimliğine yönelik adımlar atılsın, inkarın zemini ortadan kaldırılsın. O insanlar da gelsin her vatandaş gibi bu ülkede her vatandaş gibi gelip siyaset yapsın özgür bir insan gibi yaşasın. Başbakan aslında benim ne demek istediğimi çok iyi biliyor. Geçenlerde Almanya’da bir adam yakalandı. Başbakan diyor ki ‘Zana’nın aracında yakalandı’. Hiçbir kare yok hiç alakası yok, ben o zaman oteldeydim. Ben aracımda değildim. Benim için bir aydır bunun saldırı zemini hazırlanıyor. Saldırılardan ürkecek halim yok, bundan sonra da mücadelemi demokratik zeminde sürdüreceğimö dedi. Zana Brüksel’e orada yaşayan oğlunun askerlik sorunu çözmek için gittiğini sözlerine ekledi.

"KÜRDÜN SİGORTASI SİLAH" 

KCK soruşturması kapsamında polis tarafından ev ve ofisinde arama yapılan Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana, son olarak Frankfurt’ta yaptığı açıklamaları ile tartışma yaratmıştı. Zana 9 ocak tarihinde, hükümetin politikalarına destek veren bazı basın organlarında tartışılan "tek taraflı ateşkes ilan etme" olasılığı konusunda, "Artık silahlı mücadele bir noktaya geldi. Ben silahların bırakılmasını asla tartışmıyorum. O Kürtlerin sigortasıdır. Bu sorun var olduğu müddetçe o silahlar Kürtlerin güvencesidir" demişti.

Leyla Zana, Kürtlerin sigortasının silah' olduğunu belirterek, "Ben tek taraflı hiçbir şeyin anlamlı olacağını düşünmüyorum. Her şeyin mutlak surette bir tarafı vardır. Günümüz koşullarında demokratik eylemlilikler vardır. Çok radikal bir şekilde demokratik eylemliliklerin yaygınlaştırılması lazım. Silahlı mücadele şu anda herkesi taraf ediyor. Artık silahlı mücadele bir noktaya geldi. Ben silahların bırakılmasını asla tartışmıyorum. O Kürtlerin sigortasıdır. Bu sorun var olduğu müddetçe o silahlar Kürtlerin güvencesidir. Çünkü biz geçmiş süreçleri de görmüş insanlarız. 80'li yılları yaşamış insanlarız. Karşılıklı bir güvensizlik var. Bu güvensizliğin giderilmesi için belirli adımların atılması lazım. En büyük adımın devlet tarafından atılması gerektiği kanısındayım. Çünkü haksızlığı uğrayan Kürtler, haksızlığı da yapan devlettir. Kürtlere bir statü verilmeden, yasal bir güvence sağlanmadan, Kürtlerin silah bırakmasını tartışmamak gerekir. Ama silahların susturulması taraftarıyım. Çünkü artık gençlerin kanı akmamalı. Dialog süreci başladığı zaman yarın arkamıza döndüğümüzde gerçekten de gençler için hepimiz üzüleceğiz ve yaralanacağız" ifadelerini kullanmıştı. 


BAŞBAKAN ERDOĞAN: O ZAMAN SEN DE DAĞA ÇIK!

Zana'nın bu sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, "Kandil'deki terörist başı bir şey söylüyor, bunlar Ankara'dan papağan gibi onu tekrar ediyor. Kimi 'özerklik yetmez' diyor, kimi 'silahsız olmaz' diyor. Ne diyor, 'silah güvencemizdir' diyor. Yargıya haber veriyor. Siz demek ki milletvekili elbisesini bunun için, bu ifadeleri kullanmak için giydiniz öyle mi? 'Güvencemiz silahtır...' O zaman bu çatının altına niye geldin? Burası demokratik parlamenter sistem, silahlı bir parlamenter sistem yoktur. O zaman buraya niye geldiniz? o zaman sen de dağa çık” diye konuşmuştu. 


LEYLA ZANA KİMDİR
Leyla Zana, 3 Mayıs 1961 tarihinde Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde doğdu. Zana, 14 yaşında iken bölgenin büyük ailelerinden birinin oğlu olan Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana ile evlendi ve Diyarbakır'a yerleşti. 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında tutuklanarak cezaevine giren Mehdi Zana Diyarbakır, Aydın, Afyon ve Akşehir cezaevlerinde 14 yıl kalırken, bu yıllar Leyla Zana için okuma yazmayı da öğrendiği bir eğitim süreci oldu.

1991 genel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti listesinden Diyarbakır milletvekili olarak TBMM'ye girdi. 6 Kasım 1991'de, TBMM 19. Yasama Dönemi için yapılan yemin töreninde, başında sarı-yeşil-kırmızı renkte bir bantla, Türkçe başladığı yemini Kürtçe olarak (Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği adına ediyorum) cümlesiyle tamamlaması nedeniyle meclis salonunda tepkiyle karşılaştı. 3 Mart 1994'te, ABD'de yaptığı bir konuşma yüzünden, TBMM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak'la beraber milletvekilliği dokunulmazlığı kaldırıldı. Ertesi gün dokunulmazlıkları kaldırılmış olan diğer 5 milletvekiliyle birlikte gözaltına alındı.

17 Mart 1994'te, grup arkadaşları Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan ile birlikte tutuklanarak cezaevine gönderildi. 8 Aralık 1994'te yasadışı örgüt üyeliği suçundan mahkûm olarak 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hapishaneden yazdığı mektuplar önce bir gazetede yayımlandı, daha sonra kitap haline getirildi. Hapishane yılları boyunca uluslararası barış kuruluşlarının ve insan hakları derneklerinin ilgisi ve desteğiyle karşılaştı. Zana, 8 Haziran 2004'te Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nden serbest bırakıldı. Leyla Zana, 17 yıl sonra 12 Haziran 2011 seçimleri ile Diyarbakır milletvekili olarak yeniden Meclis'e girdi. 

Zana'nın aldığı ödüller şöyle:
1995 yılında Sakharov ödülüne layık görülen Zana, ödülünü 2004 yılında Avrupa Parlamentosunda aldı.
1994 Rafto Ödülü (Profesör Thorolf Rafto)
1995 Bruno-Kreisky-Preis
1995 Aachener Friedenspreis Ödülü
14 Aralık 2004 tarihinde Paris Belediye Başkanı Bertrand DELANOË tarafından ağırlanan Zana Paris Şehri Gümüş Madalyasını aldı.
Zana ayrıca Fransa`da Paris, İsviçre`de Cenevre şehirleri tarafından Onursal Vatandaş seçildi.