Kemal Burkay 31 yıl sonra doğduğu topraklarda

Kemal Burkay 31 yıl sonra doğduğu topraklarda
Kemal Burkay 31 yıl sonra doğduğu topraklarda
Stockholm'den uçağa Burkay'la birlikte bindik. 31 yıllık ayrılık sona eriyor.
Haber: ORAL ÇALIŞLAR / Arşivi

Kemal Burkay 50 yıldır siyasetin içinde. Türkiye İşçi Partisi’nde başlayan sosyalistliğini sürdürüyor. Kürtlerin kendi kimlikleriyle açık siyaset yapmalarının tarihi de onun hayatının içinde. Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi’ni (TKSP) 1976 yılında bir grup Kürt arkadaşıyla kurmasından bu yana, sosyalistliğiyle Kürtlüğü bir arada yürüyor.
İki darbenin etkisiyle kesintiye uğrayan yaşamında inişler ve çıkışların olduğu açık. 1970’li yıllarda Kürt hareketinin en etkili isimlerinden birisiydi. Bu durum 12 Eylül 1980 darbesine kadar devam etti. Bazı Kürt illerinde destekledikleri adaylar belediye başkanlıklarını kazandılar. Mehdi Zana Diyarbakır Belediye Başkanlığı’nı Burkay’ın yasal alandaki hareketi sayılan “Özgürlük Yolu”nun desteğiyle kazandı. 12 Eylül 1980, Kürt hareketindeki dengeleri de değiştirdi. Devletin Kürtlere olan acımasız ve yok sayıcı tutumu, silahlı PKK ’nın adım adım gelişmesini sağladı. Öcalan’ın örgütlediği PKK’nın silahlı güçleri Türk devletiyle uzun soluklu bir savaşa girişti. 

Başlangıçta yasal alan barışçıydı. Ancak, yasal alan devletin baskısı altında çaresizleşti. PKK’nın şiddeti bu ortamda meşru olarak algılanmaya başlandı. Yasal alandaki Kürtler adım adım PKK’nın etki alanı içine girdiler. PKK 30 yıllık süreç içinde etki alanını sürekli genişletti.
Burkay, şiddetin dışında kaldı. Başından beri “silah çözüm değildir” fikrinde ısrarlıydı. Ancak, Kürdistan’da silahlar konuşuyor, silahın hükmü geçiyordu. Burkay’ın gücü ve etki alanı hızla daraldı. Yalnız Burkay’ın değil PKK’nın dışındaki bütün Kürt siyasi hareketlerinin de etkisizleştiğine tanık olduk. PKK ve onun etkisini hisseden yasal oluşumlar, egemenliklerini adım adım arttırdılar. 

Kemal Burkay bu gerçeğin farkında. Türkiye’ye dönerken büyük siyasi hesaplara girişmek niyetinde görünmüyor. Ancak diyor ki: “Bugün yarın değildir. Yarın sürecin nasıl gelişeceği bilinmez. Silahların susması aşamasına geçildiğinde Kürt siyasi hareketi içinde de farklılıklar kendisini daha kolay ifade edebilir hale gelirler. Bugün sesi fazla çıkmayan, etkisi fazla olmayan hareketler, gruplar, kişiler şiddetin etkisini yitirmesiyle görünür hale gelebilirler.” Burkay sol gelenekten geliyor, kendisini “Kürt sosyalisti” olarak tanımlıyor. Sol hareketteki zaaflarla, Kürt hareketindeki zaafların benzer karakterde olduğunu düşünüyor. Her iki hareketin de dünyadaki yeni gelişmeleri okumakta zorlandığına inanıyor. 

41 yıl önce 
1970 TİP Kurultayı’nda birlikteydik. 41 yıl önceki o kongre bir yol ayrımının da başlangıcıydı. Kemal Burkay, Tarık Ziya Ekinci ve daha birçok Kürt sosyalisti, Kürt meselesini artık yasal planda dile getirmekten yanaydılar. Benim de içinde olduğum siyasi hareket o dönemde “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını” savunuyordu. Kurultayın en genç delegelerinden birisi de bendim. Daha 24 yaşındaydım. Kürt meselesini savunan ve bu yönde bir karar alınmasını isteyen bir konuşma yapmıştım. 

TİP yönetimine yakın olanlar beni kürsüden indirmek ve konuşmamı kesmek istediler. Aralarında Burkay’ın da bulunduğu Kürt delegeler bana sahip çıktı. O kurultaydaki Kürt kararı daha sonra 12 Mart 1971 askeri darbesi döneminde karşımıza çıktı. TİP’in Anayasa Mahkemesi’nce kapatılmasında da bizim mahkûm edilmemizde de bu karar rol oynamıştı. Burkay’la Stockholm-İstanbul yolculuğunda elbette yalnız bugünü ve yarını değil geçmiş günleri de konuştuk. 4.TİP Kurultayındaki ayrışmayı, o dönemdeki arkadaşlarımızı, onların bugünkü durumlarını değerlendirmeye çalıştık. Behice Boran’ı, Sadun Aren’i andık. Bazı çevreler, onun PKK’nın etki alanı dışında olmasını “değerlendirmek” niyetindeler. O ise bu konularda temkinli. PKK’nın da, Öcalan’ın da bir yana itilmesinden yana değil. “Öcalan’la savaşmaya gitmiyorum” diyerek bu konudaki beklentilere bir anlamda cevap veriyor. Hayat tuhaf bir yolculuk. “Yakın tarih”in sayısız rengini kişiliğinde biriktirmiş olan Burkay, 70’inden sonra yeni bir hayata başlayacak. Önünde belirsizliklerle dolu günler var. Her zamanki kibar ve sakin haliyle, kendisini yeni bir hayata hazırlıyor.


Vali yardımcısı karşıladı
31 yıldır Türkiye’den uzakta yaşayan Kemal Burkay dün akşamüstü saatlerinde Atatürk Havalimanı’na indi. HAKPAR’Iı yönekticilerdenbiri uçağın kapısında körükte elinde çiçekle karşıladı Burkay’ı. İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Aydın pasaport girişinde karşıladı ve Burkay ayrı bir kapıdan giriş yaptı. Beraberindeki gazetecilerin de bu bölümden geçmesine izin verilmedi. 

Vali yardımcısı Burkay’ı oteline hemen götürmeyi teklif etti. Ancak İsveç’te yaşayan ve birlikte geldiği kızı Helin Burkay bu talebe itiraz etti. Burkay, kızının istediğini yaptı. Valizlerini alan Burkay ailesi normal yolcularla birlikte valizlerini almaya gitti.
Havaalanın gelen yolcu salonunda özellikle HAKPAR’lı partililerin yoğun bir ilgisi vardı. Burkay’ın gelişi ile birlikte büyük bir kaos yaşandı. Burkay havaalanında herhangi bir açıklama yapmadı. Polis eskortuyla bir araca bindirildi. Taksim’deki otele doğru yol aldı.

‘Açılım’a destek için geldi
31 yıllık sürgün hayatının ardından dün Türkiye’ye dönen Kemal Burkay’ın ilk mesajı ‘barış’ oldu. Barış için atılan her adımın desteklenmesi gerektiğini kaydeden Burkay “İster hükümet, isterse CHP ... Kim Kürt sorununun çözümü için olumlu adımlar atarsa onu desteklemek gerekir. Barışı sabote edenleri engellemek gerekir. Biz toplumu cendereye sokanlardan değiliz” diye konuştu.
İstanbul’da basın toplantısı düzenleyen Burkay, koşullar olgunlaştığı için döndüğünü söyledi. Beklediğinden daha büyük bir ilgiyle karşılandığını anlatan Burkay, “Biliyorum bu ilgi benim şahsıma değil, 30-40 yıllık mücadeleme” dedi. 

‘Süreç sabote edilmemeli’
 
Konuşmasında Kürt sorunu ve açılıma da değinen Burkay, şu mesajları verdi: “Hükümetin başlattığı açılım süreci vardı. Cesaretli bir adımdı. Umuyorum tüm engellere rağmen devam edecek. Ben de buna destek vereceğim. Geliş nedenim bu. Sabote edilmemesi önemli. Bence toplumu kanlı bir sürece sokmamalıyız. Ülkeye dönüşümüzü, hak ve özgürlük için direnen kitleler, politikacılar, aydınlar sağladı. Hükümet de olumlu adımlar attı. ”
Havaalanında yaşadığı kargaşaya da değinen Burkay “Ezileceğim diye endişe ettiler. Endişe etmesinler ben kolay ezilmem” şeklinde ironik bir göndermede bulununca salondan yoğun alkış aldı. (SERKAN OCAK/İSTANBUL)