Kenan Evren hatırlamıyor ama Erdal Eren hâlâ 17 yaşında...

Kenan Evren hatırlamıyor ama Erdal Eren hâlâ 17 yaşında...
Kenan Evren hatırlamıyor ama Erdal Eren hâlâ 17 yaşında...
12 Eylül darbesinin ardından Cuntanın, öğrenci Erdal Eren'i idam edilmesinin ardından 32 yıl geçti. Kenan Evren 'Asmayalım da besleyelim mi' dediği Eren'i darbe yapmaktan yargılandığı davada hatırlamadığını söyledi. Ancak sanal alemde Eren unutulmadı ve en çok konuşulanlar arasına girdi

Radikal.com.tr - 12 Eylül darbesi öncesinde er Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddia edilen Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi Erdal Eren, 32 yıl önce bugün 17 yaşında asılarak idam edildi.

Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü. Erdal Eren, Suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü düzenlenen gösteride gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı. Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkûm edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde infaz edildi.
Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan'a, "avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını"söyledi.
Ağabeyi Erkan Eren, Erdal'ın Mamak Askeri Cezaevi'nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu dile getirdi. Erdal'ın idam edildiği tarihte yaşının 18'den küçük olduğunu belirten Erkan Eren, infazı radyodan öğrendiklerini ve Erdal'ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini söyledi.
Ayrıca dönemin bir numaralı adamı Kenan Evren'in "asmayalım da besleyelim mi?" sözü Erdal Eren'e sarf edilmek maksadı ile ağızdan çıkmış sonrasında ise binlerce insana mâl edilmiştir.


EVREN HATIRLAMADI!

12 Eylül davasında Kenan Evren'e yaşı büyütülerek 17 yaşında asılan Erdal Eren sorulduğunda. "Asmayalım da besleyelim mi" dediği Eren'in resmine bakan Evren "Onu tanımadığını" söylemişti.
Müdahil Avukat Mehmet Horuş , 17 yaşında olduğu halde idama çarptırılan, yaşı büyütüldükten sonra Evren'in başında bulunduğu Milli Güvenlik Konseyi onayıyla idam edilen Erdal Eren'in fotoğrafını gösterdi. Horuş, tanıyıp tanımadığını sordu. Evren, başını 'hayır' anlamında iki yana salladı.


SANAL ALEM UNUTMADI

#ErdalErenÖlümsüzdür hashtag'i ile paylaşılan bazı mesajlar şöyle:‏

@kazakerkegi
siz hic 17 yasinda asildiniz mi? ben asildim. #ErdalErenÖlümsüzdür

‏@gupseo
#ErdalErenÖlümsüzdür, Darbeciler yargılansın.

‏@dismenore
#ErdalErenÖlümsüzdür erdal eren yaşıyor

‏@internetvekili
#ErdalErenÖlümsüzdür ama "Asmayalım da besleyelim mi?" diyen Kenan Evren tıpkı bu tabelada olduğu gibi yok olup gidecek

‏@MazlumGkpinar
Bir çok insanı rahatsız edecek iki özelliğimi açıklıyorum: hem solcu'yum, hem Fenerbahçe 'liyim.. #ErdalErenÖlümsüzdür #ErdalEren

@karaolorin
o hep 17 yasinda...

‏@themisler
17 yaşında astılar. Astılar çünkü korktular, Korktular çünkü yaşını büyüttüler,Yaşça büyüttüler çünkü yenildiler..

‏@EratalaySevinc
Ne cüsseli adamlar gördüm,"et"tiler.(ve çoktular) "Ne küçücük adamlar gördüm,safi "yürek"tiler,(ve azdılar)

‏‏@CTNYLMZ
"O vakitten sonra devlet, çocukların yaşlarını büyütüp asmıyor"

‏@dilekakin
18'de yaşı küçültülür tecavüzcülerin, 17'de yaşı büyütülür asılır bizim çocuklar!

‏@deniztemizsoy
17 yaşındaki bir fidanın yaşını yükseltip dar ağacında astınız..ama o ölmedi, yaşıyor

‏@DenizGezmis25
Kim Demiş Erdal Eren Öldü diye,Ben Onu Her Kavgama Her Davama Çağırıyorum..! Erdal Eren Hep 17'sinde..

‏@ferhatttunc
"Ve gün gelir, bir ışık demeti kuşanıp Darağacına çıkarız Erdal’ca, vedalaşırız bir üst geçitte!"

@sekerbiberrr
O daha 17 yaşındaydı yaşı büyültülüp idam sehpasına götürüldü o sadece çocuktu o hala 17 yaşında ve hep öyle kalacak

‏@AliGumus46
İlk Kez Bir Tabela için Bu kadar Çok Uğraşıyorum Bugün Bir Tabela Yazdım #ErdalErenÖlümsüzdür Buna Destek Verirsek Erdal Eren Hep Yaşar !

‏@one_pill
Zamanında Erdal Eren için ağlayanlar(!) 10 yıldır Erdal Eren'lere işkence etmeye devam ediyor #ErdalErenÖlümsüzdür binlercedir.

‏@jokeryan1
17 yaşında iken yaşı büyütülerek idam edilen #ErdalErenÖlümsüzdür

‏@roseesongul
32 yıl önce 13 Aralık'ta idam edilen Erdal Eren yaşasaydı bugün 48 yaşında olacaktı. cocuktuk,bu cografyanin ulusal oyunları vardi...bos vakitlerimizde "adam asmaca" oynar,birbirimizi asardik....

‏@AliGumus46 #ErdalErenÖlümsüzdür Tabelasına Destek Vermek Bir Onurdur.. 17'sinde İdam edilen Ve Hep Çocuk Kalan Erdalım'ı Yaşatalım

‏@Burcu_zturk
kıydınız ya genç yaştaki delikanlığa tarihte size kıyacaktır..

‏@FilizDgn
Sen hep 17 ya$indasin

‏@paranoyaktv
çocuklarımıza faşizmi nasıl anlatacağız biliyormusun öldürülenlerin resmi yeterli binlerce kayıp

‏@sevdayalciin
Erdal ölümle bile öldürülemeyendir! Işıktır düşse bile, ölmez, kirlenmez...

‏@mmustafa_sahin
o halen benden küçük bir çocuk..

‏@qokc3_qokc3
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda



ERDAL EREN’İN MEKTUBU


Erdal Eren, asılmadan önce ailesine yazdığı mektupta “Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar” demişti. Mektup şöyleydi:

"Sevgili annem, babam ve kardeşlerim;

Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemiz de olmadı. Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var. Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam, halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.

Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur. Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.

Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar. Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz. Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.

Devrimci selamlar, oğlunuz Erdal."