Kentsel dönüşümde baraka komedisi için açıklama

Kentsel dönüşümde baraka komedisi için açıklama
Kentsel dönüşümde baraka komedisi için açıklama
İstanbul Şişli'de paha biçilmez bir arazide, üzerinde sadece tek katlı barakalar olan arazide rezidans inşasının önünü açabilmek için barakalar 'afet riskli yapı' ilan edilmesi ile ilgili Şişli Belediyesi bir açıklama yaptı.

RADİKAL - Radikal'de dün yayınlanan ve Şişli'de yaşanan kentsel dönüşüm kapsamında rezidans yapımının önünü açmak için barakaların bulunduğu bir arazinin 'riskli alan' ilan edilmesiyle ilgili Şişli Belediyesi'nden açıklama geldi. Açıklama şöyle:


Bilindiği üzere; 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun”, riskli yapılar ile riskli alan ve rezerv yapı alanlarının tespiti hususunda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı yetkili kılmaktadır. Bu kanun uyarınca yürürlüğe sokulmuş olan yönetmelikte de, “riskli yapı tespiti; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan yapılar ile hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar hakkında yapılır.” denilmektedir.

Bir kentsel dönüşüm komedisi: Barakaları 'riskli' ilan ettiler

Şişli Merkez Mahallesi, 283 pafta, 10619 ada, 3 parsel sayı ile tapuda kayıtlı olan taşınmaz üzerindeki yapılar (Bu yapıların baraka niteliğinde olması anılan yönetmeliğin “bina” tanımlaması karşısında herhangi bir öneme haiz bulunmamaktadır); Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun çerçevesinde, yine Bakanlık tarafından riskli yapı tespitine konu edilmiştir. Bu tespit ile ilgili süreç (Belediyemizin inisiyatifinin dışında) tamamlanmış ve riskli yapı tespiti kesinleştirilmiştir. Öte yandan, 6306 sayılı kanuna göre, bir yapının riskli yapı değerlendirmesine konu yapılabilmesi için, maliklerin belirli bir çoğunluğuna da ihtiyaç bulunmamaktadır. Hisse oranı önemli olmaksızın tek bir malikin dahi başvurusu yeterli sayılabilmektedir.

Sözü edilen mevzuat, Belediyeleri bütünü ile by-pass etmekte olup; Belediyelere bu konu ile ilgili olarak verilmiş yegane görev, riskli yapı tespitinin ilgililerine tebliği; yıkım ve tahliyelerine ilişkindir. Keza kanun, riskli yapı tespitine Belediyelerin itiraz edebilmelerine de olanak tanımamaktadır. Dolayısıyla söz konusu alandaki yapıların riskli yapı olarak değerlendirilmesi ve bu değerlendirme çerçevesinde yıkım tasarrufuna konu edilmeleri Belediyelerin inisiyatifinde olmayıp, bütünü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait bulunmaktadır. Sonuç olarak Belediyemiz tarafından, parsel maliklerine gönderilmiş olan ihtarname Bakanlığın tasarrufunun tebliğinden ibarettir.  Bir başka deyişle, kanunun belediyelere vermiş olduğu görev postacılıktan ibaret olup bu kanuni görev yerine getirilmiştir.

 

Konunun üzerinde durulmayı gerektiren bir başka cephesi de Belediyemizin inisiyatif alanı içerisinde yapılanlarla ilgili işlemlerdir. Yukarıda işaret ettiğimiz gibi, 6306 sayılı yasa uygulaması bütünü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkisinde olup; Belediyenin herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe konulmuş olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. Maddesinin 1. Fıkrasının (ğ) bendi uyarınca  “(…) kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirlemek; Bakanlıkça belirlenen finans ve ticaret merkezleri, fuar ve sergi alanları, eğlence merkezleri, şehirlerin ana giriş düzenlemeleri gibi şehirlerin marka değerini artırmaya ve şehrin gelişmesine katkı sağlayacak özel proje alanlarına dair her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyeti kurulmasını temin etmek; 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan uygulamalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt, harita, plan ve parselasyon planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak, ruhsat işlerini gerçekleştirmek, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak.” görev ve yetkisi de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilmiştir.

Nitekim 644 sayılı KHK’nin Bakanlığa vermiş olduğu bu yetki üzerine, 283 pafta, 10619 ada, 3 parsel sayılı taşınmaza Bakanlık tarafından 05.5.2015 onanlı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar yapılarak askıya çıkartılmıştır. Şişli Belediyesi olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yaptığı bu planın iptali amacıyla İstanbul 8. İdare Mahkemesinde 2015/1534 E. sayılı dosya içerisinde İPTAL davası açılmış olup; dava hali hazırda derdesttir.

Şişli Belediyesi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın planlarının iptali istemiyle açmış olduğumuz davada;

1. Özel mülkiyete konu olan bu alanda; plan yapma yetkisinin Bakanlığa ait bulunmadığı; söz konusu taşınmazın “finans ve ticaret merkezleri, fuar ve sergi alanları, eğlence merkezleri, şehirlerin ana giriş düzenlemeleri gibi şehirlerin marka değerini artırmaya ve şehrin gelişmesine katkı sağlayacak özel proje alanı” niteliğinde olmadığı;

2. Donatı alanı eksikliği yaşayan; insan ve araç sirküleri bakımından İstanbul’un en yoğun ilçelerinden olan Şişli’de, yoğunluk artırıcı nitelikte plan yapımının kamu yararı niteliğini haiz olmadığı; öngörülen yapılanma hakkının şehrin marka değerini artırıcı değil; tersine azaltıcı bir sonuç yaratacağı; ilçenin mevcut trafik alt yapısının bu yoğunluğu taşıyamayacağı; sadece rant sağlamaya yönelik olduğu;

3. Planın planlama ilkelerine aykırı olarak yapıldığı; çevre yapılaşması, eko sistem, topografik yapı sosyal donatı alanları miktarı, mevcut trafik yoğunluğu, alt yapı olanakları gibi hususlarda gerekli etütlerin yapılmadığı;

Hususlarına işaret edilmiştir.

Şişli Belediyesi olarak, bu taşınmaza verilen fonksiyonun ve bu fonksiyon uyarınca gerçekleştirilecek proje uygulamasının kamu yararı taşımadığı yönündeki iddiamızın arkasında bulunmaktayız.