Keyfi gözaltına ceza

Polisin 'şüpheli şahıs' diye gözaltına aldığı avukat Metin İriz, İçişleri Bakanlığı'ndan 100 milyon lira tazminat kazandı.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Polisin 'şüpheli şahıs' diye gözaltına aldığı avukat Metin İriz, İçişleri Bakanlığı'ndan 100 milyon lira tazminat kazandı. İriz'in gerekçesiz gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğuna hükmeden mahkeme, benzer uygulamalar karşısında vatandaşların yargıya başvurmasının yolunu da açmış oldu.
Hukuk literatüründe yeri olmayan ancak hala Türkiye'de yürürlükte olan 'şüpheli şahıs' tanımı nedeniyle bugüne dek çok sayıda kişi gözaltına alındı. Polisin yasalara dayanan bu uygulaması istenmeyen olaylara yol açabildi.
Son olarak, 'şüpheli şahıs' diye gözaltına alınan ve bu nedenle bunalıma giren 14 yaşındaki Döndü Erdoğan'ın trajedisine tanık olundu. Ancak polisin bu uygulamasına, yargıdan 'Dur' anlamına gelebilecek bir karar çıktı. Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 1998'de şüpheli görüldüğü için gözaltına alınan avukat Metin İriz'in tazminat talebini haklı buldu ve 'polis uygulamasının hukuka aykırı olduğuna' hükmetti.
Kimliğe rağmen şüpheli
İstanbul Barosu Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu Servisi sorumlularından avukat İriz, 23 Nisan 1998'de saat 21.00 sıralarında Okmeydanı'nda evine giderken, polislerce durduruldu. Avukatlık kimliğini gösteren
İriz, polislere 'üzerini ve çantasını aramaları için mahkeme kararı alınması gerektiğini belirterek' izin vermedi. Kimliğini gösterdiği halde 'şüpheli'
durumundan kurtulamayan İriz, gözaltına alınarak Örnektepe Karakolu'na götürüldü.
Yakalama tutanağı hazırlanmadan gözaltına alınan İriz'in çantası, dosyaları karakolda didik didik arandı. İriz'in itirazlarına rağmen yapılan bu polis aramasının sonucunda da tutanak tutulmadı. Avukat İriz, savcının 'GBT'sinde (Genel Bilgi Taraması) bir şey yoksa bırakın' sözleri üzerine, 1.5 saat sonra serbest bırakıldı.
Yargıya başvurdu
Polisin bu keyfi uygulamasından rahatsız
olan İriz, yargıya gitti. Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvuran İriz, 466 sayılı 'Kanundışı Yakalama ya da Tutuklanan Kişilere Tazminat Verilmesine İlişkin Kanun'a dayanarak, İçişleri Bakanlığı'ndan 1 milyar lira manevi tazminat istedi. Mahkemenin isteği üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden gelen yazıda, 'olayın meydana geldiği tarihte herhangi bir asayiş uygulaması yapılmadığı' belirtildi.
İçişleri mahkûm oldu
Yargılama sonucunda Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden, benzer durumla karşı karşıya kalanların örnek alabileceği ve Türk hukuk tarihinde ilk kez rastlanan bir karar çıktı.
Ağır Ceza Mahkemesi kararında, avukat
İriz'in kimlik gösterdiği halde haksız yere gözaltına alındığını, çantası ve üzerinin mahkeme kararı olmaksızın arandığını, tutanak düzenlemeden yakalanıp serbest bırakıldığını belirtti.
Söz konusu durumun hukuka aykırı olduğuna hükmeden mahkeme, İçişleri Bakanlığı'nın
İriz'e 100 milyon lira ödemesine karar verdi.
Örnek karar
Avukat İriz, başına gelen olaydan sonra 'hak arama bilinciyle hareket ettiğini', bu nedenle dava açtığını söyleyerek şöyle konuştu:
"Verilen miktar açısından kararı temyiz ettik. Ancak bu karar, benzer durumlar için örnek teşkil etmesi açısından önemli. Bu, yargının bir tepkisidir. Hasan Özdemir'in dönmesiyle İstanbul'da yeniden asayiş uygulamaları dönemi başladı. İstanbul karakol haline geldi. Herkesin başına gelebilecek bir durum. Hukuk literatüründe
'şüpheli şahıs' diye bir şey yok. Bu durumda kalan vatandaşlar mutlaka dava açmalı ve haklarını aramalı. Bu türden kararların çoğalması caydırıcı olabilir."
Polisin 'şüpheli' sicili

  • 17 Mart 1999'da Bahçelievler'de uygulama yapan polisler, elinde çanta bulunan bir kişiden şüphelenince arama yapmak istedi. Elinde çanta bulunan Fuat Ünlü 'Dur' ihtarına uymayınca, polis tarafından vurularak öldürüldü. Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli üç polis memurunun 'kasten adam öldürmek' suçundan 24 ile 30 yıl arasında ağır hapisle cezalandırılması isteniyor.
  • 1999'da kimlik kontrolü yapmak isteyen polisten kaçmaya çalışırken 'Dur' ihtarına uymayan 18 yaşındaki Volkan Koç, kalbinden vurularak öldürüldü.
  • 14 yaşındaki Döndü Erdoğan, iki sokak ötede oturan ablasına poşet içinde tencere götürürken 'şüpheli' görünerek gözaltına alındı. Karakolda yaşadıklarının etkisinden kurtulamayan Döndü, intihara teşebbüs etti.
    Tantan kaldırmıştı
    Huzur operasyonu adı altında İstanbul'da düzenlenen asayiş uygulamaları, eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan zamanında kaldırılmıştı. Ancak Tantan'ın istifasının ardından vekâleten İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne atanan Hasan Özdemir, eski geleneği yeniden başlattı. İstanbul'un hemen her bölgesinde hafta sonları gece saatlerinde düzenlenen operasyonlarda, kimliksiz kişilerin yanı sıra çok sayıda kişi de 'şüpheli' diye gözaltına alınıyor. Ancak Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, bu tür aramaların gereksinim halinde yazılı izne göre yapılmasını öngörüyor.
    Yasa ne diyor?
    Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu 9. madde:
    Polis, kamu düzenini ve anayasal hak ve özgürlükleri korumak bakımından zorunlu ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerle, il sınırları içinde valinin, ilçe sınırları içinde kaymakamın somut olay ve gereksinimleri için her seferinde yeniden vereceği emirle, kişileri ele geçirmek amacıyla kişilerin üstlerini, araçlarını ve eşyasını arar, suç unsuru gördüklerine el koyar, evrakıyla birlikte adalete teslim eder. Arama emri yazıyla verilir.
    Polise karşı haklarınız
  • Polise kimliğinizi göstermek zorundasınız.
  • Üzerinizi ve eşyalarınızı aramak isteyen polis de, valilikten aldığı izin kâğıdını göstermek zorunda.
  • Gözaltına alındığınızda avukatınıza ve yakınlarınıza haber verilmesini isteyebilirsiniz
  • Avukat tutacak paranız yoksa, baronun CMUK servisinden ücretsiz avukat isteyebilirsiniz.
  • Avukatınız gelmeden ifade vermeme hakkınız var.
  • Karakola götürüldüğünüzde suçlamanın ne olduğunu hemen öğrenme hakkına sahipsiniz.
    Dava açabilirsiniz
    Türk Ceza Kanunu'ndaki 466 sayılı 'Kanundışı Yakalama ya da Tutuklanan Kişilere Tazminat Verilmesine İlişkin Kanun'a göre, haksız yere 'şüpheli' denilerek gözaltına alındığınızda, tazminat davası açma hakkınız bulunuyor.
    Bunun için bir şikâyet dilekçesi hazırlayarak mahkemeye başvurup manevi tazminat talebinde bulunabilirsiniz. Ayrıca olayın sorumluları hakkında da cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunma hakkınız var.