'Kimi gider, kimi kalır!'

Kayseri'de, aşevinin çöpe attığı marulları almak isterken otomobil altında kalarak can veren Zurnacı sülalesinden beş çocuk dün ağıtlar eşliğinde toprağa verildi. Nizip'ten her yaz Kayseri'ye kâğıt toplamaya, düğünlerde çalgı çalmaya gelen esmer vatandaşların mahallesinde çocuk olmak, aslında ölüme hep yakın durmak demek. Derme çatma evler arasında, yarı çıplak gezen, oynayan çocukları görünce bir kadına soruyoruz: "Böyle üşümezler mi?" Yanıt: "Ne yapalım, kimi gider, kimi kalır..."
Haber: DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

KAYSERİ - Necipfazıl Bulvarı üzerinde kırmızı boyayla küçük bir bedenin sığabileceği büyüklükte bir daire çizilmiş. Biraz ilerisinde birkaç daire daha. Küçük çelimsiz bedenler morga götürülürken, olay yeri incelemesi yapan polis ekipleri çizmişti bunları. Kayseri Hali'nden fakirlere dağıtılması için gönderilen, aşevi tarafından da çevredeki fakirlere dağıtılan marullar cezbetmişti onları. Ancak marul yığınının yanına vardıklarında sadece çöplerin kaldığını görünce elleri boş dönmüşlerdi. Şen kahkalarını acı bir fren sesi bastırdı, önce dördü, bir gün sonra da beşincisi öldü.
Melikgazi beldesinin esmer çocuklarından altısıydı onlar. Kemeraltı Mahallesi'nde yaşıyorlar. Aileleri aslında Gaziantep Nizipli. Orada davul, zurna çalarak yaşamlarını sürdürüyor. Zaten yarısının soyismi 'Davulcu', yarısınınsa 'Zurnacı'... Bahar çiçekleri açar açmaz Kayseri'ye geliyorlar. Düğün mevsimi açılmışken çalgıcılar için daha fazla iş olanağının olduğu zamanlar tutuyorlar Kayseri'nin yolunu.
Tek bildikleri kendilerinden önce de büyüklerinin bahar ayında ellerinden tutup onları Kayseri'ye getirdikleri. Şimdi büyüdüler, evlendiler ve onlar da çocukları okuldan çıkarıp Kayseri'ye getiriyor. Kemeraltı Mahallesi onlar için yerleşim açısından ideal. Çünkü burası eski Kayseri. Yerliler yıkık binaları çoktan terk etmiş. Onca yıllık taş binalar teker teker apartmana dönüşüyor. Ev sahipleri yıkılana kadar bu evleri aylık 20 ya da 30 YTL'ye kendi deyimleriyle 'esmer vatandaşlara' kiralıyor. Ev bulamayanlar çadır kuruyor.
İş alanları fabrikaların olduğu sanayi bölgesi, lojmanlar, maddi durumu iyi olanların oturduğu mahalleler. Sanayiye gidenler hurdaları toplarken, diğerleri çöplerden karton ve pet şişe ayıklayıp satıyor. Şanslı olanlar zengin çöplerinden giyecek bile bulabiliyor. Çocuklar da sabah ezanıyla işbaşı yapıyor. Hurda günde 25-50 YTL, karton ve pet şişe 5-10 YTL kazandırıyor.
Yüksek apartmanların gölgesindeki taş evlerde şimdi hüzün var. Ölen çocukların aileleri cenaze için Gaziantep'e gitmiş. 27 yaşındaki Mustafa Öztürk ve 25 yaşındaki Tahsin Davulcu'yla konuşuyoruz. "Burada fabrika çok. Kâğıt topluyoruz. Hurda topluyoruz. Bahar olunca hep beraber geliyoruz. Benim babamlar, dedemler de gelirdi buraya. Alışmışız artık" diyorlar.
Altı çocuk annesi 40 yaşındaki Hamiyet Davulcu ise tepkili: "Çadırlarımızı yıkıyorlar bazen. Aşevinden yemek alamıyoruz. Bir kat yatak dışında hiçbir şeyimiz yok."
Taş binaların her yerinden bir çocuk çıkıyor. Daha bir gün önce birlikte oynadıkları arkadaşları ölmesine karşın kendi havalarındalar. İçlerinden biri taşa oturmuş, başını ellerinin arasına almış. Gözlerinde biriken yaşları bir türlü boşaltamadığı belli. Ölenlerden üç çocuğun ağabeyi Gökhan Zurnacı olduğunu öğreniyorum. Gözyaşlarını saklayarak uzaklaşıyor yanımızdan. Çocuklarla sohbet ediyorum. "Sabah neler yapıyorsunuz?" deyince, 11 yaşındaki Gamze Davulcu başlıyor anlatmaya:
"Elimizi yüzümüzü yıkıyoruz. Dişlerimizi fırçalıyoruz..." Hemen 16 yaşındaki Sami Öztürk, karışıyor söze, "Doğru söyleyelim. Dişlerimizi fırçalamıyoruz..."
Gamze, ilkokul ikiye kadar okumuş. İçlerinden sadece o, okusaydı öğretmen olmak istediğini söylüyor. Sami'yse üçüncü sınıfta bırakmış. "Neden" diyorum, "Ee büyüdüm ondan" diyor. "Evde ne yemek pişiyor?" diye sorduğumda, içlerinden biri "Çay, ekmek" deyince, Gamze karışıyor yine söze, "Geçen gün tavuk da yedik."
Hasan Zurnacı 16 yaşında. Hiç okula gitmemiş. Günde 20 YTL kazandığını ve halinden memnun olduğunu söylüyor. "Büyüyünce ne olacaksın" sorusuna verecek bir cevap bulamıyorlar. Çöpten buldukları pet şişeleri satarak 5 YTL kazandıklarını anlatıyorlar. "Annenize mi veriyorsunuz" deyince, içlerinden biri "Ekmek alıyoruz" diyor. Kısık sesle ara sırada dondurma aldıklarını itiraf ediyorlar.
Biraz ileride kendilerine ev bulamayıp dışarıda kalan bir aileye rastlıyorum. Kahvaltı ediyorlar. Etrafta yine çocuklar dolaşıyor. Kadınlardan Emine Davulcu'ya "Çocuklar üşütmez mi" deyince, aslında her şeyi özetleyen sözü söylüyor:
"Ne yapalım, kimi gider, kimi kalır.."