Kimileri küresel ısınmaya hasret!..

Kentin kuzeybatısına doğru dağların arasında eksi 10 derecede yol alırken TRT Erzurum Radyosu ABD'de soğuktan 60 kişinin öldüğünü duyuruyordu. Californiya'da soğuk narenciye ağaçlarını vurmuş. Ülkenin dokuz eyaleti kar altında kalmış...
Haber: DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

ERZURUM - Kentin kuzeybatısına doğru dağların arasında eksi 10 derecede yol alırken TRT Erzurum Radyosu ABD'de soğuktan 60 kişinin öldüğünü duyuruyordu. Californiya'da soğuk narenciye ağaçlarını vurmuş. Ülkenin dokuz eyaleti kar altında kalmış... Erzurum'a yaklaşık 200 km. uzaklıktaki Akyazı Köyü'ne giderken, yollar kapalı. Telefon bağlantısı kopmuş, elektrik de verilemiyor. Muhtemelen Oklahomalılar, burada yaklaşık iki aydır yaşanan sıkıntıyı, bu yıl kar görmeyen, hatta kuraklık endişesi duyan İstanbullulardan daha iyi anlıyor.
Doğudaki zorlu kış koşullarını yerinde görebilmek için Erzurum'a gittik. Salı günü yağan karın izleri kent merkezinde duruyordu. Ancak kentin yolları açık. Meteoroloroji'ye göre kar iki günlük ara vermiş. Kent merkezinde soğuk ve kardan çok daha önemli bir konu gündemin ilk sırasında.
Üniversitelerarası 'Universiad 2011 Kış Olimpiyatları'nın kentte yapılması kararı kutlanıyor. Kazanılan başarı büyükşehir belediyesi önünde kurulan standda şarkılar eşliğinde halka duyruluyor. Beyaz çile yaklaşık 1 milyar YTL'lik kazanca dönüşecek. Akşama doğru bastıran ayaz yüzünden yollar çoktan buz pistine dönmüş. Herkes kar yağsa da hava yumuşasa diye bekliyor. Oysa kentlinin havasını yumuşatacak olan kar, köy yollarının kapanması demek.
Kar savaşçıları
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ramazan Sodan'ın verdiği bilgiye göre iki ayda 4 bin 582 kilometre yol açılmış ve bunun için 4 milyon YTL'ye yakın para harcanmış. Kış boyunca kentteki 883 köyde resmi dille 'kar mücadelesi' yapılıyor. Mücadeleyi gerçekleştiren kar savaşçıları ise 19 ilçede kurulmuş bakımevlerinde görev yapıyor. Perşembe sabahı saat 08.46'da İdare'ye ait dörtçekerli arazi arabasıyla yola çıktık. Arabayı Bedri Şen kullanıyor, envanter sorumlusu İsa Özdoğan da ona eşlik ediyordu.
İlk durağımız Ilıca ilçesine bağlı Ovacık Bakımevi'ydi. Oradan da yolları kapanan köylere ulaşacaktık. Şehri arkamızda bıraktığımızda artık cep telefonlarımız çekmiyordu ve sadece TRT Erzurum Radyosu'nu dinleyebiliyorduk. Ovacık Bakımevi'nde saat 10.00 gibi vardık. Bakımevinde 14 kişi çalışıyor. Yolları kapanan köyler bakımevine telefon açıyor ve görevli ekip saat kaç olursa olsun yolu açmak için kolları sıvıyor.
Ekip bakımevinde kalıyor. 10 gün izinsiz çalıştıktan sonra dört gün izin yapıyorlar. Geceli gündüzlü çalıştıkları halde mesai almıyorlar. Haftada bir kere kendi ceplerinden ödeyerek 14 kişilik yiyecek alışverişi yapılıyor. Telefonlar üç dakikayla sınırlı. Faturanın 55 YTL'yi aşan kısmını kendileri ödüyor. Gece çalışmalarının en büyük tehdidi aç kurtlar. Bu durumda yapılacak tek şey arabada beklemek. Birbirlerinden sonra en yakın dostları köylüler. "Bizi köylülerin duası cennete götürecek" diyorlar.
Çarşamba gecesine kadar bakımevinin sorumluluğundaki köylerden 63'ünün yolu kapalıydı. 24 saatlik çalışma sonunda bunlardan 30'unun yolu açıldı. Şimdi ekibin görevi kalan 33 köy yolunu daha açmak.
Akyazı Köyü'nden gelen telefondaki ses çocukların üç gündür okula gidemediğini, elektriklerinin de olmadığını söylüyordu. Sıcak bir bardak çaydan sonra bir grayder ve yükleyiciyle birlikte yola çıktık. Ekipbaşı Ömer Bayramoğlu'nun verdiği bilgiye göre izleyeceğimiz güzergahta 12 köy var.
Yükleyici kepçe karları sağa sola savurarak yolu açarken Ömer Bayramoğlu'nun bölgeyi avucunun içi gibi bilmesi ve macera filmlerindeki başrol oyuncuları gibi kendine güvenli tavırları herkesi rahatlatıyor. Neredeyse 20 yılını karın geçit vermediği dağ yollarını açmakla geçirmiş. Ne aç kurtlar, ne çığ tehlikesi korkutuyor onu. Ama üç oğlunu görememek en büyük üzüntüsü: "Hesapladım 25 yılımı doldurduğumda evde sadece 5 yılımı geçirmiş olacağım" diyor.
Güzergâhtaki ilk köy Karakale. Köy okulunun öğretmeni Erdal Aslan karşılıyor bizi. Karakale, merkeze yakın olduğu için şanslı. Köyün yolları kısa zamanda açılıyor. Ancak elektriklerin sık sık kesilmesi köylüleri canından bezdirmiş. Aslan, "Ders öğleden sonra bitiyor. Bazen öğrencilerle top oynarız. Köylülerle bakkalda sohbet ederiz. Elektrikler yoksa saat sekiz gibi herkes uyur. Kışın köyde yaşam budur" diyor.
Karakale'den sonra karşımıza Kızılkale çıkıyor. Kapısını çaldığım 60 yaşındaki Fatma Gül'e "Burada kışın yaşam nasıl diye görmeye geldim" dememe kalmadan, Fatma teyze "Ne yaşamı, görmüyor musun ölüyoruz soğuktan" diyerek bir sonraki soruma gerek bırakmıyor. Yol boyunca Kapılı, Yukarı Canören, Aşağı Canören, Halilkaya köylerinden geçiyoruz. Sıkıntılar hep aynı.
TRT Erzurum Radyosu'ndan yükselen türküler eşliğinde, kristalleşmiş kar manzaralarını izleyeyerek ilerlerken Abdullah Güllüce'nin kullandığı yükleyici dozer birden duruyor. En yakın köy Akyazı'ya iki kilometreden fazla bir mesafe var. Yolu yürümek mümkün değil. Kar kalınlığı bir metreyi aşmış. Hava sıcaklığı eksi 10 civarında. Saat 12'yi geçiyor. Arabadan inip hemen dozerin yanına gidiyoruz. Sorun kimseyi şaşırtmıyor. Fren takımı donmuş. Bu, biraz bekleyeceğiz demek. Bayramoğlu ve Güllüce işe koyuluyor. Onlar aracı tamir etmeye çalışırken kardaki kurt izleri dikkatimi çekiyor. Bütün soğukkanlılığımla "Kurtlar gelir mi?" diyorum. Makinelerin sesinin onları uzak tutacağı cevabını alıyorum ama yine de temkinli olmakta fayda var.
Bir saati aşan çalışmanın ardından fren takımları değişiyor. Yükleyici kepçemiz yine eski randımanına kavuştu. Aslında suçlu o değil. Kepçe de greyder de 23 yaşında.
Arada bir teklemesini herkes mazur görüyor ama gece çalışmaları sırasındaki arızalar çok tehlikeli. Araçların bir an önce
emekliye ayrılıp yenileri alınmalı.
Önümüzdeki karlı yol üç-dört saatte ancak açılabiliyor. Karın yolun kenarına atılması işin bittiği anlamına gelmiyor. Rüzgâr yüzünden karlar yine yolu kapatabilir. Bünyamin Çember'in kullandığı greyder karları daha da aşağılara atarak bu riski ortadan kaldırıyor. Böylece Akyazı Köyü'ne ulaşıyoruz. Akyazı, Nezirinsarpı ve Çarkak denilen iki koca dağın arasına sıkışmış 20 haneli 120 kişinin yaşadığı küçük bir köy.
Çocuklar karşılıyor bizi. Sürekli iş makinelerinin etrafındalar. Niyetlerini sonradan anlıyorum. Köyde top oynayacakları tek düz alan karla kaplanmış. Oranın düzeltilmesini istiyorlar. Birazdan istekleri yerine gelecek. Hepsi çok mutlu. Çocuklar Aşağı Canören Köyü'ndeki okula gidiyor. Sabahları servis var. Ama üç gündür servis gelememiş. En çok elektrik olduğunda televizyonda maç izlemeyi seviyorlar. En çok özledikleri meyve ise portakal.
İçlerinden biri "Buraya ekmek gelmiyor. Annelerimiz ekmek yaparken hasta oluyor" diyor. Diğerleri de "Evet annelerimiz hasta" deyince köyün önemli sorunlarından birini öğrenmiş oluyorum. Akyazı'nın kadınlarının başı ağrıyor. Kapalı yollar ve köye ulaşımın zor olması nedeniyle buraya şehir ekmeği gelmiyor. Kadınlar ekmeği tandırda yapmak zorunda. Tandırın yoğun dumanı kadınların başını ağrıtıyor. Doktorlar "Ekmek yapmayın" tavsiyesinde bulunmuş ama buna uymanın karşılığı açlık.
Çamaşır makineleri süs gibi
Akyazı Köyü'nde donan sular da kadınların bir başka sorunu. Bin bir hevesle alınan çamaşır makineleri kışın çalışmıyor. Köye kış boyunca sebze ve meyve de gelmiyor. Yalnızca patates, bulgur ve makarna pişiyor ocaklarda... Akyazı Köyü'nün en büyük sorunlarından biri hastalık. Köyde bir hasta varsa ve yollar kapalıysa hemen tahtalardan kızak yapılıyor. Eğer tahta bulunamazsa hasta battaniyeyle taşınıyor. 54 yaşındaki Huriye Bozkurt birkaç gün önce hastalanmış: "Geceydi, yol kapalıydı. Bir battaniyenin içine koydular. 10-15 erkek ancak taşıyabildi. Kalp hastalığım var. Hastalanmaktan korkuyorum. Kış geldiği zaman 'Eyvah yine mahpusa girdik' diyorum."
Köylüler, Akyazı'nın taşınmasını istiyor. Bu taleplerini devlete ilettiklerinde önlerine tek bir şart konulmuş, köyü taşımak istedikleri araziyi kendilerinin alması gerekiyor. Bu da hane başına 75 milyar lira demek. Akyazı çaresizlikten kaderine razı olmuş. Köydeki herkesin cep telefonunun olması şaşırtıyor bizi. Ancak onlar için cep telefonunun anlamı şehirlilerden çok daha farklı. Normalde cep telefonları çekmiyor. Telefonun çekmesi için dağa tırmanmaları gerekiyor. Köyde telefon kesildiğinde ve acil bir durum olursa biri cep telefonuyla dağa çıkıyor ve yardım istiyor. Akyazı dünyayla bağlantısını dünyanın son teknolojisini dağ başında kullanarak sağlayabiliyor.
Akyazı'nın yolu şimdilik açık. Cumartesi günü Meteoroloji kar uyarısı yaptı. Köylerin yolları yine kapanacak. Ovacık Bakımevi'nin emektar makineleri hazır bekliyor. Ekipbaşı Bayramoğlu'nun kulağı telefonda.