Kitabı Yeşil yazdırdı diyenler de olacaktır

'Yeşil' isimli kitabın iki yazarından biri olan Cemalettin Emeç, 1978 Elazığ doğumlu bir ülkücü. Uzun yıllar ülkücü kesime mensup muhtelif gazete ve dergilerde çalışan Emeç, 2007 yılının sonuna doğru cezaevinde yatan Murat Yıldırım'dan mektup alıyor. Yıldırım mektubunda, babası Mahmut Yıldırım yani Yeşil'le ilgili kitap yazmak istediğini belirtiyor ve soruyor: "Birlikte yazalım mı?"


Bunun üzerine Cemalettin Emeç, kendi ifadesiyle, teknik hazırlıklara başlıyor. O güne kadar Yeşil adına yazılmış bütün kitapları, yapılmış bütün haberleri topluyor. Ayrıca kendisini de araştırmalar yapıyor.

Emeç, "bu kadar bilgiye nasıl ulaştıklarına" dair sorumuzu ise biraz dolambaçlı bir yoldan cevaplandırmayı tercih ediyor: "1996’da Yeşil ortadan kaybolduğunda Murat 17 yaşında ve evin büyük erkek oğlu. Babasının yanına gelip gidenleri görüyor. Yazdıklarımızın bir kısmını babasından duymuş olabilir, kendisi bazı kareleri zihninde birleştirmiş olabilir."

Psikolojik savaş uzmanı

Hakkında yazılanları okuyup yaptıklarını öğrendikçe Yeşil’e büyük bir hayranlık beslemeye başladığını söyleyen Emeç, "Bu kitabı bize Yeşil’in yazdırdığını söyleyecek olanlar da çıkabilir. Biz buna da hazırlıklıyız. Ben Yeşil’i hiç görmedim. Hayatta mı, değil mi, onu da bilmiyorum. Ama Yeşil müthiş bir savaşçı, büyük bir psikolojik savaş uzmanı. Bana göre, Güneydoğu’da bütün bunlar olup biterken çizgisini bozmamış tek adam Yeşil. Yaşıyorsa Allah selamet versin, ölmüşşe Allah rahmet eylesin" diyor.

Bir odadan on yıl çıkmaz

Cemalettin Emeç’in şu sözleri ise Yeşil’in yaşayıp yaşamadığına ilişkin kuşkuları daha da derinleştiriyor: "Yeşil son derece disiplinli bir insan. Küçük bir odadan on yıl dışarı çıkmaması gerekiyorsa, on yıl dışarı çıkmaz. Bu kitabı okuyanlar, Yeşil’e iftira atan ve ortalıkta kahraman gibi dolaşan bazı isimlerin gerçek yüzlerini de görecekler."

Emeç, kendisinin herhangi bir istihbarat birimiyle ilgisi olup olmadığına ilişkin sorumuz karşısında ise, herhalde bizi fazla saf bulduğundan olsa gerek, kahkahalarla gülüyor.(Hürriyet)